Ana içeriğe geç
Sözlük

yaygı ile cümle

yaygı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu yaygın bir yakınma haline gelmiştir.Cette pratique est devenue très courante.
Kolombiya stili Latin Amerika’da en yaygın olan stildir.Le style colombien est, quant à lui, le plus commun en Amérique latine.
Bunlar arasında sadece 10BASE-FL yaygın kullanıma sahiptir.De ceux-ci, seulement 10BASE-FL est beaucoup utilisé.
ITU-T tarihçesini yansıtan H.26L adı daha az yaygın olmakla birlikte hala kullanılmaktadır.Le nom H.26L, rappelant son lien avec l'UIT-T est nettement moins commun mais toujours utilisé.
O yıllarda Bell laboratuvarında yaygın kullanıldı.Depuis il travaille dans les Laboratoires Bell.
Propofol aynı zamanda yaygın veteriner ilacı olarak da kullanılır.Le propofol est aussi utilisé de manière courante en médecine vétérinaire.
Proteinler için yaygın bir yöntem, uzak mor-ötesi (170-250 nm) dairesel dikroizmdir.Pour les protéines, la méthode la plus courante est le dichroïsme circulaire dans l'UV lointain (170-250 nm).
Doru olanlar Hortobágy Ulusal Parkı'ndan Nonius atları arasında daha yaygındır.Les individus bais sont plus fréquents chez les chevaux Nonius provenant de Hortobágy.
1970'lere kadar tarihçiler arasında bu görüş yaygındı.Cette image est débattue à partir des années 1970 par les historiens.
Büyük karıncayiyen Bolivya'da hem spor amaçlı hem de eti için yaygın olarak avlanmaktadır.Le fourmilier géant est communément chassé en Bolivie, à la fois pour le sport et la subsistance.
Ancak bisiklet hırsızlığı oldukça yaygındır.La pratique du vélo est très répandue.
İnsanlık tarihinin çoğunda sosyo-ekonomik örgütlenmenin en yaygın biçimi olmuştur.Ils ont été la forme la plus commune de l'organisation socio-économique pour la plupart de l'histoire humaine.
Anadolu'nun en yaygın akrep türüdür.C'est l'espèce d'anaconda la plus répandue.
Doğrudan vergi toplama Antik Yunanistan'da yaygınlaşmiş bir olgu değildi.La fiscalité directe n’est pas très développée en Grèce antique.
Bu tür, en yaygın dilencilik şeklidir.Ceci est la forme de la prière la plus désirable.
Şimdi en yaygın olanları açıklayalım.Passons maintenant au cas général.
1848-49'daki yaygın Alman devrimleri birleşmeyi ve tek bir Alman anayasasını amaçlıyordu.Les Révolutions de 1848-1849 en Allemagne visaient l'unification et une unique constitution allemande.
Yoksulluk yine de yaygındı.La misère est générale.
Chanson-de-Guerre: En yaygın Fransız ağır sıklet ejderhasıdır.Chanson-de-guerre Le Chanson-de-Guerre est le plus fréquent des poids lourds français.
Vampir yarasa güneydoğu Brezilya’daki en yaygın yarasa türüdür.Le Vampire commun est l'espèce de chauves-souris la plus commune dans le Sud-Est du Brésil.
Çete yaygın olarak Crips ile olan rekabeti ile bilinir.Ce gang est connu en bonne partie pour sa rivalité avec les Crips.
Japonya'da yaygındır.Il est très répandu au japon.
İran neredeyse bütün kasaba ve şehirleri birbirine bağlayan yaygın bir yol ağına sahiptir.L'Iran a un vaste réseau routier goudronné reliant la plupart de ses villages et toutes ses villes.
Yaygın olarak NPC (İngilizce: Non-Player Character) adıyla bilinir.Il s'agit de la traduction littérale du terme anglais non-player character (NPC).
Bayrağın yaygın kullanılan iki farklı versiyonu vardır.Il existe deux versions différentes sur la création du drapeau.
Engin, yaygın veya kurban etmek manalarını taşır.On ne lui voue donc aucun culte, ni sacrifice ou autre.
Yapılışı basit olduğundan ekonomiktir ve çok yaygın olarak kullanılır.Elle est économique, c'est la raison pour laquelle elle est largement utilisée.
Erken yaşta evlilik yaygındır.Les mariages précoces sont fréquents.
Karakovan bal yetiştiriciliği de oldukça yaygındır.L'état général de la tapisserie elle-même étant heureusement bon.
Latince çok yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandı.L'usage du latin se généralise.
Ayrıca tekrar tekrar veba yaygınlık gösteriyordu.La peste faisait régulièrement son apparition.
Uygur Türkleri ile evlilikler yaygın değildir.Les mariages entre latins et orientaux ne sont pas rares.
İmparatoriçe Theodora, M.S. 28 Haziran 548 tarihinde, yaygın kabule göre, kanserden ölmüştür.Le 28 juin 548, l'impératrice Théodora mourut d'un cancer.
Japonya'da trafik suçları yaygındır.Les courses de trait-tract sont populaires au Japon.
Bu tip sertifikalar en yaygın olandır.Ce type de sutartinés est le plus répandu.
Bu gerekçelerle yaygın olarak kullanılmaktadır.Pour ces raisons, elles sont largement utilisées.
Eşitlik, özgürlük ve adalet ilkeleri yaygınlaşmaya başladı.Les principes d'équité, d'égalité, et de justice sociale sont mis en avant.
Guyot en yaygın olarak Pasifik Okyanusu'nda bulunur.La majorité des guyots se trouve dans l'océan Pacifique.
İmparatorluk dünyanın çeşitli bölgelerinde İngilizcenin yaygınlaşmasını sağladı.Ce dernier introduisit l'usage de l'anglais dans de nombreuses régions du monde.
Günümüzde bu sistem batı ülkelerinde yaygınlaşmıştır.De nos jours, il y est porté essentiellement dans les États de l'Ouest du pays.
Yahudilik ise Yahudi Özerk Oblastı'nda yaygındır.La question reste controversée au sein du monde juif,,.
Ana madde: Şarap Şarap yaygın olarak tüketilir ve en seçkin, en sağlıklı içecek olarak kabul edilirdi.Le vin était largement consommé et était considéré comme une boisson prestigieuse et saine.
Kızıl kuyruklu şahin Kuzey Amerika'da çok yaygın olarak bulunur.L'écureuil roux d'Amérique du Nord est largement répandu à travers le continent nord américain.
Latin Amerika'da darbeden sonra değişik rütbede askerlerden oluşan cunta yönetimi oldukça yaygındır.L'attitude des différents pays de l'Amérique latine est historiquement assez hétérogène.
Şu anda Dünya'daki en yaygın ikinci ağ tarayıcısıdır.Aujourd'hui, elle est la deuxième station la plus fréquentée du réseau.
Epilepsi yaygın bir tanı olmuştur.L’épilepsie est fréquente.
En yaygın kullanılan Yunan soyadıdır.C'est le nom irlandais le plus courant.
Yaygın biçimde satılmış ve dağıtılmıştır.Il est le plus vendu et diffusé.
Bilişsel davranışçı terapi, astrafobiyi çözmek için yaygın kullanılan bir terapidir.La psychothérapie cognitivo-comportementale est souvent utilisée pour traiter l'astraphobie.
Daha iyi taklitçilerin genleri, türler arasında daha yaygın hâle gelir.Il est plus difficile de comparer entre elles les espèces Homo tardives.
Ayrıca şarap tüketimi de oldukça yaygındır.Par contre la consommation de vin est conséquente.
Diğer eski Sovyet ülkelerinde ve İsrail'de de yaygın olarak tüketilir.Aujourd'hui, on peut aussi le déguster dans d'autres pays de l'ex-URSS et même en Israël.
Yaygın bulunan aileler; Petek, Özbek, İşler.Ils sont un peuple de mensonges, d'affabulations, de trahison, et de complots.
ABD'de yaygın olan pişirme stilleri, diğer Batı ülkelerindekilerine benzer.Les petits déjeuners à l'occidentale sont similaires à ceux servis aux États-Unis.
Kuzey Amerika ve Kuzey Meksika’da çok yaygındır.Il est répandu en Amérique du Nord et au nord du Mexique.
En yaygın bayrak yarışları hem kadınlarda hem erkeklerde 4x100 metre ya da 4x400 metrede yapılır.Pour la première fois dans une compétition, quatre femmes franchissent 4,80 m ou plus.
En yaygın konuşulan diller Macarca, Fince ve Estoncadır.Les langues ouraliennes ayant le plus de locuteurs sont le hongrois, le finnois et l'estonien.
O yıllarda bebek ölümleri oldukça yaygındı.La mortalité infantile était très élevée à cette époque.
Yitim zonları boyunca yaygın olarak görülürler.Vous pouvez voir à travers les continents.
Domuz ayaklı keseli Avustralya'nın tüm güneyinde yaygındı.La fourmi sauteuse est abondante partout en Australie.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod