Palau'da Turizm ve balıkçılık yaygın ekonomik etkinliklerdir.Jagd und Fischerei sind in Finnland weit verbreitete Beschäftigungen.
Rodezya’da da yaygın olarak kullanılmıştır.Auch in Roswell ist sie einige Male zu hören.
Türkiye'de "Meluncan" şeklindeki yazım yaygındır.In der Türkei ist der Name „Mesket Türkleri“ weit verbreitet.
Bunların içinde de en yaygını “kontinü sistemi”.Das am weitesten verbreitete ist das Major-System.
O yıllarda bebek ölümleri oldukça yaygındı.Die Kindersterblichkeit war damals sehr hoch.
Soğuk olarak servis edilmesi daha yaygındır.Üblicher ist allerdings, sie noch zu braten.
Denizcilikte seyir, havacılıkta ise seyrüsefer terimi daha yaygın kullanılır.In der Schifffahrt und in der Luftfahrt ist nur der Begriff Schlepp üblich.
Ama sebzelerin pişirilmesinde en yaygın yöntem, haşlamaktır.Das Wichtigste beim Einkauf von Austern ist deren Frische.
Uncommon - Yaygın Olmayan Nesne.Joy – Alles außer gewöhnlich.
Avustralya'da en yaygın bulunan yılan türüdür.Sie ist die in Australien größte und schwerste Art der Rabenvögel.
Bitkiler aleminde oldukça yaygın bulunur.Sie ist dort eine recht häufige Pflanze.
Bir diğer yaygın kullanım alanı da kimyasal ekipmanların astarlanmasıdır .Ein weiteres bedeutendes Anwendungsgebiet ist die chemische Reinigung.
En yaygın kullanılan helikopter Puma ve Alouette III olur.Als Standard Hubschrauber wurden Alouette III verwendet.
Avrupa’nın kuzey kesimleri hariç diğer bölgelerinde yaygındır.Es ist in Europa außer in den nördlichen Gebieten weit verbreitet.
Ameliyattan çıkan hastalarda yaygın olarak görüldüğü biliniyor.Sie werden so meist vom Patienten selbst entdeckt.
Gelenek Avusturya, İsviçre, Polonya ve Hollanda'da da yaygındı.Auch trat er regelmäßig in der Schweiz, Österreich und Polen auf.
RETScreen temiz enerji projelerinin hazırlanması ve hayata geçirilmesinde yaygın olarak kullanılmaktadır.RETScreen wird generell zur Förderung und Umsetzung von Projekten umweltfreundlicher Energie eingesetzt.
Otellerin yıldız sistemi ile sınıflandırılması en yaygın sınıflandırma biçimidir.Die weitaus verbreitetste Hotelklassifikation ist der Hotelstern.
Genital organlar: Özellikle erkek genital organları, böceklerin teşhisinde yaygın olarak kullanılır.Die maternalen Gene sind, wie der Name andeutet, im mütterlichen Organismus aktiv.
Kolombiya stili Latin Amerika’da en yaygın olan stildir.Der kolumbianische Tanzstil ist der in Lateinamerika am weitesten verbreitete Salsa-Tanzstil.
İnsanlarda en yaygın üst kesici (ön) dişlerin arasında belirir.Dort soll er unter den Menschen sein finsteres Handwerk verrichten.
Avrupa boyunca yaygın olup, Britanya'da bulunmazlar.Dass es sich überall ausbreitet, nicht nur in Frankreich.
Budizm geleneksel olarak Rusya Federasyonu'nun üç bölgesinde yaygındır: Buryatya, Tuva ve Kalmıkya.Buddhismus ist in Russland eine traditionelle Religion der drei Völker Burjaten, Kalmüken und Tuwiner.
Mangrov bataklıklarında da yaygın olarak bulunurlar.Gelegentlich ist er auch in Mangrovenwäldern zu finden.
Eski İstanbul'da çok yaygın olarak tüketilen çiroz günümüzde çok nadir olarak masalarda görülmektedir.Die in kleiner Auflage gepresste Platte gilt heute als Rarität.
Bu döküntü pek yaygın değildir, ancak özgün bir bulgudur.Diese Grabform ist selten, aber nicht einzigartig.
Günübirlik konaklama giderek yaygınlaşmaktadır.Instant Messaging verbreitet sich immer mehr.
Dünya genelinde oldukça yaygın ve tehlike altında bulunmayan bir türdür.Die Art ist in Europa ein sehr häufiger Brutvogel und nicht gefährdet.
Sığın ve siyah ayılar en yaygın türlerdir.Stockenten und Dunkelenten sind die am häufigsten vertretenen Vogelarten.
Bununla birlikte, bu kalıntılar çok yaygındır.Dennoch ist diese Einteilung weit verbreitet.
Bu tip pulların çoğu bugün yaygın şekilde elde edilebilir (bir US$ dan daha ucuz).Sammelalben waren jetzt häufig mit viel Text versehen und sehr günstig (Preise um 1 Reichsmark) zu haben.
FPGA'ler özellikle paralel işlem gerektiren uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır.Besondere Vorsicht erfordern parallel ablaufende Transaktionen.
Aynı yılda, İspanya'da araç kullanımı yaygınlaştıran tarihi SEAT 600 modeli piyasaya sunuldu.Im gleichen Jahr kam das Einstiegsmodell, der KR 200 Sport auf den Markt.
TNT, yaygın olarak bomba, mayın ve torpidolarda patlayıcı madde olarak kullanılır.Hier wurde hauptsächlich TNT hergestellt und sie diente als Füllstelle von Bomben, Minen und Granaten.
Orta Doğu'da yaygın olarak kullanılmıştır.Er ist im Mittleren Osten verbreitet.
Yaygın ortaoğretimin dışında Abbottabad'da ayrıca birçok meslek eğitimi veren kurum vardır.Neben der üblichen Grundbildung gibt es in Abbottabad zahlreiche Einrichtungen für die Berufsausbildung.
Bu şifreleme sistemi özellikle İskandinavya bölgesinde yaygın olarak kullanılmıştır.Dieser Bootstyp war also offenbar in weiten Teilen Skandinaviens verbreitet.
Atlantik Okyanusu'nun kuzeydoğusunda yaygın olarak bulunur.Er ist im Nordost-Atlantik verbreitet.
Tenshō dönemçesinde (1573-92 yıllar arası) yine savaştan kaynaklanan yaygınla yandı.Während der kriegerischen Auseinandersetzungen der Tenshō-Ära (1573–1592) wurde der Tempel zerstört.
Güçlerin yüksek bir derecede ayrıldıkları anayasalar dünya çapında yaygın olarak görülmektedir.Die Vorstellung, dass Trauer zu stark sein kann, gibt es weltweit.
2005'te Macaristan'da doğan kız bebekler için en yaygın altıncı isimdi.2005 war Austeja der sechsthäufigste weibliche Vorname in Litauen.
Donmuş toprak bu alandaki yaygın bir olgudur.Gebäude dieses Typs sind im fränkischen Raum weit verbreitet.
Kızıl kurt eskiden ABD'nin tüm Güneydoğusunda yaygındı.In der Antike war der Löwe im gesamten Mittelmeerraum verbreitet.
Türkiye'de barlar daha çok büyük şehirlerde yaygındır.Allerdings wurde die Burka nur in größeren Städten üblich.
Yaygın geniş yol şebekeleri ile dar yollar (patika) arasında büyük bir farklılık vardı.Unter ihr entstanden verschiedene Paläste (teilweise Umbauten) und Parkanlagen.
Vampir yarasa güneydoğu Brezilya’daki en yaygın yarasa türüdür.Das Nationalmuseum in Bangkok ist das größte seiner Art in Südostasien.
Bu yerleşim modeli, kuşkusuz yatayda yaygın bir doku oluşturmaktaydı.Vermutlich handelte es sich bei der Anlage um ein kammerloses Hünenbett.
Yine de tüm bu sonuçlar genel olarak yaygın biçimde kabul edilmemişti.Seine Ergebnisse werden jedoch nicht allgemein akzeptiert.
Ancak popülasyonlardaki yaygınlıkta 1970'lerin ortasından beri azalma rapor edilmektedir.In den USA existiert eine PR-Wissenschaft seit Mitte der 1970er Jahre.
Kuşlara yaklaşmanın en yaygın yoludur.Er hat einen der längsten Zugwege aller Vögel.
Özellikle 19. yüzyılda yaygınlaşan tütün ekimi halkın en önemli gelir kaynağı hâline gelmiştir.Besonders der Hopfenanbau entwickelte sich im 19. Jahrhundert zur wichtigsten Einnahmequelle.
CD-ROM'a yaygın olarak, sadece CD de denir.Die noch unbeschriebene CD-R wird häufig auch als CD-Rohling bezeichnet.
Bir diğer yaygın GG EAT ise Ekstrem kütle oranı(EMR)dır .Eine traditionelle Gewürzmischung für Lebkuchen ist das „Neunerlei Gewürz“.
HPV virusu bütün dünyada yaygın olarak bulunmaktadır.Die FeLV-Infektion ist weltweit verbreitet.
Bu yüzden dünyanın birçok yerinde yaygındırlar.Sie ist in weiten Teilen der Welt verbreitet.
(Brezilyada) Lütfen - Por favor Lütfen - Se faz favor (kullanımı daha yaygındır!)Nur nicht hudeln! (schwäbisch: No net hudle!) – nicht übereilt handeln (dafür lieber gründlich)!
2004: HAOS Starex Modeli ile yaygın olarak ihracat başladı.So zum Beispiel 2004 in Hase Cäsar präsentiert ...
Bugün Kürtler arasındaki en yaygın tarikatlar Kadirilik ve Nakşibendiliktir.Die heute am weitesten verbreiteten Stimmlagen sind die Tenor- und Bassposaune.
Programlama dillerinin neredeyse tamamında var olan, yaygın kullanılan bir döngüdür.Die gängigen Programmiersprachen sind Turing-vollständig.
Şehir yaygın bir transit ulaşım ağına sahiptir.Die Stadt leidet am grossen Durchgangsverkehr.