Highstreet yakın zamanda yenilenerek yayalara daha fazla alan sağladı.The highstreet has recently been refurbished, giving more space to pedestrians.
Köprü, Temmuz 2014'te yayalara ve Aralık 2014'te taşıtlara açıldı.The bridge opened to pedestrians in July 2014 and shuttles in December 2014.
1990 - İstiklal Caddesi trafiğe kapatılarak yayalaştırıldı.1990 – İstiklal Caddesi (Independence Avenue) was closed to traffic.
Yaya köprülerinin görünümüLooking up the line, showing the distinctive foot bridges
Hattın bir özelliği, üzerinden geçen iki yaya köprüsüdür.A feature of the line are the two pedestrian foot bridges which cross above it.
Endonezya Ulusal Polis Memurları yaya devriye gezisi sırasında.Indonesian National Police officers during foot patrol
Yayalar için koruma.Protection for pedestrians.
Tüm ulusu ve Güneydoğu Asya'yı ve dünyayı yayan bu pazar gelişiyor.Market is flourishing, which radiates the whole nation and the Southeast Asia as well as the world.
EuroNCAP yetişkin yolcu: [1] EuroNCAP yaya (2002 öncesi derecelendirme):EuroNCAP adult occupant:[8] EuroNCAP pedestrian (pre-2002 rating):
Çingeneleri Hint kültürünü Dünya'ya yayanlar olarak tanımladı.[1]Soon the community would be recognized on par with rest of the Indian diaspora.
Sokak seviyesinde çalıştığı konumda Tenerife Tramvayı yaya/araç trafiğinden ayrılırWhere it runs at street level the Tranvía de Tenerife is separated from other traffic
Floresan aydınlatma az miktarda ultraviyole ışık yayar.Fluorescent lighting emits small amounts of ultraviolet light.
N. fowleri ile enfekte olmuş bir kişi enfeksiyonu başka bir kişiye yayamaz.A person infected with N. fowleri cannot spread the infection to another person.
Dünya bunu ısı olarak yayar ve sera gazları bunun bir kısmını emer.The Earth radiates it as heat, and greenhouse gases absorb a portion of it.
Bandanaira: Yayasan Warisan dan Budaya Banda Naira.Bandanaira: Yayasan Warisan dan Budaya Banda Naira. pp. 7–8. ↑ Howgego, Raymond John, ed.
Namlunun üzerindeki bir tüpte bir yaya bağlı cıvata kullanmıştır.It used a bolt attached to a spring in a tube above the barrel.
Yayan geç kalırız.Zu Fuß kommen wir recht spät an.
H261 Su ile temas ettiğinde yanıcı gazlar yayar.H261 In Berührung mit Wasser entstehen entzündbare Gase.
Zehir eken ve korku yayan.Die das Gift säten und die Angst verbreiteten.
H260 Su ile temas ettiğinde kendiliğinden tutuşabilen yanıcı gazlar yayar.H260 In Berührung mit Wasser entstehen entzündbare Gase, die sich spontan entzünden können.
Kıyısındaki 18 kilometrelik bölüm ise yaya yürüyüş veya bisiklet yolu yapılmıştır.Der zehn Kilometer lange Wanderweg kann zu Fuß oder mit dem Fahrrad umrundet werden.
Bunun için şehrin üstüne kendi serumunu yayacaktır.Er beschließt, der Stadt den Rücken zu kehren.
Chasqui veya Çaski (Quechua: Ulak) Inkaların iyi idmanlı yaya ulaklarıdır.Ein Chaski oder Chasqui (Quechua: Bote) war ein gut trainierter Läufer.
Kolo Touré ve Yaya Touré'nin kardeşidir.Er war der Bruder von Yaya und Kolo Touré.
Yaylaya yaya olarak ulaşılabilir.Das Seil kann mit Ösen um Ecken geführt werden.
Etrafına bulaşıcı hastalık yayar.Er fürchtet ansteckende Krankheiten.
Bu noktayı kullanan yaya ve sürücüler çeşmenin sadece çatısını görebilmektedir.Wanderer und Fahrradfahrer können das Wegenetz nutzen, um das Gebiet zu besichtigen.
Sinyalizasyonlu yaya geçitlerinde araç sürücüleri ve yayalar ışıklara riayet etmelidir.Bei Funkfernsteuerung werden die Fahrtrichtungen und die Fahrtgeschwindigkeit per Funksignale übertragen.
Yaya, trafikte yürüyerek ya da koşarak seyahat eden insanlara verilen ad.Personen mit oder ohne Botschaften reisten jedoch zu Fuß oder zu Pferd.
Çiçekler zambaklara benzer keskin bir koku yayarlar.Die Blüten verströmen einen weihrauchähnlichen Duft.
Piyadeler yaya birliklerin belkemiğini oluşturur.Rüttgers zeichnet Truppe aus.
Küçük yaya köprüleri de mevcuttur.Einige kleine Brücken sind ebenfalls noch erhalten.
Ambulans kontrolünü kaybetti ve yayayı ezdi.L'ambulance a perdu le contrôle et a failli écraser un piéton.
Dün bu yaya geçidinde bir yayaya kamyon çarptı.Hier un piéton a été écrasé par un camion sur ce passage-piétons.
Güneş ışın yayar.Le soleil émet de la lumière.
Zehir eken ve korku yayan.Qui sèment le poison et répandent la peur.
Bir gaz ısıtıldığında, sadece kesikli frekanslarda ışık yayar.Quand un gaz est chauffé, il émet de la lumière uniquement dans quelques fréquences discrètes.
Devrimci fikirlerini yayabilmek amacıyla gazete yayınladı.Il utilisa la presse pour diffuser ses idées révolutionnaires.
Yapıya bir yaya yolu ile ulaşılıyor.On accède au bâtiment grâce à une rampe.
Bu özellik de kara deliğin "kara" sıfatına çok uygun gelmektedir, çünkü bir kara delik ışık yayamamaktadır.De cette caractéristique provient l’adjectif « noir », puisqu’un trou noir ne peut émettre de lumière.
Her iki ana oval içindeki bölgeler şafaksal X-ray ışınlarını yayarlar.Les régions au sein des deux principaux ovales émettent la majorité des rayons X des aurores.
Yaylaya yaya olarak ulaşılabilir.Celle-ci est accessible à gué.
Saldırganlardan biri arabayla diğeri ise yaya olarak kaçmıştır.L'un des assassins est tué tandis que l'autre s'échappe en voiture.
Aynı zamanda yayalar için bir yol da hizmete alındı.Un chemin fut, dans le même temps, aménagé.
Şu anda köprü sadece yayalar ve bisikletlere açık.Actuellement, le pont est ouvert uniquement aux piétons et aux cyclistes.
Esas olarak görünür kırmızı ışık yayarlar.Il émet une lumière fixe rouge.
Kıyısındaki 18 kilometrelik bölüm ise yaya yürüyüş veya bisiklet yolu yapılmıştır.Ce chemin, ouvert au public en 2000, est un lieu de promenade à pied ou à vélo.
Moskova'yla Litvanya arasında yaşanan birkaç savaştan sonra bölge Litvanya'yaya geri verildi.Par la suite, après quelques visites à Cuba et à Moscou, elle est interdite de sortie du territoire.
Keita'nın kuzeni Sidi Yaya Keita'da profesyonel futbolcudur.Salif Keïta est le cousin de Sidi Keita, footballeur.
Bu aralıkta en yüksek enerjiyi 53 kHz'de yayarlar.Le maximum d'amplitude est observé autour de 53 kHz.
Örneğin, Rafflesia cinsinden bazı türlerin çiçekleri, kokmuş eti andıran çok kötü bir koku yayar.Certaines espèces comme Arum creticum répandent une odeur agréable.
Tom okula yayan gider.Tom va a la escuela andando.
Yaya gitmeyi otobüsle gitmeye tercih ederim.Prefiero ir a pie que ir en autobús.
Dün bu yaya geçidinde bir yayaya kamyon çarptı.Un peatón fue atropellado ayer por un camión en este paso de cebra.
Okula her gün yayan mı gelirsin?¿Caminas a la escuela todos los días?
Önünde bulunan yaya kaldırımı üzeri kemerli olarak kapalıdır.Si es verdad, la hará arrodillarse ante él.
Yayınlarını birkaç saat, hatta günler boyunca yayabilirler.Pueden extender sus posts durante varias horas o incluso días.
Keskin bir anason kokusu yayar.Las muestras oler un poco de anís .
Çok Işık yayan diyotlar ve fotovoltaik hücreler, kuantum mekaniği olmadan anlaşılamaz.Los Leds y las células fotoeléctricas tampoco se pueden entender sin la mecánica cuántica.
Bu tür alanlarda yaya olarak ulaşım çok zordur.El tránsito en estas zonas es muy peligroso.