Ampuller ısı yayar.Lightbulbs emit heat.
Yayalara dikkat edin.Watch out for the pedestrians.
Yayalar sadece yeşil ışıkta geçmelidirler.The pedestrians must cross only at the green light.
Tom yaya geçidi üzerindeyken ona bir araba çarptı.Tom was struck by a car on the pedestrian crossing.
Ona söyleme. O herkese yayar.Don't tell her. She'll tell everyone.
Tom hızlı bir yayadır.Tom is a fast walker.
Haberi yayacağım.I'll spread the word.
Gördüğüm kadarıyla bu civarda yaya trafiği pek yok.There is not a lot of foot traffic in this area so far as I have seen.
Şu ana dek görmüş olduğum kadarıyla bu bölgede çok yaya trafiği yok.There is not a lot of foot traffic in this area so far as I have seen.
O, eve yayan gitti.He went home on foot.
Yaya olarak gitmek istemiyor musunuz?Don't you want to go on foot?
Bir dur işareti bir kavşakta yaya geçidinde önce sürücülere durmalarını söyler.A stop sign tells motorists to stop before a crosswalk at an intersection.
Bir dur işareti bir kavşakta yaya geçidinden önce sürücülerin durmasını bildirir.A stop sign instructs drivers to stop before a crosswalk at an intersection.
Bir yayanın, caddeyi yaya geçidinde geçmesi gerekir.A pedestrian needs to cross the street at a crosswalk.
Peyniri ekmeğin üzerinde yayarım.I spread cheese on bread.
Esperantoyu nasıl yayabiliriz?How can we spread Esperanto?
Böyle fikirleri kim yayar ki?Who would spread such ideas?
Oraya yaya olarak gitmek mümkün mü?Is it possible to get there on foot?
Birkaç yaya hafif yaralandı.Several pedestrians were slightly wounded.
Tom eve yaya gitti.Tom went home on foot.
"Nasıl geldin?" "Yaya olarak."„How did you come?“ „By foot.“
En iyi arabalar bile karbon dioksit yayar.Even the best cars emit carbon dioxide
Tom buraya yayan gelmiş.Tom got here on foot.
Yayan gitmeyi tercih ediyoruz.We prefer to go on foot.
Buradan evinize yaya gitmek ne kadar sürer?How long does it take to get from here to your house on foot?
Yayaların yaya geçidinde öncelikleri vardır.Pedestrians have priority at crosswalks.
Tom yaya geçidinden karşıya geçti.Tom walked across the crosswalk.
Tom okula yayan gitti.Tom went to school on foot.
"Yayayaya :) artık Turkcell ...""Yayayaya :) artık Turkcell ..."
Sözlü olarak ekolokasyon sinyallari yayarlar ve bu nedenle navigasyon için açık ağızlarıyla uçarlar.They emit echolocation signals orally, and thus fly with their mouths open for navigation.
Yayınlarını birkaç saat, hatta günler boyunca yayabilirler.They can spread their posts over several hours or even days.
"Yayaya" 14 Ekim 2011'de duyuruldu ve 30 Kasım 2011'de yayımlandı."Yayaya" was announced on October 14, 2011, and was released on November 30, 2011.
Donskoi köyünde otobüs değiştirmek zorundaydı ama o yolculuğuna yaya devam etmeye karar verdi.Having to change buses in the village of Donskoi, he decided to continue his journey on foot.
Düşük basınç altında sıcak bir gaz bir “parlak-çizgi” veya emisyon-çizgi spektrumu yayar.A hot gas under low pressure emits a "bright-line" or emission-line spectrum.
Çocuklar hastalığı yetişkinlere göre daha sık yayarlar.Children spread the disease more often than adults.
Relativistik jetler enerjilerinin çoğunu senkrotron emisyonu üzerinden yayarlar.Relativistic jets emit most of their energy via synchrotron emission.
Doğal olarak bu farklı kategoriler farklı dalga boylarında enerji yayarlar.Naturally, these different categories radiate at different wavelengths.
O dönemlerde arabalar, bisikletler ve yayalar için aynı trafik ışıkları kullanılıyordu.At that time, traffic lights were the same for cars, bicycles and pedestrians.
Bir gaz ısıtıldığında, sadece kesikli frekanslarda ışık yayar.When a gas is heated, it gives off light only at discrete frequencies.
Reklam panoları yoldan geçen sürücüler ve yayalara büyük reklamlar sunar.Billboards present large advertisements to passing pedestrians and drivers.
Bunun sonucu olarak düşük oranda ışık yayarlar, bazen güneşin 1/10.000'i kadar az.Hence, these stars emit little light, sometimes as little as 1⁄10,000 that of the Sun.
Bu tabakanın altında, parmağın yüzeyini aydınlatan ışık yayan bir fosfor katmanı bulunur.Beneath this layer is a light-emitting phosphor layer which illuminates the surface of the finger.
Filaman içinde farklı noktalar bağımsız olarak ışık yayar ve sabit faz ilişkileri yoktur.Different points in the filament emit light independently and have no fixed phase-relationship.
PSSD Maxwell eşitliklerini seçilmiş bir uzaysal yönde yayarak çözer.PSSD solves Maxwell's equations by propagating them forward in a chosen spatial direction.
Gen akışı, yeni genetik varyantları diğer popülasyonlara da yayarak bu süreci yavaşlatabilir.Gene flow may slow this process by spreading the new genetic variants also to the other populations.
Bu düşünceleri yayarak tanınanların başında Ebu'l-Huzeyl el-Allâf bilinmektedir.Is believed to bestow the knowledge of things upon all persons at the time of their birth.
41 yürüyen merdiven, 2 panoromik asansör, yayalara ve servise açık 30 asansörü bulunmaktadır.There are 41 escalators, 2 panoramic elevators and 30 elevators.
Etrafına bulaşıcı hastalık yayar.Spread contagious diseases.
Arabalar ve diğer otomobiller (egzozlardan ve soğutma radyatörlerinden) atık ısı yayarlar.Cars and other automobiles produce waste heat (in the exhaust and in the cooling agents).
Her iki ana oval içindeki bölgeler şafaksal X-ray ışınlarını yayarlar.The regions within both main ovals emit most of auroral X-rays.
Her fiziksel cisim kendiliğinden ve devamlı olarak elektromanyetik radyasyon yayar.Every physical body spontaneously and continuously emits electromagnetic radiation.
Işık kaynağı deneye bağlı olarak monokrom ışık ya da beyaz ışık yayar.The light source can either emit monochromatic light or white light depending upon the experiment.
Şu anda köprü sadece yayalar ve bisikletlere açık.Today the bridge is only opened for pedestrians and bikers.
Çok Işık yayan diyotlar ve fotovoltaik hücreler, kuantum mekaniği olmadan anlaşılamaz.Light-emitting diodes and photovoltaic cells, too, cannot be understood without quantum mechanics.
Caddenin kuzey kısmı yaya bölgesidir.The northern portion of the street is a pedestrian area.
Kısaca bilgiyi yayan, yaşatan insandır Kahuna bir din değildir.Or someone who tells a lie is not a Buddhist.
Yayan, doğuran demektir.Wayan means first born.
Mimari yapıları ve sınırlı genişlikleri nedeniyle köprüler sadece yayalar tarafından kullanılıyor.Due to their architectural structure and limited width, the bridges are in use for pedestrians only.
Nötr bir atomda sistem, enerjideki değişimin fotonunu yayacaktır.In a neutral atom, the system will emit a photon of the difference in energy.
1916'ya gelindiğinde, Giannini işlerini birkaç alana yayarak genişletti.By 1916, Giannini had expanded and opened several other branches.