Dan için de şöyle dedi: ‹‹Dan Başandan sıçrayan Aslan yavrusudur.››О Дане сказал: Дан молодой лев, который выбегает из Васана.
Dan için de şöyle dedi: ‹‹Dan Başandan sıçrayan Aslan yavrusudur.››ולדן אמר דן גור אריה יזנק מן הבשן׃
Dan için de şöyle dedi: ‹‹Dan Başandan sıçrayan Aslan yavrusudur.››ولدان قال. دان شبل اسد يثب من باشان.
Dan için de şöyle dedi: ‹‹Dan Başandan sıçrayan Aslan yavrusudur.››論 但 說 、 但 為 小 獅 子 、 從 巴 珊 跳 出 來
Dan için de şöyle dedi: ‹‹Dan Başandan sıçrayan Aslan yavrusudur.››論但說 、 但為 小 獅子 、 從巴珊 跳出來
Eğer gemi gelirse ve yavrusu orada değilse, anne bir balina ne yapar?Ce poate face o mamă dacă se apropie un vas și puiul ei nu e acolo?
Eğer gemi gelirse ve yavrusu orada değilse, anne bir balina ne yapar?Čo má matka robiť, keď ide okolo loď a nemá pri sebe mláďa?
Eğer gemi gelirse ve yavrusu orada değilse, anne bir balina ne yapar?Co ma zrobić matka, żeby przywołać młode?
Eğer gemi gelirse ve yavrusu orada değilse, anne bir balina ne yapar?Cosa deve fare la madre se la nave si avvicina e il suo piccolo non c'è?
Eğer gemi gelirse ve yavrusu orada değilse, anne bir balina ne yapar?Điều mà con mẹ làm nếu tàu đi qua và cá voi con không ở đó.
Eğer gemi gelirse ve yavrusu orada değilse, anne bir balina ne yapar?만약 새끼는 없고 근처에 배가 지나가는 상황이면 어미는 어떻게 할까요?
Eğer gemi gelirse ve yavrusu orada değilse, anne bir balina ne yapar?Mit tehet egy anya, ha épp arra jön egy hajó, és a borja nincs ott?
Eğer gemi gelirse ve yavrusu orada değilse, anne bir balina ne yapar?O que fará a mãe, se chega um navio e a sua cria não está lá?
Eğer gemi gelirse ve yavrusu orada değilse, anne bir balina ne yapar?Que font les mères si le bateau approche et que le petit n'est pas là?
Eğer gemi gelirse ve yavrusu orada değilse, anne bir balina ne yapar?¿Qué hace una madre si pasa el barco y su cría no está allí?
Eğer gemi gelirse ve yavrusu orada değilse, anne bir balina ne yapar?Was soll eine Mutter tun, wenn ein Schiff vorbeifährt und ihr Junges nicht bei ihr ist?
Eğer gemi gelirse ve yavrusu orada değilse, anne bir balina ne yapar?Wat moet zo'n moeder doen als het schip langskomt en haar jong er niet is?
Eğer gemi gelirse ve yavrusu orada değilse, anne bir balina ne yapar?Какво да прави една майка, ако мине корабът и малкото й не е там?
Eğer gemi gelirse ve yavrusu orada değilse, anne bir balina ne yapar?Что должна делать самка, если идёт корабль, а её малыша нет рядом?
Eğer gemi gelirse ve yavrusu orada değilse, anne bir balina ne yapar?מה אמא יכולה לעשות אם ספינה מתקרבת והגור שלה לא שם?
Eğer gemi gelirse ve yavrusu orada değilse, anne bir balina ne yapar?فمالذي يتوجب على الام القيام به في حال كان صغيرها بعيد عنه .. مع وجود السفينة
Eğer gemi gelirse ve yavrusu orada değilse, anne bir balina ne yapar?母クジラはどうすると思いますか? 母親の戦略を説明しましょう
Florida kıyısı açıklarında bir anne ve yavrusu.이 사진은 플로리다 해안 연안의 엄마와 새끼입니다.
Florida kıyısı açıklarında bir anne ve yavrusu.To matka i młode w okolicach Florydy.
Florida kıyısı açıklarında bir anne ve yavrusu.עם האם והעגל לחופי פלורידה.
Florida kıyısı açıklarında bir anne ve yavrusu.لحظة خروجه قبالة ساحل ولاية فلوريدا.
Florida kıyısı açıklarında bir anne ve yavrusu.二種類とも捕鯨により
Fransızcada kedi yavrusu demek.Artinya kucing di bahasa perancis.
Fransızcada kedi yavrusu demek.Ça veut petit chat en français !
Fransızcada kedi yavrusu demek.Inseamna pisica in franceza!
Fransızcada kedi yavrusu demek.To jest kot po Francusku!
Fransızcada kedi yavrusu demek.Σημαίνει γατάκι στα Γαλλικά!
Fransızcada kedi yavrusu demek.Это кошка по-французски
İçeriye geldi ve anne ördeğin yavrusuna yaptığı gibi, üzerine kapaklandı.Así que entró y la película le dejó huella como la mamá pato se la deja a sus patitos.
İçeriye geldi ve anne ördeğin yavrusuna yaptığı gibi, üzerine kapaklandı.Dunque, entrò e gli rimase impresso come un'anatra ai suoi anatroccoli.
İçeriye geldi ve anne ördeğin yavrusuna yaptığı gibi, üzerine kapaklandı.Dus hij kwam binnengelopen en de film maakte indruk op hem als een moedereend op haar kuiken.
İçeriye geldi ve anne ördeğin yavrusuna yaptığı gibi, üzerine kapaklandı.그래서 아들은 돌아다녔고 엄마 오리가 애기 오리한테 각인되듯이 영화가 각인되어 버렸죠.
İçeriye geldi ve anne ördeğin yavrusuna yaptığı gibi, üzerine kapaklandı.Så han strosade in där och det präglade honom, som ankmamman präglar sin ankunge.
İçeriye geldi ve anne ördeğin yavrusuna yaptığı gibi, üzerine kapaklandı.Takže sa k nám nasáčkoval a vštepilo sa to doňho ako mama kačka káčaťu.
İçeriye geldi ve anne ördeğin yavrusuna yaptığı gibi, üzerine kapaklandı.Τριγυρνούσε λοιπόν στο δωμάτιο με αποτέλεσμα η ταινία να του εντυπωθεί απίστευτα.
İçeriye geldi ve anne ördeğin yavrusuna yaptığı gibi, üzerine kapaklandı.כך, הוא שוטט פנימה וזה מוטבע עליו כמו שאמא ברווזה עושה לברווזון שלה.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.Ali estava um orangotango bebé muito doente, o meu primeiro encontro.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.Byl to velmi nemocný orangutánek, mé první setkání.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.C'était un bébé orang-outan, très malade, ma première rencontre.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.Chory, malutki orangutan, nasze pierwsze spotkanie.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.Đó là một con đười ươi con vô cùng ốm yếu, đó là lần đầu tôi gặp nó.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.Era una muy enferma bebé orangután, primer encuentro.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.Era un cucciolo di orangotango malato, il mio primo incontro.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.Er was een erg zieke orang-oetan baby, de eerste die ik zag.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.Es war ein sehr krankes Orang-Utan-Baby -- mein erster Kontakt ...
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.Ilyen beteg orángután-kölyköt még sohasem láttam.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.In cusca era un pui de urangutan foarte bolnav -- prima noastra intalnire.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.우리 안에는 아픈 오랑우탄 새끼 한 마리가 있었습니다
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.Вот так я впервые повстречался с тяжело больным детенышем орангутанга.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.Това беше много болно бебе орангутан. За пръв път се сблъсквах с подобно нещо.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.היתה שם תינוקת אורנג-אוטנג חולה מאד, המפגש הראשון שלי.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.كان هناك صغير مريض من القردة وهذا كان أول لقاء لي. .
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.その晩、暗くなった市場に戻ってみると、
'İngilizce konuşun!' Kartal yavrusu söyledi."Beszélj angolul!" Mondta a sasfióka.
'İngilizce konuşun!' Kartal yavrusu söyledi.'Bicara Bahasa Inggris! "Kata anak garuda itu.