Ana içeriğe geç
Sözlük

yavaş ile cümle

yavaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Elli develi bir kervan, çölde yavaş yavaş ilerliyordu.A caravan of fifty camels slowly made its way through the desert.
Buzul yavaş hareket eder.The glacier moves slowly.
O, yavaşça silahı kaldırdı.He slowly raised the gun.
O, cüsseli, yavaş hareket eden bir adamdı.He was a big, slow-moving man.
Bugün Tatoeba'nın oldukça yavaş olduğunu düşünüyorum.I think that Tatoeba is quite slow today.
Köpekli birisi, tepede bayağı yavaştı.The person with the dog was so slow on the hill.
Ben bir yabancıyım ve Çek dilini çok iyi bilmiyorum. Lütfen yavaş konuşun.I'm a foreigner and I don't know Czech very well. Please, speak slowly.
Yavaş yürü!Walk slowly!
Araba yavaş.The car is slow.
Sen yavaş sürüyorsun.You’re driving slowly.
Bir caninin atından daha yavaşsın.You're slower than a villain's horse.
Yavaş yemek daha dolgun hissetmenize yardımcı olur.Eating more slowly will help you feel fuller.
Lütfen daha yavaş konuşun!Please speak more slowly!
Tom, Bill'den daha yavaş konuşur.Tom speaks slower than Bill.
İnternetin ne kadar yavaş olduğunu hatırlıyor musun?Can you remember how slow the Internet used to be?
Onlar daha yavaş yemenin daha az yemek için bir yol olduğunu söylüyor.They say that eating more slowly is one way to eat less.
Sen muhtemelen bu şarkının biraz fazla yavaş olduğunu düşünüyorsun.You probably think this song is a little too slow.
Tom yavaş bir yürüyücü.Tom is a slow walker.
Tom davulu yavaş bir tempoda çaldı.Tom beat the drum at a slow tempo.
Tom Mary'nin daha yavaş konuşmasını rica etti.Tom asked Mary to speak more slowly.
Küçük çocuk yavaş yavaş birkaç yeni arkadaş edindi.The small boy slowly made some new friends.
Tom bir ter atma koşusuna yavaş yavaş hazırlandı.Tom worked up a sweat jogging.
Tom sırtına yavaşça vurulmayı hakediyor.Tom deserves a pat on the back.
Ben yavaş konuştuğum için insanlar sözümü kesmeye eğilimlidir.People tend to interrupt me because I speak too slowly.
Yavaş yavaş, davranışı ile onu çekebildi.Bit by bit, he could attract her with his behaviour.
O birazcık yavaş, birazcık bekleyebilir misin?It's a bit slow, can you wait for a bit?
Onun kalbi yavaş atıyordu.His heart beated slowly.
Lütfen biraz daha yavaş öper misin?Could you please kiss a little bit more slowly?
İlçe yönetimi yavaş çalışır.The county administration works slowly.
Yemekleri yavaş yiyin.Eat meals slowly.
Benim dizüstü bilgisayar son zamanlarda çok yavaş çalışıyor.My laptop has been running so slow lately.
O yavaşça yürüdü böylece çocuklar yetişebildi.He walked slowly so the child could follow.
O, çocuklar izleyebilsin diye yavaşça yürüdü.He walked slowly so the children would be able to follow.
Ölüm yaklaştığında, yapabileceğiniz bütün şey yavaş yavaş tırnaklarınızı çiğnemektir.When death approaches, all you can do is slowly chew your fingernails.
Bu kadar çabuk yemeyi bırak. Daha yavaş yemelisin.Quit eating so quickly. You should eat more slowly.
Yemeğini aç kurt gibi yeme. Daha yavaş yemelisin.Don't wolf down your food. You should eat more slowly.
Yemeğini içine çekmeyi kes. Daha yavaş yemelisin.Stop inhaling your food. You should eat more slowly.
Büyükbabam çok yavaş konuşur.My grandfather speaks very slowly.
O arabanın yavaş yavaş bizi izlediğini düşünüyorum.I think that that car is slowly following us.
Yavaş ye.Eat slowly.
Yavaş yavaş, kuş yuvasını yaptı.Little by little, the bird made his nest.
Daha yavaş konuşabilir misin?Could you please speak slower?
Ekonomi yavaş yavaş ilerledi.The economy progressed slowly.
Daha yavaş konuşabilir misin, lütfen?Could you talk more slowly, please?
Salyangozlar yavaş hareket eder.Snails move slowly.
Bugün Tatoeba'nın yavaş olduğunu düşünüyorum.I think Tatoeba is slow today.
Yavaş yapın. Acele etmeye gerek yok.Take your time. There's no rush.
Daha yavaş gitmeye çalış.Try to go slower.
Tom yavaş yavaş okur.Tom reads slowly.
Tom arabayı yavaş sürer.Tom drives slowly.
Tom yavaş araba sürer.Tom drives slowly.
Tom yavaş yavaş konuşur.Tom speaks slowly.
Tom yavaş yazar.Tom writes slowly.
Tom yavaş yavaş çalışır.Tom works slowly.
Tom yavaş yer.Tom eats slowly.
Tom yavaş çeviri yapar.Tom translates slowly.
İnternet çok yavaş.Internet is very slow.
Ben bu şarkının yavaş ritminden hoşlanıyorum.I like the slow rhythm of this song.
Aç olsan bile, yavaş yemelisin.Even if you're hungry, you must eat slowly.
Hiçbir şeyin seni yavaşlatmasına izin verme.Don't let anything slow you down.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod