Onlar yatmadan, kentin erkekleri -Sodomun her mahallesinden genç yaşlı bütün erkekler- evi sardı.그들의 눕기 전에 그 성 사람 곧 소돔 백성들이 무론 노소하고 사방에서 다 모여 그 집을 에워싸고
Onlar yatmadan, kentin erkekleri -Sodomun her mahallesinden genç yaşlı bütün erkekler- evi sardı.טרם ישכבו ואנשי העיר אנשי סדם נסבו על הבית מנער ועד זקן כל העם מקצה׃
Onlar yatmadan, kentin erkekleri -Sodomun her mahallesinden genç yaşlı bütün erkekler- evi sardı.وقبلما اضطجعا احاط بالبيت رجال المدينة رجال سدوم من الحدث الى الشيخ كل الشعب من اقصاها.
Onlar yatmadan, kentin erkekleri -Sodomun her mahallesinden genç yaşlı bütün erkekler- evi sardı.他 們 還 沒 有 躺 下 、 所 多 瑪 城 裡 各 處 的 人 、 連 老 帶 少 、 都 來 圍 住 那 房 子
Onlar yatmadan, kentin erkekleri -Sodomun her mahallesinden genç yaşlı bütün erkekler- evi sardı.他 們還沒 有 躺下 、 所 多 瑪 城裡 各 處 的 人 、 連老帶少 、 都 來圍 住 那 房子
Onla yatmak istersem yatarım, yoksa yatmam.Als ik met hem wil slapen doe ik dat en anders niet.
Onla yatmak istersem yatarım, yoksa yatmam.Dacă vreau să mă culc cu el, o s-o fac. Dacă nu, nu.
Onla yatmak istersem yatarım, yoksa yatmam.Ha szexelni akarok vele, megteszem. Ha nem, nem.
Onla yatmak istersem yatarım, yoksa yatmam.Se eu quiser deitar-me com ele, deito-me, se não quiser, não deito.
Onla yatmak istersem yatarım, yoksa yatmam.Si je veux coucher avec cet homme, je le ferai, sinon je le ferai pas.
Onla yatmak istersem yatarım, yoksa yatmam.Si quiero dormir con él, lo haré. Si no quiero, no lo haré.
Onun kucağında oturmayı severdi çünkü yatağında yatmanın onun için acı verici olduğunu söylerdi.A él le gustaba sentarse en su regazo porque decía que era demasiado doloroso estar en cama.
Onun kucağında oturmayı severdi çünkü yatağında yatmanın onun için acı verici olduğunu söylerdi.Ele gostava de se sentar ao colo dela porque dizia que tinha dores quando ficava deitado na cama.
Onun kucağında oturmayı severdi çünkü yatağında yatmanın onun için acı verici olduğunu söylerdi.Em thích ngồi trong lòng bà vì em nói rằng nếu phải tự nằm trên giường thì đau đớn lắm.
Onun kucağında oturmayı severdi çünkü yatağında yatmanın onun için acı verici olduğunu söylerdi.Hij zat graag op haar schoot omdat het pijnlijk voor hem was om in bed te liggen.
Onun kucağında oturmayı severdi çünkü yatağında yatmanın onun için acı verici olduğunu söylerdi.Îi plăcea să îi stea în braţe pentru că spunea că este dureros pentru el să stea în propriul pat.
Onun kucağında oturmayı severdi çünkü yatağında yatmanın onun için acı verici olduğunu söylerdi.허버트는 할머니 무릎에 앉는 걸 좋아했어요. 왜냐하면 허버트 스스로 침대에 누워있는게 아프다고 했거든요.
Onun kucağında oturmayı severdi çünkü yatağında yatmanın onun için acı verici olduğunu söylerdi.Lubił siedzieć jej na kolanach, bo mówił, że leżenie w łóżku jest dla niego zbyt bolesne.
Onun kucağında oturmayı severdi çünkü yatağında yatmanın onun için acı verici olduğunu söylerdi.Preferiva sedere nel suo grembo perchè a letto le sofferenze peggioravano.
Onun kucağında oturmayı severdi çünkü yatağında yatmanın onun için acı verici olduğunu söylerdi.Rád jí seděl na klíně, říkal, že pro něj bylo bolestivé ležet v posteli.
Onun kucağında oturmayı severdi çünkü yatağında yatmanın onun için acı verici olduğunu söylerdi.Rád sedával v jej lone, pretože ako vravel, bolo pre neho bolestivé ležať v posteli.
Onun kucağında oturmayı severdi çünkü yatağında yatmanın onun için acı verici olduğunu söylerdi.Szeretett az ölében ülni, mert azt mondta, túl fájdalmas az ágyában feküdnie.
Onun kucağında oturmayı severdi çünkü yatağında yatmanın onun için acı verici olduğunu söylerdi.Του άρεσε να κάθεται στην αγκαλιά της γιατί έλεγε πως του ήταν επώδυνο να ξαπλώσει στο κρεβάτι του.
Onun kucağında oturmayı severdi çünkü yatağında yatmanın onun için acı verici olduğunu söylerdi.Він любив сидіти в неї на колінах, оскільки він казав, що йому було боляче лежати у своєму ліжку.
Onun kucağında oturmayı severdi çünkü yatağında yatmanın onun için acı verici olduğunu söylerdi.Он любил сидеть у нее на коленях, так как он говорил, что ему больно лежать в своей постели.
Onun kucağında oturmayı severdi çünkü yatağında yatmanın onun için acı verici olduğunu söylerdi.הוא אהב לשבת בחיקה בגלל שהוא אמר שכואב לו לשכב במיטה שלו.
Onun kucağında oturmayı severdi çünkü yatağında yatmanın onun için acı verici olduğunu söylerdi.كان يحب الجلوس البقاء في حضنها لأنه قال أنه مؤلم بالنسبة له الإستلقاء على فراشه
Onun kucağında oturmayı severdi çünkü yatağında yatmanın onun için acı verici olduğunu söylerdi.ベッドに横たわるのがとても痛いというからです 祖母がお茶を淹れに立ちあがるときに、私が代わりに彼を
Onunla yatmak istiyorsun.Quieres dormir con él.
Onunla yatmak istiyorsun.Vuoi dormire con lui.
Onunla yatmak istiyorsun.Θέλειs να κοιμηθείs μαζί του.
Onunla yatmak istiyorsun.Ты хочешь спать с ним.
Rahat yatakta yatmayalý dört sene oldu.Αα..
Sadece uyuyor. Ayıların kış uykusuna yatması gibi.Jak niedźwiedź zimą
Sana asla yatağın hangi tarafında yatmayı sevdiğini sormadım.lado de la cama prefería.
Sana asla yatağın hangi tarafında yatmayı sevdiğini sormadım.Nem, én sosem kérdeztem, az ágy melyik oldalát választja.
Sana asla yatağın hangi tarafında yatmayı sevdiğini sormadım.Nikdy jsem se tě neptal, která strana ti vyhovuje.
Sana asla yatağın hangi tarafında yatmayı sevdiğini sormadım.Nu ! Niciodată nu te-am întrebat ce parte a patului preferi.
Sana asla yatağın hangi tarafında yatmayı sevdiğini sormadım.Нет, нет, я никогда не спрашивал у Вас, какую сторону Вы предпочитаете.
Satsang ölüm döşeğinde yatmak gibiydi.Satsang se stane prožitkem blízké smrti.
Satsang ölüm döşeğinde yatmak gibiydi.Сатсанг становится предсмертным опытом.
Seninle yatmayacağım.No dormiré contigo.
Seninle yatmayacağım.Oublie ça. Je ne coucherai pas avec toi.
Seninle yatmayacağım.Tôi sẽ không ngủ với cô đâu.
Seninle yatmayacağım.Няма да спя с теб.
Seninle yatmayacağım.Я не хочу с тобой спать.
Şimdi, bu Lazarus, Dives kapı önce bordür üzerinde mahsur yatmalı자, 나사로는 다이빙의 문을 전에 담배 꽁초 거기에 좌초 거짓말을한다
Şimdi, bu Lazarus, Dives kapı önce bordür üzerinde mahsur yatmalıNu bör att Lasaros ligga strandade där på trottoarkanten innan dörren till dyk,
Şimdi, bu Lazarus, Dives kapı önce bordür üzerinde mahsur yatmalıNu, bør denne Lazarus ligge strandede der på kantsten, før døren til dyk,
Şimdi, bu Lazarus, Dives kapı önce bordür üzerinde mahsur yatmalıNun sollte, dass Lazarus dort auf dem Bordstein gestrandet liegen vor der Tür Dives,
Şimdi, bu Lazarus, Dives kapı önce bordür üzerinde mahsur yatmalıNyní by měl ležet pletl, že Lazar je na obrubník přede dveřmi ponorů,
Şimdi, bu Lazarus, Dives kapı önce bordür üzerinde mahsur yatmalıNyt, että Lasarus tulisi olla loukkuun koskevat curbstone ennen oven sukellusta,
Şimdi, bu Lazarus, Dives kapı önce bordür üzerinde mahsur yatmalıTeraz by mal ležať plietol, že Lazar je na obrubník predo dvermi ponorov,
Şimdi, bu Lazarus, Dives kapı önce bordür üzerinde mahsur yatmalıעכשיו, לזרוס כי צריך לשקר תקועים שם לפני הדלת של צלילות על שפת המדרכה,
Şimdi, bu Lazarus, Dives kapı önce bordür üzerinde mahsur yatmalıالآن ، ينبغي أن تقطعت بهم السبل لازاروس تكمن هناك على curbstone أمام باب الغطس ،
Şimdi, bu Lazarus, Dives kapı önce bordür üzerinde mahsur yatmalıこれは氷山のモルッカ諸島の一つに係留されることよりも素晴らしいです。
Şurada yatmanız daha iyi olur.- A legjobb, ha mi alszunk ott. - Miért?
Şurada yatmanız daha iyi olur.Det er bedst, I sover derovre.
Şurada yatmanız daha iyi olur.Het is beter dat jullie daar slapen. - Waarom?
Şurada yatmanız daha iyi olur.Mejor duerma allí.