yatkın ile cümle
yatkın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.Dan itu adalah sebuah ide yang sangat memuaskan.
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.Dat is een heel plausibel idee.
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.Ed è un'idea plausibile.
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.E essa é uma ideia muito plausível.
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.E o idee foarte plauzibilă.
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.És ez egy nagyon hihető gondolat.
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.In to je zelo verjetna ideja.
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.그건 매우 그럴 듯한 생각이에요.
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.Og det er en meget plausibel idé.
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.Přesvědčivá myšlenka.
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.To bardzo przekonująca idea.
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.To je prijateľná myšlienka.
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.Und der Gedanke ist sehr plausibel.
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.Và đó là một ý tưởng hợp lẽ.
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.Αυτή είναι μια εύλογη ιδέα.
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.Доволі прийнятне рішення.
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.И това е една много правдоподобна идея.
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.Казалось бы, очень разумная идея.
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.וזה רעיון מאוד מתקבל על הדעת.
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.وتلك فكرة معقولة
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.忘れられてしまいました
Bu yüzden de karbon 8 olmak için elektron almaya daha yatkındır. -그래서 탄소는 전자들을 다른 것들로부터 받아서 8개가 되는 편이 아마도 더 쉬울 것입니다.
Bu yüzden de karbon 8 olmak için elektron almaya daha yatkındır. -Also würde CO2 wahrscheinlich eher Elektronen aus erlangen jemand anders kommt man nach acht.
Bu yüzden de karbon 8 olmak için elektron almaya daha yatkındır. -Dlatego węgiel chętniej przyjmuje nowe elektrony niż oddaje te, które ma.
Bu yüzden de karbon 8 olmak için elektron almaya daha yatkındır. -Então o carbono vai mais provavelmente ganhar elétrons de algum outro para chegar a oito.
Bu yüzden de karbon 8 olmak için elektron almaya daha yatkındır. -Jadi elektron karbon akan mendapatkan mungkin lebih mungkin dari orang lain untuk sampai ke delapan.
Bu yüzden de karbon 8 olmak için elektron almaya daha yatkındır. -Takže uhlík pravdepodobne ľahšie prijme elektróny od niekoho iného aby dosiahol osmičku.
Bu yüzden de karbon 8 olmak için elektron almaya daha yatkındır. -Takže uhlík si raději vezme elektrony od někoho jiného, aby získal těch vytoužených osm.
Bu yüzden de karbon 8 olmak için elektron almaya daha yatkındır. -Οπότε ο άνθρακας είναι πιο πιθανό να πάρει ηλεκτρόνια από κάποιο άλλο για να φτάσει στα 8.
Bu yüzden de karbon 8 olmak için elektron almaya daha yatkındır. -Отже, вуглець буде, найімовірніше, отримувати електрони від когось іншого, аби дістатися восьми.
Düşünürseniz, bu öncelik sıralaması oldukça akla yatkın.得ていた一番の物は金利でした。そうですね?
-- ekonomistler dünyayı kendi gözlükleriyle görmeye yatkındır, yani: bunlar sadece bir avuç aptal insan.-- các nhà kinh tế có vẻ nhìn thế giới qua lăng kính riêng, chỉ thấy: toàn 1 lũ dốt nát.
-- ekonomistler dünyayı kendi gözlükleriyle görmeye yatkındır, yani: bunlar sadece bir avuç aptal insan.-- ekonomové mají sklon vnímat svět přes své vlastní brýle, tak, že je to spousta hloupých lidí.
-- ekonomistler dünyayı kendi gözlükleriyle görmeye yatkındır, yani: bunlar sadece bir avuç aptal insan.-- ekonómovia majú sklon vnímať svet cez svoje vlastné okuliare, tak, že: to je len kopa hlúpych ľudí.
-- ekonomistler dünyayı kendi gözlükleriyle görmeye yatkındır, yani: bunlar sadece bir avuç aptal insan.-- 경제학자들은 그들의 입장에서만 세상을 바라보며 사람들이 바보라고 하죠.
-- ekonomistler dünyayı kendi gözlükleriyle görmeye yatkındır, yani: bunlar sadece bir avuç aptal insan.- да гледат на света през техните очи, т.е.: това са само група глупаци.
-- ekonomistler dünyayı kendi gözlükleriyle görmeye yatkındır, yani: bunlar sadece bir avuç aptal insan.- נוטים לראות את העולם דרך משקפיים משלהם, שבהם רואים חבורה של אנשים טיפשים.
-- ekonomistler dünyayı kendi gözlükleriyle görmeye yatkındır, yani: bunlar sadece bir avuç aptal insan.-- يميل الإقتصاديون الى النظر الى العالم عبر عدساتهم الخاصة، التي هي: هؤلاء فقط مجموعة من الناس الأغبياء.
-- ekonomistler dünyayı kendi gözlükleriyle görmeye yatkındır, yani: bunlar sadece bir avuç aptal insan.世の中を見る傾向があり 見えるのは大ばかの群衆だけです その結果 多くの人は経済学者をばかな人達だと思っています
Elektronegativitenin anlamı elektron alışverişi yapmaya yatkın olmaktır.Když jsem to zprvu studoval, říkal jsem si, tohle jsem se přece učil v chemii a tam mluvili o elektronech.
Elektronegativitenin anlamı elektron alışverişi yapmaya yatkın olmaktır.Wysoka elektroujemność oznacza, że pierwiastek będzie chętnie przywłaszczał cudze elektrony.
Elektronegativitenin anlamı elektron alışverişi yapmaya yatkın olmaktır.והוא כל האמצעים electronegative, אוהב אין סיבה שתשלט אלקטרונים.
Elektronegativitenin anlamı elektron alışverişi yapmaya yatkın olmaktır.وجميع وسائل كهربية، يحب أن خنزير الإلكترونات.
En yaşlısı 13,000 yaşında olan bu ağaçlar aynı zamanda eşeysiz üremeye de yatkındırlar.이 식물도 복제하여 개체수를 늘리는 경향이 있는데요, 가장 오래된 것은 13000년이나 되었습니다.
En yaşlısı 13,000 yaşında olan bu ağaçlar aynı zamanda eşeysiz üremeye de yatkındırlar.Ada juga yang cenderung tumbuh secara klonal yang tertua berusia 13,000 tahun.
En yaşlısı 13,000 yaşında olan bu ağaçlar aynı zamanda eşeysiz üremeye de yatkındırlar.Ceux-ci ont aussi tendance à se développer comme des clones, le plus agé ayant 13 000 ans.
En yaşlısı 13,000 yaşında olan bu ağaçlar aynı zamanda eşeysiz üremeye de yatkındırlar.Deze groeien meestal ook gekloond. De oudste is 13.000 jaar oud.
En yaşlısı 13,000 yaşında olan bu ağaçlar aynı zamanda eşeysiz üremeye de yatkındırlar.Disse har også en tendens til at gro klonende, den ældste er 13'000 år gammel.
En yaşlısı 13,000 yaşında olan bu ağaçlar aynı zamanda eşeysiz üremeye de yatkındırlar.Estas também tendem a crescer em clones, das quais a mais velha tem 13 000 anos.
En yaşlısı 13,000 yaşında olan bu ağaçlar aynı zamanda eşeysiz üremeye de yatkındırlar.Estos también tienden a crecer por clonación; el más antiguo tiene 13.000 años.
En yaşlısı 13,000 yaşında olan bu ağaçlar aynı zamanda eşeysiz üremeye de yatkındırlar.Hanno anche la tendenza a crescere per clonazione, e il più vecchio ha 13.000 anni.
En yaşlısı 13,000 yaşında olan bu ağaçlar aynı zamanda eşeysiz üremeye de yatkındırlar.Ők is klóncsoportokban nőnek, a legöregebb 13 000 éves.
En yaşlısı 13,000 yaşında olan bu ağaçlar aynı zamanda eşeysiz üremeye de yatkındırlar.Şi acestea tind să crească clonal, cea mai în vârstă dintre ele are 13.000 de ani.
En yaşlısı 13,000 yaşında olan bu ağaçlar aynı zamanda eşeysiz üremeye de yatkındırlar.Sie neigen auch zu einem klonischen Wachstum. Der älteste Klon ist 13000 Jahre alt.
En yaşlısı 13,000 yaşında olan bu ağaçlar aynı zamanda eşeysiz üremeye de yatkındırlar.Tiež obyčajne rastú v klonoch, nastarší z nich je 13 000 rokov starý.
En yaşlısı 13,000 yaşında olan bu ağaçlar aynı zamanda eşeysiz üremeye de yatkındırlar.Và có khuynh hướng phát triển vô tính, cây già nhất là 13.000 năm tuổi.
En yaşlısı 13,000 yaşında olan bu ağaçlar aynı zamanda eşeysiz üremeye de yatkındırlar.Wśród nich często spotyka się osobniki klonalne, a najstarszy z nich ma 13 000 lat.
En yaşlısı 13,000 yaşında olan bu ağaçlar aynı zamanda eşeysiz üremeye de yatkındırlar.Αυτά ωστόσο αυξάνονται κλωνικά, με το παλαιότερό τους στα 13.000 χρόνια.
En yaşlısı 13,000 yaşında olan bu ağaçlar aynı zamanda eşeysiz üremeye de yatkındırlar.Те също така са склонни да растат клоново, най-старото, от които е на 13 000 години.
En yaşlısı 13,000 yaşında olan bu ağaçlar aynı zamanda eşeysiz üremeye de yatkındırlar.Эти деревья тоже растут клонально, самому старому из них 13 тысяч лет.