yatkın ile cümle
yatkın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Unutkanlığa yatkınsın.You are apt to be forgetful.
Bir araştırmaya göre, büyük kadınlar ikizleri olmaya daha yatkındır.According to a study, big women are more prone to have twins.
Kişi kendi hatalarını unutmaya yatkındır.One is apt to forget his own faults.
Onun eli testereye yatkındır.She's very handy with a saw.
Bu akla yatkın olur.That would be advisable.
Tom, sanata çok yatkın değildir.Tom isn't very artistic.
Çok akla yatkın geliyor.It sounds very plausible.
Tom tembel olmaya yatkın.Tom is inclined to be lazy.
Başka hiçbir şey akla yatkın olmazdı.Nothing else would be plausible.
Leyla öfkelenmeye yatkın bir kişidir.Layla is an anger-prone person.
Sami'nin akla yatkın bir mazereti vardı.Sami had a plausible alibi.
Tom'a bunun akla yatkın geldiğini söyledim.I told Tom it sounded plausible.
Doğası Müslüman olmaya yatkındı.He was naturally inclined to accept Islam.
Cudd’ın eserlerinin çoğu, akla yatkın seçim teorisi aracılığıyla güç ilişkilerini analiz eder.Much of Cudd's work analyzes power relationships through rational choice theory.
Arızalanmaya ne kadar yatkın?¿Cuánto te Asusta el Caos?
Sharps dissosiyatif yatkınlık ve bütünleşik işlem arasında bir ilişki olduğunu öne sürmektedir.Sharps suggests a relationship between dissociative tendencies and gestalt processing.
Bozukluk genetik yatkınlığa bağlı olabilir.The deficiency may be genetic.
Diyabete yatkınlığa sebep olabilecek bazı ilaçlar ve diğer sağlık sorunları mevcuttur.There are a number of medications and other health problems that can predispose to diabetes.
Monozigotik ikizliliğin yatkınlık kazandıran faktörleri bilinmemektedir.The predisposing factors of monozygotic twinning are unknown.
Satranca olan yatkınlığı o küçük yaşında bile fark ediliyordu.Her addiction to liquor was evident even in her younger years.
Kontrolünü kaybetmeye daha çok yatkındır.This was enough for him to lose his self-control.
Görüşleri sola yatkındır.The figure looks to his left.
Öfkeye yatkındır.There is anger.
Aile, müziğe yatkın bir geçmişe sahipti.His family had a musical background.
Kistik fibroz hastaları P. aeruginosa enfeksiyonlarına özellikle yatkındırlar.Cystic fibrosis patients are also predisposed to P. aeruginosa infection of the lungs.
Tarımsal sosyalizm ağırlıklı olarak ilkel (sanayi öncesi), kentleşmemiş demografiye yatkındır.The Industrial (First) Subsector corresponds to the Industrial (First) functional constituency.
Dişleri keskin ve sivridir (yani et yemeye yatkındır).The teeth themselves are small and serrated - designed to grasp and shear food.
Dil öğrenmeye olan merak ve yatkınlığı sonucunda 9 dil konuşabiliyordu.He also had a knack for languages, and eventually could speak nine.
Birçok hayvan çiftleşerek üremeye yatkındır.Many animals drink by licking.
Bu çalışma, bu konulara karşı dengeli ve akla yatkın bir bakış açısıyla yaklaşmıştır.And it takes a balanced and sober view of all of these issues.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.Like, we have a tendency to see faces.
Bu akla yatkın bir varsayım.That doesn't seem crazy.
O 12 yılın sonuna yaklaştıkça, öğrendiklerim git gide daha az akla yatkın geliyordu.The closer I got to the end of these 12 years, the less rationality I found in what i learnt.
Bu yüzden de karbon 8 olmak için elektron almaya daha yatkındır. -So carbon would probably more likely gain electrons from somebody else to get to eight.
Haftada 500 dolar kulağa yatkın mıdır peki?Does $500 per week sound like a reasonable amount?
En yaşlısı 13,000 yaşında olan bu ağaçlar aynı zamanda eşeysiz üremeye de yatkındırlar.These also tend to grow clonally, the oldest of which is 13,000 years old.
Yani, aslında genom size daha çok yatkınlık hakkında bilgi veriyor.So the genome really tells you much more about predisposition.
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""I will love myself despite the ease with which I lean toward the opposite."
JN: dünya barışından çok daha akla yatkın, ve kesinlikle daha yakın.JN: It's more tangible than world peace, and it's certainly more immediate.
Hangi elementlar elektronları çekmeye daha yatkındır?Which elements are likely to hog electrons?
Hangi atomlar elektron vermeye daha yatkınlardır?Which atoms are very likely to give away electrons?
Bu nedenle elektron vermeye daha yatkın olacaksınızdır.So you're more likely to give away electrons.
Düşünürseniz, bu öncelik sıralaması oldukça akla yatkın.Because the debt holders, all they were getting-- their upside was just interest, right?
Öğrenciler grup çalışmasına yatkın değildir.Students are not taught to work in groups.
Bu oldukça akla yatkın bir fikir.And that's a very plausible idea.
Bir sürü risk faktörü var, ama ayrıca genetik yatkınlık da söz konusu.Lots of risk factors, but there is a genetic predisposition to prostate cancer.
Prostat kanseri hastalarının belki de yüzde 10'u, genetik olarak yatkın insanlardır.For maybe about 10 percent of prostate cancer, there are folks that are predisposed to it.
Bu akla yatkın bir sebep olabilir.And so this could be a plausible reason . . .
Insanların farklı yatkınlıklari vardır.People have very different aptitudes.
Soygunculukla ilgili bir şey, aynı kurbanı seçmeye olan yatkınlıkları.Now, one thing about burglaries is this idea of repeat victimization.
Bu şartlar göz önüne alındığında, Nabucco’nun şu dönemde yapılması pek de akla yatkın gelmiyor.Having that in mind, the construction of Nabucco at this moment just does not seem plausible.
Raci, Sırbistan'ın 2012'deki yaklaşımını daha işbirliğine yatkın olarak nitelendirdi.Raci characterised Serbia's approach as being more co-operative in 2012.
Kısa filmler tartışılmaya daha yatkın." dedi.They're more stimulating for discussion," he said.
Peki bu tür iddialar hâlâ akla yatkın mı?But are such claims still plausible?
Hızla çoğaldığı gibi bu tür, otluk-çimlik yerlere yerleşmeye yatkındır.[1]As it increases rapidly, this species is suitable for naturalisation in grass.[2]
Averruncus, felaketi önlemeye yatkın bir tanrı.Averruncus, a god propitiated to avert calamity.
Büyük cins köpekler de etkilenir ve Labrador av köpeği özellikle yatkın görünmektedir.Large-breed dogs are also affected, and the Labrador retriever seems particularly predisposed.
Labrador Retrieverleri ve Avustralya Sığır Köpekleri de yatkındır.[5]Labrador Retrievers and Australian Cattle Dogs are also predisposed.[11]
Bu arada, brakiyal arter, girişimler sırasında vazospazma daha yatkındır.[1]Meanwhile, brachial artery is more prone to vasospasm during instrumental access.[2]
Fakat bu kırılganlık yalnızca bireyleri bir bozukluğa yatkın hale getirir, bozukluğu başlatmaz.Vulnerability predisposes individuals to a disorder, but does not initiate the disorder.