Fırının iki tarafında bulunan yatay bölümde yanan odunların ateşi ile pişmeye bırakılır.Sur le sol entre les deux personnages brûle un feu.
Güney kıyılar daha alçak ve yataydır.La plaine au sud est plus basse et plus plane.
Yatay bisikletlerde bu itme kuvveti koltuktan alınıyor.C'est à son initiative que les bicyclettes sont introduites dans l'armée.
İstasyonun merkezinde iki tarafa yatay olarak yerleştirilmiş güneş panelleri vardı.Ils sont complétés par deux panneaux solaires fixés sur la partie centrale de la station.
Dalları ya yatay bir konumdadır ya da yukarı doğru yönelmiştir.El viento las guía o bien para cazar sus presas o para ir en una dirección determinada.
"İnsan namazda kıyamda iken dikey, rükûda yatay bir halde bulunur.Uniéndose a la oración, el pueblo hace suya la plegaria mediante la aclamación: «Amén».
Göz çizgisini işaret eden, ortasında (biri dikey, biri yatay) kesişen eğik çizgilerle bir yuvarlak çizdiler.Morado y con grandes labios, de un solo ojo, viste una capa morada.
Makinenin içine yatay olarak yerleştirilmiş metal tambura kirli çamaşırlar konuluyordu.Sí es cierto que existieron cámaras de desinfección de ropas con apertura hacia adentro.
İki katı birbirine bağlayan bu yapılar yatay, dikey ya da dairesel biçimlerde olabilirler.Las algas que pueden dividirse en dos dimensiones pueden formar talos con forma de hoja o cuerpos.
Yatay gen transferinin yapay biçimi bir genetik mühendislik şeklidir.Il trasferimento artificiale di geni orizzontali è una forma di ingegneria genetica.
Kuyrukları yatay olarak düzleşmiştir.Su di esso sono disegnate delle tende.
Dik ya da yatay düştüklerinde çok daha az ses çıkarırlar.In presenza di siepi e di alberi la rumorosità diminuisce ulteriormente.
Bayrağın alt kısmından yatay olarak iki adet dar sarı şerit geçer.Dietro la bandiera ci sono due rami d'alloro dorati.
Direğin parçaları yatay olarak uzatılarak gövdeye sürüldü.Le ossa rimanenti vengono gettate dentro il pozzo fino a riempirle completamente.
Ekranlar, cihazın yatay kenarları üzerinde eğimli kavisli kenarlara sahiptir.I display hanno lati curvi che si inclinano sui bordi laterali del dispositivo.
Tarihi Alsace bayrağı iki yatay banttan oluşur: yukarıda kırmızı ve aşağıda beyaz.Исторический флаг Эльзаса состоит из двух горизонтальных полос: сверху — красная, снизу — белая.
Ancak Newton taşı yere yatay (kütleçekim ivmesine dik) olarak atıldığında, taş kavisli bir yol izler.Однако когда надо сделать на теле надрез, Стоуна охватывает ступор.
Dalları ya yatay bir konumdadır ya da yukarı doğru yönelmiştir.Ствол кривой, пригнутый к земле или относительно прямой.
Yatay gen transferinin yapay biçimi bir genetik mühendislik şeklidir.Искусственный горизонтальный перенос генов используется в генной инженерии.
Ek olarak, kalın yatay çizgiler yıllık üretim maddelerini gösterir.Лубенское земство ввело даже марки на годовую подписку.
Uyluğun ortasından yatay kesit.На участке между просп.
Altta, yatay bir defne dalının kabartma görüntüsü vardır.Действительно, в Таро есть картинка, на которой изображен придворный шут.
Yatay sarı renk, bayrağın üst yarısını kaplamaktadır.Верхняя полоса голубого цвета занимает половину ширины флага.
Bu basılım 1916 yılına kadar tüm pullarda yatay, dikey ve örgü kâğıtlarda uygulandı.До 1982 года компанией выпускались сигары и папиросы.
Gözleri altın rengidir ve irisler yataydır.Глаза имеют золотистую радужину и чёрные зрачки.
Yatay bisikletlerin daha büyük bir dönüş çapına ihtiyacı var.Вместительные топливные баки обеспечивали большую дальность полёта.
İki adet yatay yüzgeci bulunmaktaydı.Здесь стояло всего две юрты орочей.
İki tür keiretsu vardır: dikey ve yatay.Существует две разновидности аришты: для обеда и для десерта.
Her hücre yatay, dikey veya çapraz omak üzere bitişik olan sekiz komşusuyla doğrudan etkileşir.تتفاعل كل خلية مع ثمانية من الخلايا المجاورة لها أفقياً ورأسيا وقطرياً.
Uyluğun ortasından yatay kesit.ناتئ سريري أوسط.
Alt ve üst göz kapaklarının aksine üçüncü göz kapağı göz küresi üzerinde yatay olarak hareket eder.وخلافا للجفون العليا والسفلى، فالغشاء الراف يتحرك أفقيا عبر مقلة العين.
Ticari türbinler genellikle yatay eksenlidir.الكنائس الشرقية عموماً تستخدم التقويم اليولياني.
Bacağın ortasından yatay kesit.مقطع عرضي في وسط الساق.
Yatay bisiklet, bisikletçinin arkasına yaslanır şekilde yatarak pedalladığı bisiklet çeşididir.ويوجد محرك الدراجة وبه تلتف الدراجة إلى الجهة التي نريدها.
Çünkü atmosfer her yatay yön için aynı kabul edilir.وبكل عام هي أيضا مماثلة للقصبة الهوائية في الزواحف.
Bacağın ortasından yatay kesit.Secção transversa no meio da perna.
Önlisans okuyanlar ise 1. dönemi bitirdikten sonra yatay geçiş başvurusunda bulunabilirler.Os demais segurados podem agendar desde a data do início da incapacidade.
Torpido tüpü, yatay yönde torpido fırlatılması işlevini gören bir cihazdır.Um tubo de torpedo é um engenho para lançar torpedos na direcção horizontal.
Bu durum pilota daha iyi yatay görüş sağlar.Esta confere ao "piloto" uma noção bem mais real da velocidade.
Eğer dikey olarak konumlandırılan döngü altta beslenirse, yatay olarak kutuplanacaktır.Se quisermos torná-lo mais suave, vamos ajustá-lo a um sussurro.
Dalları ya yatay bir konumdadır ya da yukarı doğru yönelmiştir.Iemand de strop gebieden of zenden.
Yatay gen transferinin yapay biçimi bir genetik mühendislik şeklidir.Kunstmatige horizontale gentransfer is een vorm van genetische engineering.
Hem yatay hem de düşey düzlemde meydana gelebilir.Er kunnen ook eet- en slaapproblemen ontstaan.
Yatay bisikletlerin daha büyük bir dönüş çapına ihtiyacı var.De Bollinstoeltjes maken een extra omweg.
Bacağın ortasından yatay kesit.Doorsnede door het midden van het been.
İnsan kendini yatay şekilde asamıyormuş.In dit geval voelt men zich verlamd op het bed liggen.
Yansıtma Resimler, yatay ve dikey olarak, aynadaki görüntüye benzer şekilde ters çevrilebilir.Het is mogelijk om afbeeldingen te draaien, te spiegelen en in een slideshow te bekijken.
Silahta Krupp'un yatay kaymalı blok kaması kullanılmıştı.Men bleef het wapen van Keppel voeren.
Gözlemci yatay teli ve onun yansımasını görür ve bunları kesiştirmek için hareket ettirir.Ze controleert haar lippenstift en kapsel en bereidt zich klaarblijkelijk voor om uit te gaan.
Yatay ve dikey olan bu iki eğilim, birbirini destekler.Owe dwie tendencje, pozioma i pionowa, wzajemnie się uzupełniają.
Televizyon yatay polarizasyon kullanır iken AM ve FM radyo yayını genellikle, dikey polarizasyon kullanırlar.Telewizja w transmisji naziemnej oraz radiofonia UKF używa zwykle polaryzacji poziomej.
Yatay gen transferinin yapay biçimi bir genetik mühendislik şeklidir.Otrzymywanie transformantów, czyli transformacja genetyczna, jest istotą inżynierii genetycznej.
Dalları ya yatay bir konumdadır ya da yukarı doğru yönelmiştir.Wyrastają z prosto wzniesionego lub podnoszącego się kłącza.
Önlisans okuyanlar ise 1. dönemi bitirdikten sonra yatay geçiş başvurusunda bulunabilirler.Najwcześniej drugiego dnia roboczego od przedstawienia projekt ustawy może zostać poddany pierwszemu czytaniu.
Bir masayı yatay olarak hareket ettirmeye çalıştığımızı düşünelim.Chodź pokażę ci, czym dla mnie stołek jest.
Bayrak yatay olarak 3:1:8:1:3 oranında dizilen beş şeritten oluşmaktadır.Flaga gminy Kolno – prostokątny płat o proporcjach 5:8, podzielony na pasy w proporcjach 1:3:1.
İkisi yatay üçüncü dikey düzlemde yukarı doğru olmak üzere üç güneş paneli vardı.Pierwotnie na osi kamienicy na wysokości trzeciej kondygnacji znajdowały się balkony.
Azimut bir yön tarifinin yatay bileşenidir.Pölten ze stolicą tytularną Acci.
Bazı yatay bisikletler, normal bisikletlerden daha uzun oluyor.Sadlar för tävlingscyklar är mer långsmala än de för standardcyklar.
Bu sayede içerisinde yatay ya da düşey sonuşmaz bulunan fonksiyonların integralleri alınabilir.Därmed kan närvaro eller frånvaro av en axel kännas av.