Kış mevsiminde Güneş ışınları Kuzey yarım küreye yatay olarak gelir.Solen i sin tur roterar kring Vintergatan.
İki tür optik aberasyon vardır: axial (boylamsal) ve transverse (yatay).Det finns två typer av kromatisk aberration: "axial" och "lateral".
Genişlikler : Yatay ve enine çaplardır.Användbara föremål: Nål och tråd.
Karınları yataydır ve ortada bel verir.Odjuret säger god natt och försvinner.
İkirenkli veya bikolor, bayrakbilimde yatay veya dikey iki çizgiye sahip olan bayrakları ifade eder.Bikolor ("tvåfärgad") är en vexillologisk term för en flagga som har två lika stora fält i olika färger.
Tarihi Alsace bayrağı iki yatay banttan oluşur: yukarıda kırmızı ve aşağıda beyaz.Історичний прапор Ельзасу складається з двох горизонтальних смуг: зверху — червона, знизу — біла.
Bütün caddeler dikey ve yatay olarak hizalanmıştır.Всі вулиці села асфальтовані та газифіковані.
Burada, sanki kayışlarda yatay bir konumda asılıyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz.У ціх місцях соми наче «висять» на опущеному у воду листі дерев.
Bir masayı yatay olarak hareket ettirmeye çalıştığımızı düşünelim.Jako opatření je doporučeno zvednutí mláticího stolu.
Bu durum pilota daha iyi yatay görüş sağlar.To zlepšilo i výhled pro pilota.
Yine bir Riemann yüzeyi elde edilir ancak bu sefer "delik" yatay olur.Na planetě se opět objevuje cizí žena a chce se tentokrát "pouze dotknout" pana Sulu.
Torpido tüpü, yatay yönde torpido fırlatılması işlevini gören bir cihazdır.Torpédomet je zařízení pro vypouštění torpéd v horizontálním směru.
İki adet yatay yüzgeci bulunmaktaydı.Dva žluté pruhy zůstaly.
Hem yatay hem de düşey düzlemde meydana gelebilir.Se poate să se fi aflat la conducere și în Dragonara.
Yatay ve dikey olan bu iki eğilim, birbirini destekler.Ez a két, vízszintes és függőleges tendencia egymást táplálja.
Tarihi Alsace bayrağı iki yatay banttan oluşur: yukarıda kırmızı ve aşağıda beyaz.A város zászlóját két vízszintes sáv alkotja, felül piros, alul fehér.
Ikinci yasanın ilk ifadeleri yalnızca yatay düzlemde (yerçekimisiz alanda) doğrudur.Csak a második próbálkozásra tudsz kikelni a fotelból (öregkori gyengeség).
Fırının iki tarafında bulunan yatay bölümde yanan odunların ateşi ile pişmeye bırakılır.A megmaradt tojásokat két lángszórós a helyszínen elégeti.
Türler arasındaki bu gen transferi, hibrit canlıların oluşumunu ve yatay gen transferini de içerir.Fajok közti génátadás például a hibridizáció, továbbá a horizontális géntranszfer.
Ardından, ikisi birlikte su yüzeyinde yatay duruma geçerler.Sen molemmat rannat laskevat jyrkkinä rinteinä veteen.
Ayrıca üniversite okuyan birisi dilediği gibi (notlarının durumuna göre) yatay geçiş yapabilir.Halutessaan oppilas voi suorittaa myös lukion teatteridiplomin.
Eğri yaklaşık bir gün sonra yatay hale gelir.Spraymaali haihtuu noin minuutin ruiskuttamisen jälkeen.
Kitaplık, genellikle yatay rafları bulunan kitap saklamak için kullanılan mobilyadır.Kirjahylly on huonekalu, jossa yleensä säilytetään kirjoja.
Bayrağın ortasında bulunan yatay beyaz şeritin üzerinde ise kırmızı ay ve yıldız bulunmaktadır.Lipun keskellä oli valkoinen kuun sirppi ja tähti.
Her hücre yatay, dikey veya çapraz omak üzere bitişik olan sekiz komşusuyla doğrudan etkileşir.Κάθε κελί έχει ακριβώς 8 γείτονες που βρίσκονται οριζόντια, κατακόρυφα και διαγώνια δίπλα του.
Yatay bisikletlerin daha büyük bir dönüş çapına ihtiyacı var.Μια κυκλική σήραγγα παρέχει ομαλότερη ροή.
8K, yatay olarak 8000 piksel civarında çözünürlükteki ekranı ifade eder.Play media Η ανάλυση 8Κ αναφέρεται σε οποιαδήποτε οθόνη ή οθόνη με πλάτος περίπου 8000 εικονοστοιχείων.
Yatay bisiklet, bisikletçinin arkasına yaslanır şekilde yatarak pedalladığı bisiklet çeşididir.Halvcykel er en cykel, der kobles bag på en almindelig cykel.
Yatay bisikletin İngilizcesi Recumbent Bicycle'dir.På engelsk kalles liggesykler for recumbent bicycles.
Ek olarak, kalın yatay çizgiler yıllık üretim maddelerini gösterir.I tillegg arrangerer Villmarksmessa sine årlige messer der.
Yatay bisikletlerin daha büyük bir dönüş çapına ihtiyacı var.Også allmennordbøker må gå gjennom en omfattende prosess.
Açık denizde bu hat yataydır, ancak karada bölgenin topografik özelliklerine göre değişir.På stillehavssiden er ankringsområdet helt åpent, men der utgjør topografien i Panamabukten en naturlig molo.
Hem yatay hem de düşey düzlemde meydana gelebilir.Antagelig er både varjag og væring beslektet.
Bir masayı yatay olarak hareket ettirmeye çalıştığımızı düşünelim.Dijadikan sebagai tempat untuk menyusun strategi perang.
8K, yatay olarak 8000 piksel civarında çözünürlükteki ekranı ifade eder.8K adalah resolusi tampilan yang akan menggantikan 4K.
Türler arasındaki gen transferi için örnekler ise, hibrid organizmaların oluşumu ve yatay gen transferidir.Transfer gen antar spesies meliputi pembentukan organisme hibrid dan transfer gen horizontal.
Uluğ Bey Medresesi'nin yatay piştakları.Kamus Saku Kedokteran Dorland.
Bir masayı yatay olarak hareket ettirmeye çalıştığımızı düşünelim.Lập trình mệnh lệnh tập trung vào miêu tả cách một chương trình hoạt động.
Yatay bisiklet, bisikletçinin arkasına yaslanır şekilde yatarak pedalladığı bisiklet çeşididir.Xe đạp nằm là một loại xe đạp mà người lái ngả về phía sau tựa vào thành ghế dựa trên thân xe.
Dalları ya yatay bir konumdadır ya da yukarı doğru yönelmiştir.避難階又はその直上階若しくは直下階であること(同上)。
Yatay manyetik alanın kapatılamsıyla sıcaklığın 0.003 K değerine kadar düşmesiyle sonuçlandı.水平磁場を切ることで、温度はおよそ0.003 Kまで低下した。
Eğri yaklaşık bir gün sonra yatay hale gelir.この曲線は約1日後になだらかとなる。
Uyluğun ortasından yatay kesit.寝殿造りの中門廊の名残。
Makinenin içine yatay olarak yerleştirilmiş metal tambura kirli çamaşırlar konuluyordu.隠れ場所であるドラム式洗濯機の中に入っている。
Yatay bisikletlerin daha büyük bir dönüş çapına ihtiyacı var.しかし前輪駆動方式のジョイントは旋回時のより大きな曲げ角に対応する必要がある。
Genellikle düzdürler ve yatay yapılı sahalarda görülürler.一般には壁面や床面などに設けられる。
Yatay ve dikey mikro programlama bu ilişkilendirme şeklidir.マイクロソフトと相互運用性の向上はここが担当。
Mimaride de yatay bir icaplarına uygun bir uzun salon vardır.旅館部のほかに自炊部があり、長期の湯治にも適している。
Özel dolaplar içinde yatay olarak muhafaza edilir.個人的な携帯電話は安全なガラスケースの中に格納される。
Avcıdırlar, genellikle avlarını yatay olarak takip ederler.オオカミは一般的に彼らの毛皮のために狩られている。
Yatay kum tünellerine ya da toprak oyuklarına yuva yaparlar.地上の楽園、あるいはエデンの園を描いたもの。
Çevresel yarı gölge, Manyetik alanın daha yatayda olduğu lekenin daha çık bölgesi.環繞在周圍的半影,比較明亮,那兒的磁場也比較傾斜。
Yatay hava hareketleri (rüzgarlar) görülür.去而風,使敵不覺。
Eğer α bir k-form gibi, ise bu dış cebir dαdir,G-eşitdeğişkene rağmen, uzun yatay değildir.如果α是这样一个k-形式,则其外导数dα,尽管G-等变,但不再水平。
Yatay sarı renk, bayrağın üst yarısını kaplamaktadır.黄色圆盘叠加在旗帜的中心。
Yatay bisikletin İngilizcesi Recumbent Bicycle'dir.바이시클(bicycle)은 자전거를 가리키는 영어 낱말이다.
Karolar ve 1024 (VRAM izni) kümesi başına tabaka alınır yatay ve dikey döndürülebilir.타일들은 1024 이상(VRAM의 한계까지)의 per-layer에서 구성되며 수평 또는 수직으로 뒤집힐 수 있다.
Franklin'in pedallı versiyonunda yatay olarak 37 kase demir, bir dingile tutturuldu.בגירסת הכלי של פרנקלין 37 קערות המושחלות אנכית על מוט ברזל.
Yatay gen transferinin yapay biçimi bir genetik mühendislik şeklidir.העברה גנטית אופקית מלאכותית היא צורה של הנדסה גנטית.
Yatay bisikletlerin daha büyük bir dönüş çapına ihtiyacı var.עבור משתמשי כיסאות גלגלים ממונעים דמויי קטנוע טילון, יש לפנות מקום רחב בהרבה.