Caminin kurucusu Ahi Şerafettin, caminin karşısında bir Selçuklu türbesinde yatar.وأمه تجلس فوق أريكة عريضة مبتسمة، في إحدى المقصورات.
Yatarak uyumak atlar için daha sağlıklıdır.Dormir com animais também piora a qualidade do sono.
Kış uykusuna yatarlar.Tem período de dormência no inverno.
Ağustos böceği de yan gelir yatar.Julho: Estreia Ojamajo Doremi.
Tommy 11 adamın hepsini öldürür ancak polise yakalanır ve 15 yıl boyunca hapis yatar.Após matar todos os presentes Tommy acaba sendo preso e condenado a quinze anos de prisão.
Zerdüştlüğün temelinde iyilik ve kötülüğün savaşı yatar.Estas profecias tem como plano de fundo a luta do bem contra o mal.
Kuluçkaya yalnızca dişi yatar ve bu süre boyunca erkek dişiyi besler.Nesta síndrome, as pessoas liberam lágrimas enquanto comem.
( İlerlemenin yolu sakin bir ısrarlılıkta yatar. )É possível chegar ao pico por caminhada. ]
Sidamara lahdinin kapağında lahit sahibiyle karısı yatakta yatar gibi uzanmışlardır.Eles fazem sexo com o porteiro estando ainda embaixo da cama.
Yatağına yatar ama bir süre uyanık kalır.Ele deverá ficar de cama e não mais se levantará.
Yuvasını toprak üzerinde yapar ve kuluçkaya burada yatar.Ela anda na sala e coloca seu cachorro no chão.
Bunların yaklaşık 50 bini hastanede yatarak tedavi şeklinde geçirildi.Ele foi levado ao hospital com pelo menos 40 pedaços de metal no corpo.
Dişiler 13-14 gün arasında kuluçkaya yatarlar.As crias ficam no ninho entre 12 a 13 dias.
Sırt üstü yüzme suyun üzerinde sırt üstü yatarak yapılmaktadır.A saída do nado de costas é realizada dentro da piscina.
Tekvin 18:22 Kadınla yatar gibi bir erkekle yatma.Levítico 18:22, diz: "Não te deitarás com outro homem, como se fosse mulher; é abominação."
Kurban yatağına yatar ve sağlıklı bir şekilde uykuya dalar.Het slachtoffer gaat naar bed en slaapt gezond.
Yatarak uyumak atlar için daha sağlıklıdır.Daardoor is de slaapstand beter voor het milieu.
İki eşeyde kuluçkaya yatar.Op twee oren slapen.
Kış uykusuna yatarlar.In de winter wordt een winterslaap gehouden.
Fakat hastalanır ve hastaneye yatar.Ze worden ziek en belanden in het ziekenhuis.
Gözlerinin ikisi de renkli olan üst taraflarında bulunur, beyaz renk olan kör tarafları ile yerde yatarlar.Beide ogen (langzaam) samenknijpen: staren is in kattentaal een bedreiging.
Asıl geceleri yere yatarak uyurlar.Vroeg naar bed gaan.
Hasta yatar pozisyonda bulunduğunda belirtiler genellikle kısa bir süre sonra yok olurlar.Bij een hersenschudding verdwijnen de klachten meestal na korte tijd.
Tommy bütün yaptıklarından dolayı bir süre hapiste yatar.Tajmijja sleet zijn laatste jaren in de gevangenis.
( İlerlemenin yolu sakin bir ısrarlılıkta yatar. )(Op het thuisfront is alles immers rustig).
Erkek ve dişiler birlikte kuluçkaya yatar.Vervolgens gaan de professor en de actrice met elkaar naar bed.
Karşıtlığın ve gücün bu kombinasyonunda bir devrimci öznelliğin oluşumu yatar".We hebben gezien welke variatie en souplesse Ensor in zijn schilderijen brengt ...".
Deb rehabilitasyon görmek için tekrar bir kliniğe yatar.Heer Bommel brengt Knot naar de kliniek voor verdere heropvoeding.
Eşler, 16-18 gün kadar sırayla kuluçkaya yatar.Baby’s slapen ongeveer 16 tot 18 uur.
Adana'da damda yatarken uzun hava okudum.Lee heeft bij Byron op de sofa overnacht.
Yatağına yatar ama bir süre uyanık kalır.Ze valt op een bed en komt in een diepe slaap.
Genellikle saat onda yatarım.Ik ga gewoonlijk om tien uur naar bed.
Kurban yatağına yatar ve sağlıklı bir şekilde uykuya dalar.Ofiara choroby kładzie się spać i śpi w dobrym zdrowiu.
Ali, hicrette peygamberin yatağına yatarak kâfirleri şaşırttı.Oto My uczyniliśmy szatanów opiekunami tych, którzy nie wierzą! (7:27) O proroku!
Kış uykusuna yatarlar.Zimą zapadają w sen zimowy.
Her iki ebeveynde 40 gün boyunca kuluçkaya yatar.Oboje rodzice wysiadują je przez 40 dni.
Michael Corleone'nin adamları tarafından otelde yatarken taranarak öldürülmüştür.Michał Angelos został zamordowany, gdy spał w obozie.
11-14 gün kadar kuluçkaya yatarlar.Spędzają w gnieździe 11-13 dni.
4 hafta kuluçkaya yatar.Czterodniowa podróż wagonem.
İniltiler duyan babası van Gogh'u yatağında kıvrılmış yatarken bulur.Żona piekarza opowiadała, że słyszała jak van Gogh szlochał całą noc w baraku.
Geceleri genç kızın deniz kenarındaki mezarına gider ve orada yatar.Dziewczyna miała usiąść nocą nad brzegiem i grać na nim.
Cinslerin her ikisi de kuluçkaya yatarlar.Żeby się pocieszyć obaj idą do karczmy.
O da gidip Rosendo ile yatar.Wtedy też odszedł do Rosenborga.
Yatarak uyumak atlar için daha sağlıklıdır.Jednak najlepiej sprawdzą się do spania.
Esas olarak çiçek üzerinde pusuya yatarlar.Najwcześniej zakwitają kwiaty w górze kwiatostanu.
Yatağına yatar ama bir süre uyanık kalır.Zostaje jednak odurzona i po pewnym czasie budzi się w chacie na odludziu.
Yuva yapmazlar ve dişiler tek yumurtaları ile doğrudan çıplak kayalık üzerinde kuluçkaya yatarlar.Nie budują gniazd – jaja składają na nagiej skale, na przewieszkach.
Kuluçkaya gündüzleri erkek de yardımcı olur ama geceleri yalnızca dişi yumurtalarla yatar.Obie płci wysiadują jaja w ciągu dnia, ale nocą tylko samica.
Yapılan antlaşmalar ışığında, Avrupa Birliği ve ulusal mahkemeler arasında bir iş birliği ilişkisi yatar.Procedura opiera się na ścisłej współpracy między Trybunałem a sądami państw członkowskich.
Tenimin tüyleri büyümemişken, denizde yatarak dilediğimi tutarım ben, sevdiğimi yerim ben.Kto spożywa moje Ciało i Krew moją pije, trwa we Mnie, a Ja w nim.
Bu yaklaşımın merkezinde, devletin toplumunkinden ayrı çıkarları olduğu düşüncesi yatar.W centrum pojęcia pozostaje fakt udzielania koncesji w obszarach należących do sfery monopolu państwa.
Tommy bütün yaptıklarından dolayı bir süre hapiste yatar.Za swoją działalność przez pewien czas więziony.
Julyeti mezari ustunde yatar gorup onun olmus oldugunu sanir.Sprawa samej bazyliki Grobu była dla niego ważna.
Kendisine hayran olan Johannes'in genç sevgilisi Johanna ile yatar.Han ligger med Johanna, den mycket unga flickvännen till hans beundrare Johannes.
Yatarak uyumak atlar için daha sağlıklıdır.För Alfons blir det då lättare att somna.
Bunların yaklaşık 50 bini hastanede yatarak tedavi şeklinde geçirildi.65 personer blev så sjuka att de vårdades på sjukhus.
En önde olmaktan çok en üstte olmaya çalış, çünkü büyüklük orada yatar.Flyta ovanpå – Göra sig gällande genom att spela överlägsen.
Kış uykusuna, yüzlercesi bir araya gelerek yatarlar.Under vintern sover flera individer vintersömn tillsammans.
Ardından Romeo, Juliet'in yanına yatarak zehri içer ve ölür.Romeo tror att Giulietta har dött på riktigt och tar gift.
( İlerlemenin yolu sakin bir ısrarlılıkta yatar. )(Tåget saktar farten.)