Ben yataktan çıkıyorum ortasında.Ik ben in het midden van het uit bed.
Ben yataktan çıkıyorum ortasında.Jag är mitt uppe i att komma ur sängen.
Ben yataktan çıkıyorum ortasında.Já jsem ve středu dostat z postele.
Ben yataktan çıkıyorum ortasında.Ja som v stredu dostať z postele.
Ben yataktan çıkıyorum ortasında.Jaz sem sredi vstajanje iz postelje.
Ben yataktan çıkıyorum ortasında.Jeg er midt i at komme ud af sengen.
Ben yataktan çıkıyorum ortasında.Jestem w środku wstanie z łóżka.
Ben yataktan çıkıyorum ortasında.Je suis dans le milieu de sortir du lit.
Ben yataktan çıkıyorum ortasında.나는 침대에서 일어나 중에에있어.
Ben yataktan çıkıyorum ortasında.Olen keskellä sängystä nouseminen.
Ben yataktan çıkıyorum ortasında.Sono nel bel mezzo di alzarsi dal letto.
Ben yataktan çıkıyorum ortasında.Sunt în mijlocul de a ieşi din pat.
Ben yataktan çıkıyorum ortasında.Tôi đang ở giữa ra khỏi giường.
Ben yataktan çıkıyorum ortasında.Είμαι στη μέση του να πάρει από το κρεβάτι.
Ben yataktan çıkıyorum ortasında.Аз съм в средата на ставане от леглото.
Ben yataktan çıkıyorum ortasında.Я в разгар вылезая из постели.
Ben yataktan çıkıyorum ortasında.Я в розпал вилазячи з ліжка.
Ben yataktan çıkıyorum ortasında.אני בעיצומו של לקום מהמיטה.
Ben yataktan çıkıyorum ortasında.أنا في خضم الخروج من السرير.
Ben yataktan çıkıyorum ortasında.ちょうどは少しの間我慢して!思ったように物事はうまくいっていない。
Ben yataktan tamamen gerekir olur."Ennen se iskee varttia yli seitsemän, mitä tapahtuu minun täytyy olla täysin sängystä.
Ben yataktan tamamen gerekir olur.I se întâmplă trebuie să fie complet din pat.
Ben yataktan tamamen gerekir olur.나는 나가 침대 완전히해야 발생합니다.
Ben yataktan tamamen gerekir olur.Muszę się całkowicie z łóżka.
Ben yataktan tamamen gerekir olur.קורה אני חייב להיות לגמרי מהמיטה.
Ben yataktan tamamen gerekir olur.يحدث أنني يجب أن يكون خارجا تماما عن السرير.
Ben yataktan tamamen gerekir olur.以外にも、その後でオフィスの誰かがあるため、私についてのお問い合わせに到着します
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.Aj vyskočil z postele skoro ráno, aby bol medzi prítomnými, kedy starý Chlapec by mal prísť.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.I hyppäsi sängystä aikaisin seuraavana aamuna, jotta niiden joukossa paikalla, kun vanha pojan pitäisi saapua.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.I skakał z łóżka wcześnie rano, aby być wśród obecnych, gdy stary Chłopiec powinien dotrzeć.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.I ugrált az ágyból korán reggel, hogy azok között jelen, amikor a régi fiú érkezik.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.I vyskočil z postele brzy ráno, aby byl mezi přítomnými, kdy starý Chlapec by měl přijít.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.Jag hoppade ur sängen tidigt nästa morgon, så att vara bland de närvarande när de gamla Pojken ska anlända.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.그 사이에 존재해야하므로 같은 초기 다음날 아침 침대에서 미쳐가 때 이전 아이는 도착해야합니다.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.Sem poskočil iz postelje zgodaj zjutraj, tako da se med tiste, ki je bila stara Fant bi morali prispeti.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.Tôi nhảy ra khỏi giường sáng sớm, để là một trong những người hiện diện cũ cậu bé cần đến.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.Я вскочил с постели рано утром, чтобы быть среди присутствующих, когда старые Мальчик должен прибыть.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.Я схопився з ліжка рано вранці, щоб бути серед присутніх, коли старі Хлопчик повинен прибути.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.قفز من السرير في صباح اليوم التالي في وقت مبكر ، وذلك ليكون من بين الحاضرين عندما القديم وينبغي أن يصل الصبي.
Bulunanların arasında olduğu kadar, erken ertesi sabah yataktan fırladı eski çocuk varmak gerekir.少年は到着する必要があります。 私はこれらのオーシャンライナーがべらぼうにのドックを見上げ取り出すことが経験的に知っていた
Bu sözcüğün yaklaşık olarak anlamı, "sabahları yataktan kalkmanızın sebebi."Ami nagyjából azt jelenti: "az ok, amiért felkelsz minden reggel."
Bu sözcüğün yaklaşık olarak anlamı, "sabahları yataktan kalkmanızın sebebi."W luźnym tłumaczeniu to określenie na powód, dla którego codziennie rano wstają z łóżka.
Bu sözcüğün yaklaşık olarak anlamı, "sabahları yataktan kalkmanızın sebebi."В свободен превод това означава: "причината, поради която се събуждате сутрин."
Bu tip şeyler size sabah yataktan kalkmak için bir sebep verir.C'est le genre de chose qui pourrais pousser Jobs à courrir au travail le matin.
Bu tip şeyler size sabah yataktan kalkmak için bir sebep verir.Ese es el tipo de cosas que podía conseguir que Jobs fuera al trabajo por la mañana.
Bu tip şeyler size sabah yataktan kalkmak için bir sebep verir.Genau das sind die Dinge die Arbeitskräfte vielleicht sogar gerne zur Arbeit treibt.
Bu tip şeyler size sabah yataktan kalkmak için bir sebep verir.Ini adalah hal - hal yang mungkin bisa membuat para pekerja berlomba dipagi hari untuk sampai ke kantor.
Bu tip şeyler size sabah yataktan kalkmak için bir sebep verir.Questo è il tipo di cose che facevano correre Jobs a lavoro la mattina.
Bu tip şeyler size sabah yataktan kalkmak için bir sebep verir.Такива неща могат да ви накарат да ставате всяка сутрин и да бързате за работа.
Bu tip şeyler size sabah yataktan kalkmak için bir sebep verir.私達は金銭だけではなく目標によって最大の力を発揮します。
EÄer her gĂźn yataktan çĹkmayÄą ve bir tĂźketici veya bir Ăźretici olmayÄą seçebiliyorsanÄąz?Pokud byste si mohli zvolit každé ráno, když vylezete z postele, zda budete spotřebitel nebo výrobce?
Elinden geleni yapacaksın. Yataktan bile kalkamıyor musun?لكن لا يمكنك حتى النهوض؟
Gerçekten çok hastaydım. Yataktan bile çıkamıyordum.Я был болен, я с трудом мог встать с постели.
Hayır, yataktan çıkmamalısın.Deberías quedarte en la cama.
Hayır, yataktan çıkmamalısın.Dovresti restare a letto.
Hayır, yataktan çıkmamalısın.Du burde blive i din seng.
Hayır, yataktan çıkmamalısın.Du måste ligga ner.
Hayır, yataktan çıkmamalısın.Mene takaisin sänkyyn.
Hayır, yataktan çıkmamalısın.Não, devias estar na cama.
Hayır, yataktan çıkmamalısın.Powinnaś jeszcze leżeć.