Tom çoğu kez yatakta okur.Tom often reads in bed.
Doktor Tom'a yatakta kalmasını ve mümkün olduğu kadar çok dinlenmesini söyledi.The doctor told Tom to stay in bed and get as much rest as he could.
Tom yatakta yüzükoyun uzanıyor.Tom is lying face down on the bed.
Tom yatakta oturdu.Tom sat up in bed.
Tom yataktaydı.Tom was in bed.
Yatak yapılmamış.The bed is unmade.
Tom yatakta, telefonda konuşuyor.Tom is on the bed, talking on the phone.
Tom telefonda konuşurken yatak odasındadır.Tom is in his bedroom talking on the phone.
Tom yatak odasının etrafına göz attı.Tom glanced round the bedroom.
Tom yatakta yatıyor, uykuda.Tom is lying in bed, asleep.
Tom yataktan kalkacak güce sahip olmayabilir.Tom might not have the strength to get out of bed.
Senin yatakta olduğunu sanıyordum.I thought you were in bed.
Yatak odamda bir masam yok.I don't have a desk in my bedroom.
Tom daha gençken bir yatak odasını erkek kardeşi ile paylaşmak zorunda kaldı.Tom had to share a bedroom with his brother when he was younger.
Doktor birkaç hafta yatakta kalmak zorunda kalacağını söylüyor.The doctor says you're going to have to stay in bed for a few weeks.
Tom yatak odası pencerelerini açtı.Tom opened the bedroom windows.
Kaldığım oteldeki yatak çok yumuşaktı.The bed at the hotel where I stayed was too soft.
Tom öğleden sonrasına kadar yataktan çıkmadı.Tom didn't get out of bed until after noon.
Sabahleyin seni bu kadar erken yataktan dışarıya sürüklediğim için üzgünüm.I'm sorry for dragging you out of bed so early in the morning.
Hâlâ yatakta mısın?Are you still in bed?
Babam kitapları yatakta okumama izin vermedi.Dad wouldn't let me read books in bed.
Hemşireler yatak yaralarını önlemek için düzenli olarak hastayı çevirdi.The nurses turned the patient regularly in order to prevent bedsores.
Yatak odası üst katta.The bedroom is upstairs.
Tom yatakta bacak bacak üstüne atmış oturuyordu.Tom sat cross-legged on the bed.
Tom soğuk algınlığından yatakta.Tom is in bed with a cold.
Doktor önümüzdeki birkaç hafta için Tom'un yatakta kalması gerektiğini söyledi.The doctor said that Tom has to stay in bed for the next few weeks.
Tom kendini yatak odasında kilitledi ve ışığı kapattı.Tom locked himself in his bedroom and turned off the light.
Dan, Linda'nın yatak odasındaki cinayet silahını sakladı.Dan hid the murder weapon in Linda's bedroom.
Dan, Linda'yı sevgilisiyle birlikte yatakta buldu.Dan found Linda in bed with her lover.
Dairemde oturma odası, yatak odası, mutfak ve banyo bulunmaktadır.My apartment has a living room, a bedroom, a kitchen and a bathroom.
Hala hastasın. Yatakta kalman gerekir.You're still sick. You should stay in bed.
Tom yatak odasındaki duvarların rengini beğenmiyor.Tom doesn't like the color of the walls in his bedroom.
Ben kesinlikle hiçbir şey yapmadan bütün günü yatakta geçirdim.I spent the whole day in bed doing absolutely nothing.
Dan yatak odasını bir ofise dönüştürdü.Dan converted his bedroom into an office.
Günün çoğunu yatakta geçirdim.I spent most of the day in bed.
Dan'ın yatak odası düzensizlik içindeydi.Dan's bedroom was in disarray.
Tom son üç haftadır yatakta hasta.Tom has been sick in bed for the past three weeks.
Tom bir haftadır yatakta hasta.Tom has been sick in bed for a week now.
Tom'un yatak odası benimkinden daha temizdir.Tom's bedroom is cleaner than mine.
Yatak odası kapısı neden kapalı?Why's the bedroom door closed?
Tom'un yatak odasını hangi renk boyayacaksın?What color are you going to paint Tom's bedroom?
Tom Mary'yi öldürdüğü bıçağı John'un yatak odasına sakladı.Tom hid the knife he'd killed Mary with in John's bedroom.
Hâlâ yatakta olman gerekmiyor mu?Shouldn't you still be in bed?
Tom yataktan kalkmak istedi ama kalkamadı.Tom wanted to get out of bed, but he couldn't.
Mary eve geldi ve en iyi arkadaşını Tom'la yatakta buldu.Mary came home and found Tom in bed with her best friend.
Tom bazen yatakta okur.Tom sometimes reads in bed.
Tom yatak odasını bir ofise dönüştürdü.Tom converted his bedroom into an office.
Tom beni yataktan çıkarttı.Tom made me get out of bed.
Onun felci ilerliyor ve yakında yataktan çıkamayacak.His paralysis is progressing, and soon he won't be able to get out of bed.
Yatak odamda bir televizyonum var.I have a TV in my bedroom.
Tom yataktan dışarıya fırladı ve pencereye doğru koştu.Tom jumped out of bed and ran to the window.
Paramı yatak odamdaki bir tablonun arkasındaki bir delikte saklıyorum.I keep my money in a hole behind a painting in my bedroom.
Yatak odamda bir boy aynası var.I have a full-length mirror in my bedroom.
Ben yatak döşek hastayım!I'm sick as a dog!
Ben altıda uyanırım ama yediye kadar yataktan çıkmam.I wake up at six, but I don't get out of bed until seven.
Ben zaten yatakta olduğunu düşündüm.I thought you were already in bed.
Bütün gece yatakta döndüm.I tossed and turned all night.
Bütün sabah yatakta kaldım.I stayed in bed all morning.
Yatak gıcırdadı.The bed creaked.
Yatak gene gıcırdadı.The bed creaked again.