Odadaki eşyalar temelde, bir yatak, iki sandalye ve bir masadan oluşuyor.En la cámara había dos sillas, un dosel, una cama y una silla de manos.
Uyurken yorganı yataktan taşırmamak.Evitar las preocupaciones en la cama.
Sıtmalı hasta devamlı yatakta bulundurulmalıdır.Tiene una enfermedad que provoca que esté en cama constantemente.
Julia onu anında reddedince, yanıt olarak yatak odasının kapısına bir fıçı şarap fırlatmıştı.Kaufman, a cambio, le arrojó un vaso de agua a la cara.
Artvin önemli maden yataklarına sahiptir.Vannes posee un importante patrimonio de casas con entramado de madera.
Burada yatak boştur ve tek başına şarkıyı söyler.La letra es realmente única y ella lo canta todo.
Daha sonraki on yılını yatakta geçirdi.Pasó los siguientes 12 años en prisión.
Kız evi ise yatak odası ve beyez eşyayı düzmekle mükelleftir.Es una habitación de hospital y la cama tiene correas para sujetarla.
Meazza, yatakta uyurken bulunmuştu.Natsu incluso durmió una vez en su cama.
Yatak Odası: Eski dönemlerde Musandralık denilirdi.Casa de las Cadenas: antiguamente había sido una sinagoga.
Bünyesinde 100 yataklı bir hastane vardır.El hospital tiene una capacidad máxima de 200 camas.
Diğer taraftan evine dönen Adam, karısı ile havuz temizleyicisini yatakta yakalar.Asustado, él y su novia vuelven al lago.
Termal otelde 5 süit oda, 60 odada 140 yatak bulunmaktadır.En la actualidad Ures tiene en operación 120 habitaciones de hotel.
Kısa bir süre içinde bölgede 1000'den fazla yataklı otel vardı.Las instalaciones hoteleras en el país, para ese entonces, comprendían más de 1000 habitaciones hoteleras.
Apartman dairesinin üç yatak odası var mı?L'appartamento ha tre camere da letto?
Ben yumuşak bir yatakta uyumayı seviyorum.Mi piace dormire in un letto morbido.
Babam yatakta hâlâ hastadır.Mio padre è ancora a letto malato.
Evin bir yemek odası, bir yatak odası ve bir çalışma odası var.La casa ha una sala da pranzo, una camera da letto e uno studio.
Tom yatak odası pencerelerini açtı.Tom aprì le finestre della sua camera da letto.
Melanie rahat bir yatakta uyuyor.Melanie dorme in un letto comodo.
Tom erkek kardeşiyle bir yatak odasını paylaşıyor.Tom divide la camera da letto con suo fratello.
Tom yataktan dışarıya fırladı ve pencereye doğru koştu.Tom balzò fuori dal letto e corse alla finestra.
Yeni evimde oturma odası zemin katta ve yatak odası birinci katta.Nella mia nuova casa il salotto è al pianterreno e la camera da letto al primo piano.
Bir yatakodası.Stanza da letto.
Yataktan kalktım ve oturma odasına gittim (sadece geceliğimleydim), ve onları gördüm.Scesi dal letto e andai nel mio salotto (indossando solo la mia vestaglia) e, sola, li incontrai.
Otho'yu kendi yatak odasına saklar ve ona bu odada olacak konuşmaları çok dikkatle dinlemesi talimatını verir.Lei nasconde Ottone nella sua camera da letto dicendogli di ascoltare attentamente.
Ölümünden bir hafta önce aşırı derecede hastalanmıştır ve zamanının çoğunu yatakta geçirmiştir.Non aveva avuto malattie gravi, ma trascorreva la maggior parte del suo tempo a letto.
Yatak odasını karanlık ve sessiz kılmak gerekir.La camera da letto dovrebbe essere al buio e silenziosa, e ben aerata.
Geleneksel Kore bahçelerinde teraslı çiçek yatakları yaygın bir özelliktir.I letti di fiori a terrazza sono una caratteristica comune nei giardini coreani tradizionali.
Kampüste 4 yatakhane ve 10 çalışma binası vardır.Nel campus universitario ci sono quattro dormitori e dieci edifici dedicati allo studio.
Karısı ölümcül bir hastalığa yakalandığı için yataktan kalkamamaktadır.Tuttavia, non fu in grado di accettare l'incarico a causa di una grave malattia della moglie.
Saz yataklarında gizlenebildikleri için zor görülürler.È facile trovarlo sotto le foglie di cui si nutre.
3 gün boyunca yataktan kalkamadı.Non esco di casa da tre giorni.
Kardeşler, New York'ta bir yatak odalı küçük bir apartman dairesini paylaşıyordu.Amici di vecchia data, condividono un piccolo appartamento.
Poppea'nın yatak odası.L'incoronazione di Poppea.
Panikleyerek yatak odasına saklanır.Inzuppato si rifugia nella stanza disadorna.
Knut'un sürekli bakıma ihtiyacı olmasından ötürü Dörflein, geceleri yavrunun yanındaki bir yatakta uyuyordu.Per ragioni di sicurezza, Hess dormiva in una stanza diversa tutte le notti.
Yoğun Bakşm Bölümü'nde 42 yatak bulunuyor.Il rifugio ha 42 posti letto.
Daha çok serin bölgelerde ve nemli dere yataklarının bulunduğu yerlerde görülür.È presente anche nelle zone più fredde e umide della Pianura Padana.
Yataktan kalkar, çantasını alır, çantadan etrafa paralar saçılır ve Jessica şaşırır.Si veste e prende la sua valigia, che si apre e lascia cadere tanti soldi, davanti a una Jessica sbalordita.
Hamak; uyumak ve dinlenmek için kullanılan, ağ ya da kumaştan yapılan bir çeşit yataktır.L'amaca (IPA: ) è una forma primordiale di giaciglio utilizzata per dormire e riposarsi.
(Dere yataklarının ıslah edilmesi, çarpık kentleşme vb.)(Tempera su tavolo di legno, cm.
Geniş mermer yatakları bulunmaktadır.Il margine delle foglie è intero.
Ayrıca dünyanın en zengin petrol yataklarının bir kısmı da buradadır.Nella città è situata la miniera di diamanti più ricca del mondo.
Aynı zamanda Koobi Fora yataklarında dünyada benzersiz olan fosiller barındırır.Contiene anche fossili nei depositi di Koobi Fora che sono unici al mondo.
1464 devre mülkde dairelerde 2928 yatak bulunur.Capacità totale: 14998 Parcheggio auto: ?
Gece olduğunda herkes yataklarına gider.Presente: è notte quando tutti stanno dormendo.
2. Sahne Herman kontesin yatak odasında saklanır.Scena seconda Nella camera della contessa.
Tom yatakta hasta yatıyor.Том лежит в постели больной.
Tom yatakta hasta uzanıyor.Том лежит в постели больной.
Tom yatak odasındaki akvaryumda yüzen tropik balıklara bakarak oturdu.Том сидел и смотрел на тропических рыб, плавающих в аквариуме в его спальне.
Tom yatakta yuvarlandı.Том ворочался в постели.
Yatak çok konforlu.Кровать очень удобная.
Yatak çok rahat.Кровать очень удобная.
Ben yataktayım.Я в кровати.
Yatakta o gün olan her şeyi düşünerek yatarım.Я лежал в постели, думая обо всём, что произошло в тот день.
Tom tavana bakarak yatakta yatıyordu.Фома лежал в постели, глядя в потолок.
Evin bir yemek odası, bir yatak odası ve bir çalışma odası var.В доме есть столовая, спальня и рабочий кабинет.
Tom yatak altına saklıyor.Фома прячется под кроватью.
Yataktan kalktım ve oturma odasına gittim (sadece geceliğimleydim), ve onları gördüm.Я встала из кровати и пошла в мою гостиную (в одном халате) и одна и увиделась с ними.