Yalnız tuz yatakları önemlidir.Weiterhin sind Salzlecken sehr wichtig.
Bu hastane 800 yataklıdır.Die Klinik verfügt über 800 Betten.
Yataklı vagonlar ile kuşetli vagonlar arasındaki fark da mevkiyi göstermektedir.Von den bereits vorhandenen Rastatter Gelenkwagen unterschieden sich die Düwag-Fahrzeuge deutlich.
Meazza, yatakta uyurken bulunmuştu.Hepzibah – Sie holt dich im Schlaf.
Mozambik birkaç maden hammadde yataklarına sahiptir.Mosambik verfügt über einige mineralische Rohstofflagerstätten.
Şile Kampüste toplam 1.300 yatak kapasiteli 18 yurt binası bulunmaktadır.In den 13 Lok Sabha-Wahlkreisen bewarben sich insgesamt 81 Kandidaten.
Violetta’nın yatak odası Violetta'nin verem hastalığı çok ağırlaşmıştır.Bei der durch Vauban geleiteten Belagerung von Courtrai erkrankte er schwer.
Bünyesinde 100 yataklı bir hastane vardır.Jeder Distrikt hat ein Distriktkrankenhaus, das über mindestens 100 Betten verfügt.
Maden yatakları zengin bir alman şehridir.Frutillar ist eine sehr deutschgeprägte Stadt.
Sahip olduğu iki kampüste toplam 1000 yatak, 31 ameliyathane ve 9 yoğun bakım ünitesi vardır.Es verfügt über 36 Abteilungen mit rund 1000 Betten, neun Instituten und sechs Laboratorien.
Dışarıda ya da yatakta bir şeyler yazmak.Die Truppe muss entweder vor dem Bett im Ruhn stehen oder im Bett liegen.
1955 yılında 10 yataklı Sağlık Merkezi açıldı.1910 wurde das Krankenhaus und 1925 eine Badeanstalt eröffnet.
Agrippina kendi evinin yatak odasında öldü.Nana stirbt einsam in einem Hotelzimmer.
Hastalara yatak istirahati tavsiye edilir.Angeblich würden die Betten für andere Patienten benötigt.
Poltava'nın birçok yerinde doğal gaz ve petrol yatakları vardır.In der Umgebung von Punta Loyola gibt es einige Erdöl- und Erdgasquellen.
Nehrin yatak eğimi %38'dir.Der Netto-Wirkungsgrad des Blocks liegt bei 38 %.
Dünya bakır üretiminin %17'si bu yataklardan sağlanır.Über 70 % der Haushalte nutzen diese Fleischlieferanten.
Altı katlı bir binaydı ve 193 yatak odasına sahipti.Es bestand aus einem großen Saal und 63 Zimmern.
Yatak yapılınca uyunur.Comme on fait son lit, on se couche.
Yatakta kalmalı.Il doit rester au lit.
O yatakta yüzükoyun yatıyordu.Elle était couchée à plat ventre sur le lit.
Yatakları yapıyordum.Je faisais les lits.
Yatak toplamazdı.Elle ne faisait pas les lits.
Marie yatakları toplamayacak.Marie ne fera pas les lits.
Yatak odasında iki komodin vardır.Il y a deux commodes dans cette chambre.
Tom yatakta değil.Tom n'est pas au lit.
Tom sık sık yatakta okur.Tom lit parfois sur son lit.
Dışarısı aşırı soğuk olduğundan dolayı yatakta dinleniyorum.Je reste au lit parce qu'il fait trop froid dehors.
Poppea'nın yatak odası.La chambre de Poppée.
Panikleyerek yatak odasına saklanır.Pris de panique, il s'enferme dans sa chambre.
2. Sahne Herman kontesin yatak odasında saklanır.Scène 4 Hermann entre dans la chambre de la Comtesse.
Karısı ölümcül bir hastalığa yakalandığı için yataktan kalkamamaktadır.Sa femme est clouée au lit à cause d'une maladie.
Kardeşler, New York'ta bir yatak odalı küçük bir apartman dairesini paylaşıyordu.À New York, un jeune homme loue un petit appartement.
Sağlık evi mevcuttur (15 yataklı).Médecine femme: 15 lits.
Nadir toprak elementleri 1948 yılına kadar Hindistan ve Brezilya’daki plaser yataklarından elde edilmekteydi.Jusqu'en 1948, la plupart des sources de terres rares provenait de dépôts de sable en Inde et au Brésil.
Besin değeri düşük olan bu sap samanı hayvanlara yataklık olarak kullanılır.Pour la première fois, cet animal unicorne est décrit comme doux avec les autres animaux.
Tarihsel öneminin antik altın madeni yataklarından kaynaklandığı sanılmaktadır.Quant au nom même de l’Orgère, il fait penser à la présence d’anciennes mines d’or.
Bazı maden yatakları çok önemlidir.Les Réserves minières y sont importantes.
Zengin maden yataklarına sahip olan Yakutsk, 1632'de Lena Nehri kıyısında kuruldu.Iakoutsk a été fondé par un détachement de cosaques en 1632 sur la rive droite de la Léna.
Ana madde: Japonya'da madencilik Japonya'nın madencilik üretimi azdır ve Japonya'da maden yatakları çok azdır.La province abritait des mines d'or, très peu nombreuses au Japon.
Dokuz ay yataklara düştü ve defalarca ölümden döndü.La maison est alors emmenée dans les nuages, ses occupants endormis risquant de tomber à maintes reprises.
Rod ve Tina birlikte yatak odasına çekilirler.Jack et Kate couchent ensemble.
Her gün uşaklar yardımıyla yataktan çıkıyor, uşaklar tarafından giydiriliyordu.Ils décident de les y surprendre en se déguisant en serveurs.
Maden yatakları zengin bir alman şehridir.Dorsten est une ville allemande.
Bu küçük ötücü kuşlara ait kuş, çalılıklarla saz yataklarında bulunan bir türdür.Un motif bien particulier est un drôle de petit singe couché dans un panier.
John, bütün gün yatakta kaldı, işe gitmedi.Johan estuvo todo el día en la cama y no fue a trabajar.
Bu benim yatak odam.Éste es mi dormitorio.
Jane yatakta hasta.Jane está en cama enferma.
O, yatakta hasta yattığını söyledi, bu bir yalandı.Ella dijo que estaba en cama enferma, lo que era mentira.
Bir haftadır yatakta hastadır.Ha estado enfermo en cama por una semana.
Tom yatakta hasta.Tom está en la cama enfermo.
Onlar onun bir haftadır yatakta hasta olduğunu söylüyorlar.Dicen que lleva una semana en la cama enfermo.
Yatak odamda her şey siyah ve beyazdır.En mi dormitorio todo es blanco y negro.
Bugün yatakta kalsan daha iyi olurdu.Sería mejor que te quedaras hoy en la cama.
Bu sabah Tom kız kardeşinin hâlâ yatakta hasta olduğunu söyledi.Esta mañana Tom dijo que su hermana todavía estaba en cama enferma.
Tom geçen Pazar yatakta hastaydı.Tom estuvo en cama enfermo el domingo pasado.
Tom hâlâ yatakta.Tom todavía está en la cama.
Dün bütün gün boyunca yataktaydım.Ayer me pasé todo el día en la cama.
Tom hâlâ yatakta olmalı.Tom todavía debería estar en cama.
Tom uzun süredir yatakta hastadır.Tom ha estado enfermo en cama por un largo tiempo.