Ana içeriğe geç
Sözlük

yaslı ile cümle

yaslı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Yaşlılığı ve Vefatıشيخوخته ووفاته
İkamet edenlerin çoğu yaşlılardan oluşur.Porém, muitos deles são de outro gênero.
"Yiyeceklere monosodyum glutamat eklenmesi yaşlıların sağlık durumunda iyileşme sağlayabilir mi?".«A suplementação alimentar de glutamato monossódico pode melhorar a saúde dos idosos?».
İran efsanesine göre, bu kuş o kadar yaşlıdır ki dünyanın yıkılışına üç kez tanık olmuştur.Lendas iranianas consideram a criatura tão velha que viu a destruição do Mundo por três vezes.
Her iki galaksi de yaşlı ve metal fakiridir.Ambas as galáxias são antigas e deficientes em metais.
Klan büyükleri (yaşlıları) evlilik, liderlik ve ticari kararları alırlar.Os anciãos do clã tomaram decisões sobre o casamento, a liderança e os costumes comerciais.
Tarihçi Prokopius ve Afrikalı şair Corippus, 545 yılında yaşlı olduğunu kaydetmişlerdir.O historiador Procópio de Cesareia e o poeta africano Coripo registram apenas que era idoso em 545.
Yaşlı Herakleios, Yeğeni Nicetas'ı Mısır'a saldırmaya gönderdi.Heráclio, o Velho enviou seu sobrinho Nicetas para atacar o Egito.
Tom Lucy'den daha yaşlıdır.Depois Antonio é maior que Juan.
Etimolojik olarak Senato "Yaşlılar Meclisi" demektir.Portanto, senado significa, literalmente, "conselho de anciãos".
Yaşlı kadın Edward'ın hikâyesini anlatmaya başlar...A senhora então passa a contar para a neta, a história de Edward.
Yaşlı Herakleios kalan birliklerin sorumluluğunu üstlendi ve onları zafere götürdü.Heráclio tomou o comando das tropas restantes e as levou à vitória.
Bu köy içinde biraz yıkık görünüşlü kulübede Czipra adında bir yaşlı çingene kadın yaşamaktadır.Em uma cabana especialmente vergonhosa vive uma velha cigana chamada Czipra.
87 yaşındaki Stuart daha yaşlı görünmesi için makyajlandı.Aos 87 anos, Stuart teve de parecer bem mais velha para o papel.
Avrupa’da kasıt içeren yanıklar en çok orta yaşlı erkeklerde görülmektedir.Na Europa, as queimaduras intencionais ocorrem de forma mais comum entre homens de meia idade.
Martha Price Ridley: Yaşlı bir kadın.Sra. Martha Price-Ridley: Viúva rica e ditatorial.
Yaşlı açık yıldız kümeleri daha fazla sarı yıldız içermeye eğilimlidir.Por este motivo, os aglomerados abertos mais antigos costumam conter um maior número de estrelas amarelas.
İsyan durumunda Yaşlı Herakleios'a destek sözü verdi ve isyan başladıktan sonra da bunu yaptı.Ele alegadamente prometeu apoio a Heráclio no caso de uma revolta e confirmou-o assim que ela iniciou.
Böylelikle Yaşlılar Konseyi ile arasındaki barış bitti.Teve fim, assim, a parceria de Pena com o grupo.
2030 yılında yaşlı Ted Mosby'nin çocuklarına anneleriyle nasıl tanıştığını anlatmasıyla başlar.A série mostra Ted Mosby em 2030 narrando aos seus filhos a história de como conheceu a mãe deles.
Crisp'in bağımsızlığı, sert üslubu ve tahmin edilemez tavrı yaşlılığında da devam etti.Crisp permaneceu fortemente independente e imprevisível na idade mais velha.
Özellikle yaşlı, kimsesiz ve yoksul insanları.Principalmente em crianças, idosos e imunocomprometidos.
50 yaşına kadar futbol oynayan Matthews, İngiltere liglerinde forma giyen en yaşlı futbolcu unvanını kazandı.Matthews é, até hoje, o único jogador com mais de 50 anos a jogar na primeira divisão da Inglaterra.
3 kez Avrupa Şampiyonu oldu, 2002'de bu titre sahip olan en yaşlı kadın buz patenci oldu.Foi três vezes campeã da Europa, e em 2002, com 29 anos, tornou-se a mulher mais velha a conseguir o título.
Bazı yaşlı erkekler bütün yıl mavi tüylerini korur ve üreme dönemi tüylerini yılda bir kere değiştirir.Como todos os outros gatos, ele passa por uma mudança de pêlos uma vez ao ano.
Bu karakter Disney'in en yaşlı devam karakterlerindendir.É também o personagem em contínuo, mais antigo da Disney.
Nüfusun büyük çoğunluğu bugün yaşlılardan oluşmaktadır.A população do concelho é hoje principalmente constituída de idosos.
Hapisanedeyken Leo Galante adında yaşlı bir Mafia patronu olan Frank Vinci'nin kosiliyeri ile tanışır.Na prisão ele conhece Frank Renda, um assassino de aluguel da máfia.
Yaşlı hastalarda doz ayarlaması gerekmez.Em pacientes idosos, a dose não necessita ser ajustada.
Tarihte bu ödülü en yaşlı kazanan 8. kişidir.Integram esta fase os 8 ganhadores da anterior.
Will: Ben senin için çok yaşlıyım.É grande demais para mim mesmo.
Etkinlik sonrası yapılan Raw Talk programında Bliss, Mickie James'e "yaşlı bir kadın" olduğunu söyledi.Depois, no Raw Talk, Bliss fez insultos verbais a Mickie James, chamando-a de "velha senhora".
Çılgın Yaşlı Kedi Teyze: Kedileri yönetir.Existe uma vacina intranasal para gatos.
Belirtiler, yaşlıların üçte ikisinde ortadan kalkarken, %3 ila %10 arasında devam eder.Embora em dois terços dos idosos os sintomas desapareçam, entre 3–10% dos casos são persistentes.
Giritli yaşlılar da kendi aralarında Girit Rumcasını konuşmaya devam ediyorlar.Mas as esposas mais antigas só sabem conversar entre si sobre assuntos domésticos.
Altı milyar yıllık yaşa sahip olan Kepler-452, Güneş'ten 1,5 milyar yıl daha yaşlıdır.Kepler-4 possui uma idade de 4,5 ± 1,5 bilhões de anos.
Hanedan üyeleri de Reuss Yaşlı Kolu Prensi ya da Reuss-Greiz Prensi unvanını kullanmaya başladı.Os seus membros tinham o título de Príncipe Reuss-Gera ou Príncipe Reuss-Greiz.
Kral Yaşlı Edward ve ilk karısı Ecgwynn'ın oğludur.Era filho do rei Eduardo, o Velho, e sua primeira esposa Ecgvina.
Yaşayanların çoğu yaşlıdır.A maioria desses falantes são bem idosos.
B Warwick Davis, gri saçla yaşlı cüce-gibi bir adam olarak ilk iki filminde Filius Flitwick'i oynadı.C Warwick Davis encenou Filius Flitwick nos dois primeiros filmes como um homem anão velho de pelos cinzas.
Genç hücrelerde küçük, yaşlı hücrelerde ise tek tek ve büyüktür.Nas células vegetais jovens, são numerosos e pequenos.
Fakat ilk gelenlerin evlatlarından yaşayan az sayıda yaşlı vardır.Nela ainda vivem alguns descendentes dos primeiros habitantes.
Kaçarken yaşlı kadın tekrar dondurmayla gelir ve; "Çikolatalı dondurma alır mısınız?«Jovem engole vidro ao tomar sorvete e vai parar na emergência».
Bu yaşlı kadın, Tanrıça Hera idi.Sua consorte era a deusa Damona.
Ayrıca çok yaşlı olduklarını da anlatır.No entanto, sabe-se que são bastante antigas.
Köy halkı büyük şehirlere göçmüş olup köyde genellikle yaşlılar ikamet etmektedir.Estes costumam viver nas zonas rurais e tendem a ser idosos.
Augustus'un kızı Yaşlı Julia ile evliydi.Mais tarde, ele casou-se com a filha de Augusto, Júlia, a Velha.
Yaşlı bir adam olarak tasvir edilir.São representadas por um palhaço.
Kendi gibi yaşlı atının adı "Garip"tir.O clássico é chamado de "Ca-Sé".
Bütün kitap boyunca gerçekten iyi olan bir yaşlı adam.É uma atraente criança por todo o livro.
Çan kulesi 1578 ve 1582 yılları arasında Yaşlı Martin Longhi tarafından inşa edilmiştir.Seu campanário foi projetado por Martino Longhi, o Velho, e construído entre 1578 e 1582.
Sanatçı yaşlılığında Paul Cézanne ve Paul Gauguin'e akıl hocalığı yaptı.Suas grandes inspirações foram Paul Cézanne e Paul Gauguin.
230 yıl yaşamıştır ve en yaşlı avatardır.Ela viveu cerca de 350 anos fazendo dela a mais velha de todos os avatares.
Yaşlılara emekli maaşı verilmelidir.Os membros da Ordem recebiam uma pensão.
Bu merkez, türünün Amerika'daki en yaşlısıdır.É tido como o mais importante da categoria na América.
Kalan kişiler yaşlılar ya da emekli kişilerdir.As pessoas atingidas eram homens e mulheres, idosos e jovens.
Onda da tıpkı erkek kardeşi gibi yaşlılık fobisi vardır.Ele também parece ser mais velho que seus amigos.
Tespit edilen en uzun yaş 17,5 yıldır ama çok daha yaşlı olabilecekleri tahmin edilir..Aparenta ser um homem jovem, de aproximados 25, 27 anos, mas certamente é bem mais velho do que aparenta.
Onu yaşlı adama götürürler.Chama o velho.
Annesi Yaşlı Domitilla'dır.Com a cadela Nannette.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod