Ana içeriğe geç
Sözlük

yaslı ile cümle

yaslı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ben de yaşlılığın son basamağındayım."My wife is barren and I have reached an extremely old age".
Babamız çok yaşlıdır, onun için bu işi biz yapıyoruz" dediler.Our father is a very old man."
YAŞLI ÇİFTÇİConstellation name (optional)OLD FARMER
YAŞLI ADAMConstellation name (optional)OLD MAN
Güneş, kerpiç evin penceresinden girerken, yaşlı bir Rana kadını yemek yapmakla meşgul.As the sun peeks from the window of the mud house, an old Rana lady is busy preparing meal.
8) Saldırgan yaşlıysa cinsel tacizi bildirme çünkü cinsel organı kalkmaz.8) Do not report sexual harassment if the aggresor is very old. He cannot get aroused.
Gençler, emekliler, orta yaşlılar; bu grupları içine koyduğumuz bir kategori yok.Young people, retired people, middle generations, there is not a category we place them in.
Onlar, gelecekleri konusunda güvensizlik hisseden gençler ve orta yaşlılardı." dedi.There were young people and middle-aged who feel insecure about the future," she told SETimes.
Bu yıl Ramazan yazın en sıcak ayına denk geliyor ve yaşlılar bundan etkilenebiliyorlar.This year Ramadan falls on the hottest month in summer, and the elderly can be affected.
Yaşlılara kim bakacak?Who should care for the elderly?
Bitola'daki Sue Raider Yaşlılar Evi'nin sakinleri. [Klaudija Lutovska/SETimes]Residents at the Sue Raider Home for the Elderly in Bitola. [Klaudija Lutovska/SETimes]
Bu tadilatla, yaşlılarımız AB standartlarına uygun şartlara kavuşacak.With the reconstruction, our elderly will enjoy conditions according to the EU standards.
Gjorgoski, "Müslüman yaşlılar ancak çok istisnai durumlarda bu evlere veriliyor."Only in very exceptional cases the Muslim elderly are sheltered in these homes.
Birlikte yaşamak zor, yaşlılar huzur istiyor.It is hard to live together; elderly people want peace.
"Yaşlılar ne yapsın?"What are the elderly supposed to do?
Çok sayıda yaslı kişi gazetecinin ölümünden 301. Maddeyi sorumlu tuttu.Many of the mourners blamed the journalist's death on Article 301.
Mladiç şu anda yaşlı ve zayıf bir adam ve sağlığından endişe ediliyor.Mladic is now an old, frail man and his health is of concern.
İki yaşlı, Gumball 3000 katılımcıların kullandığı bir otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetti.Two elderly people died after their car collided with a vehicle driven by Gumball 3000 participants.
Hırvat Lego kulübünün en yaşlı üyesi 60 yaşın üzerindeyken, en genci sadece 7 yaşında.The oldest member of the Croatian Lego club is over 60, while the youngest is just 7.
Fakat bir kesim, o da yaşlılar, büyük oranda olumsuz etkilenmiş gibi görünüyor.One segment however, the elderly, seems largely adversely affected.
Söz konusu hizmetten yararlananların çoğu yaşlılar ve çocuklardı.The majority of patients were elderly people and children.
Bu kişilerin çoğu, yaşlılar ve çocuklardı.The majority of the patients were elderly people and children.
Yaşlı muhalif çağdaş Romanya'nın sektörleri hakkında sözünü sakınmazdı.The elderly dissident pulled no punches regarding sectors of modern Romania.
En genç ve en yaşlı katılımcılar sırasıyla 13 ve 66 yaşındaydılar.The youngest and oldest participants were, respectively, a 13-year-old and a 66-year-old.
Yaşlı Sırpların çoğu yoksulluktan kötü etkileniyor. [Reuters]Many of Serbia's elderly are hit hard by poverty. [Reuters]
Artık, yaşlılar merkezlere iki yakalarını nasıl bir araya getireceğini düşünerek geliyor.Now, the elderly come to the centres wondering how they'll make ends meet.
Bunu yapmak için de, yük işçilerin, yoksulların ve yaşlıların omzuna binmiş durumda.To do that, the burden has fallen on workers, the poor and the elderly.
Ev sahipliği, başta yaşlılar olmak üzere pek çok Yunan vatandaşını iflastan kurtaran tek şey.Home ownership is all that's keeping many Greeks, especially the old, from going under.
Yaşlılar artık sorunlarını Papadaki'ye anlatamayacak.The elderly won't be able to tell Papadaki their troubles anymore.
Kadınların yanı sıra, ceketleri askeri nişanlarla dolu yaşlı adamlar ağlıyordu.Women were crying as were old men, who had decorated their jackets with military insignia.
Yaşlı kadınlar Belgrad'da bir parkta dinleniyor.Elderly women relax in a Belgrade park.
Özellikle çocuk, dul ve yaşlılar bundan çok ciddi biçimde etkilenecek."Specifically, the youth, elderly, and widows, will be perversely affected."
Hepsi de hasta adamlar, çocuklar ve yaşlılardı.There were sick men, children and elderly people.
Koşuya çocuklar, yaşlılar ve 100 civarında engelli katıldı.Taking part were children, the elderly and about 100 disabled people.
Konserden elde edilecek gelir, kentteki bir yaşlılar yurduna bağışlanacak.Revenues from the concert will be donated to a home for the elderly home in the city.
Ayrıca yaşlılar ve emeklilere yönelik turistik programlar da yok", diyor."Tourist programmes for old people and pensioners do not exist."
Yaşlı ve hasta ağaçlar kesilerek yerlerine yeni filizler dikilecek.Old and sick trees will be cut down and replaced with saplings.
Sırp ve Kosovalı Yetkililer Yaşlı Çiftin Katillerinin Yakalanıp Cezalandırılmasını İstiyorSerbian, Kosovo Officials Demand Capture, Punishment of Elderly Couple's Assailants
Cemaat üyeleri, en yaşlıları ellerini öperek onurlandırıyorlar.Members of the community honour the oldest members by kissing their hands.
Sırbistan’da yaşlı nüfusun sayısı hemen hemen genç nüfus ile eşit ve ülkedeki kaynaklar sınırlı.Serbia has nearly as many elderly as it does youngsters, and limited resources.
Bir o kadar yaşlı da bekleme listesinde.Just as many elderly are on the waiting list.
Yaşlılara yönelik bakım hizmetleri konusunda imkânlar kısıtlı. [Nikola Barbutov/SETimes]Eldercare options are limited. [Nikola Barbutov/SETimes]
Hiçbir maddi kaynağı olmayan yaklaşık 100 bin yaşlı ise en yoksul kesimde yer alıyor.In deepest poverty are about 100,000 elderly people who have no source of money.
Bu terkedilen yaşlılar, sağlık sigortaları olmadığı için hiç doktora gidemiyor.These abandoned elderly never go to the doctor because they have no health insurance.
Yaslı insanlar Üsküp'ün ana meydanı ve kentin Aziz Kliment Ohridski Kilisesinde toplandılar.Mourners assembled in Skopje's main square and at the city's St. Kliment Ohridski Church.
Hizmetlerimizle ilgilendiklerini belirten daha yaşlı turistler de var," şeklinde konuştu.However, there were older tourists who expressed interest in our services," Vujacic says.
Kötü haber, yaşlı Sırpların 1990'ların mahrumiyetlerini unutmaya çalıştıkları bir dönemde geldi.The bad news comes as elderly Serbians try to forget the deprivations of the 1990s.
Kurbanların çoğu kadın ve yaşlılardı.Many of the victims were women and elderly people.
Ülkede yaşayan en yaşlı kişinin 112 yaşında Tulcea bölgesinde yaşayan bir kadın olduğu belirtildi.The oldest is a 112-year-old woman living in Tulcea county.
Şu anda yaşlı bir insan olan İsmail Beşikçi düşük bir sesle konuşuyor.Ismail Besikci is an elderly man now, and he speaks in a quiet voice.
Bu arada yaşlı kadınlar da saksılara buğday dikiyorlar.Meanwhile, elderly women plant wheat in pots.
Çoğu yaşlı adamlar olmak üzere birkaç kişiyse oldukça cüretkardı.A few -- mostly older men -- were defiant.
Kırcali'de, çoğunlukla yaşlı insanların yaşadığı pek çok köy var." diye de ekledi.There are many villages in Kardzhali that are mostly inhabited by old people," she added.
İki yaşlı kadın da sulara kapıldı." dedi.Two old ladies were also swept away," he says.
Bunun dışında bir başına bu yaşlıca teyze."It's not just me, everyone in this neighbourhood is a pensioner," she said.
En yaşlı milletvekili, Sosyalist Parti'den 81 yaşındaki Borka Vuciç.The oldest MP is Borka Vucic, 81, a deputy from the Socialist Party.
Memnune Tiryaki, 64, doğum yapan ikinci en yaşlı kadın oldu. [Getty Images]Memnune Tiryaki, 64, is the second oldest woman to give birth. [Getty Images]
Genelde, beyin parçalarını küçük çocuklara ve yaşlılara verirlerdi."[6]"Often, they would feed morsels of brain to young children and elderly relatives."[6]
Kimileri ise yaşlılıklarını İsveç'te geçirme niyetiyle geri dönmüşlerdir.Some made the journey with the intention of spending their declining years in Sweden.
Eş anlamlısı, daha aşağılayıcı olan Yaşlı Bakire'dir.A synonymous, but more pejorative, term is Old Maid.[2]
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod