Ana içeriğe geç
Sözlük

yaslı ile cümle

yaslı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu koltuklar yaşlı insanlar için ayrılmıştır.These seats are reserved for old people.
Bu yaşlı adam gerçekten nehri yüzerek geçti.This old man actually swam across the river.
Bu ağaç, bu ormandaki en uzun ve en yaşlı olanıdır.This tree is the tallest and oldest in this forest.
Bu adam çok, çok yaşlı.This man is very, very old.
Bu köyde çok sayıda yaşlı insan var.There are many old men in this village.
Bu tür müzik, daha yaşlı insanların anlamakta zorluk çektiği bir şeydir.This kind of music is something that older people have difficulty understanding.
Ken Seiko'dan daha yaşlı.Ken is older than Seiko.
Kim benden dört yıl daha yaşlıdır.Kim is older than I am by four years.
Zavallı yaşlı kadının parası çalındı.The poor old woman was robbed of her money.
Zavallı yaşlı kadın çantasını tekrar çaldırdı.The poor old woman had her bag stolen again.
Carlos adında bir adam o yaşlı adamı arayarak bir dağ köyüne geldi.A man named Carlos came to a mountain village looking for that old man.
Yaşlı insanlar çok erken kalkarlar.Old people get up very early.
Yaşlılara karşı iyi kalpli olun.Be kind to the old.
Yaşlı insanlara karşı kibar olmak iyi bir şeydir.It is good to be kind to old people.
Yaşlı insanlara karşı nazik olun.Be kind to old people.
Yaşlılara karşı nazik olmalıyız.We should be kind to the aged.
Yaşlı insanlara karşı nazik olmalısın.You must be kind to old people.
Kendine bakacak kadar yeterince yaşlısın.You are old enough to take care of yourself.
Yaşlı kadın otobüsten indi.The old lady got down from the bus.
Yaşlı adam ahşap bebeğe Pinokyo adını verdi.The old man named the wooden doll Pinocchio.
Büyük babam benim beş katım kadar yaşlıdır.My grandfather is five times as old as I am.
Profesör West neredeyse babam kadar yaşlıdır.Professor West is almost as old as my father.
Bu, yaşlı insanların tırmanamayacağı kadar çok yüksek bir dağdır.That is such a high mountain as old people can't climb.
Amerikalı yaşlı vatandaşların nispeten hali vakti yerinde.American senior citizens are comparatively well-off.
O yaşlı kadın kimdir?Who is that old woman?
O yaşlı adam titiz bir yiyicidir.That old man is a fussy eater.
O yaşlı adam elli yıldır kaçak viski imal etmekteydi.The old man had been making white lightning for 50 years.
Yaşlı erkekler sadece boğayı vurmak için sokak köşesinde buluşmayı severler.The old men like to meet on the street corner just to shoot the bull.
O, neşeli, yaşlı bir adam.He is a cheerful old man.
Onlar benim yaşlı bir kadın olduğumu söylüyorlar.They say that I'm an old woman.
O olayı hatırlaman için çok yaşlı olmana gerek yok.You don't have to be very old to remember that event.
Koltuğunu neden şu yaşlı beyefendiye vermiyorsun?Why don't you give your seat to that old gentleman?
Kendi geçimini yapacak kadar yaşlıdır.You are old enough to make your own living.
Sanki yaşlı bir adammış gibi, niçin onun hakkında konuşuyorsun?Why do you talk about him as if he were an old man?
Yaşlı insanları küçük görmemelisin.You must not look down on old people.
Sakalı onu on sene daha yaşlı gösteriyordu.His beard made him look older by ten years.
Yaşlı bir kadın cadde boyunca topalladı.An old woman limped along the street.
On iki yıl bir köpek için yaşlıdır.Twelve years is old for a dog.
Polis yaşlı adamdan şüpheleniyor.The police are suspicious of the old man.
Bugünlerde birçok yaşlı insan kendi başına yaşıyor.These days many old people live by themselves.
Benim evim yaşlı ve çirkin.My house is old and ugly.
Arabam çok yaşlı olsa da, hala çok iyi çalışıyor.Although my car is very old, it still runs very well.
Teyzem annemden daha yaşlıdır.My aunt is older than my mother.
Babam o kadar yaşlıdır ki o çalışamaz.My father is so old that he can't work.
Babam çalışmak için çok yaşlıdır.My father is too old to work.
Ebeveynlerim henüz yaşlı değiller.My parents aren't old yet.
Yaşlı bir kadının caddeyi geçtiğini gördüm.I saw an old woman cross the street.
Tek başıma yaşamak için yeterince yaşlıyım.I'm old enough to live by myself.
Ben senin erkek kardeşinden daha yaşlıyım.I'm older than your brother.
Yaşlı bir adam arıyorum.I'm looking for an old man.
Benim sınıfta herhangi bir diğer öğrenciden daha yaşlıyım.I am older than any other student in my class is.
Karşıya geçen yaşlı bayanı izledim.I watched the old woman cross the street.
Yaşlı beyefendinin caddeyi geçip köşedeki bir mağazaya girdiğini gördüm.I saw the old gentleman cross the street and enter a store on the corner.
Yaşlı adamı haftada iki ya da üç kez gördüm.I saw the old man two or three times a week.
Kendime bakmak için yeterince yaşlıyım.I'm old enough to support myself.
Yaşlı bir kadınla tanıştım.I met an old woman.
İstasyonun yanında yaşlı bir adamla tanıştım.I met an old man near the station.
Ben çocukla konuştum, ki o kızdan daha yaşlı görünüyordu.I spoke to the boy, who seemed to be older than the girl.
Çok yaşlı olabilirim.I may be too old.
Ben yaşlı olsam da sen hala gençsin.Though I am old, you are still young.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod