Yaşlı adam bir düzine büyük krep sindirmeye çalışırken öldü.The old man died while trying to digest a dozen large pancakes.
Onu kendi başıma yapacak kadar yaşlı değilim.I'm not old enough to do that on my own.
Sami yaşlıymış gibi davrandı.Sami acted like he was old.
Tom'un babası, Mary'ninki kadar yaşlı değil.Tom's father isn't as old as Mary's.
Tom'un babası, Mary'nin babası kadar yaşlı değil.Tom's father isn't as old as Mary's father.
Artık onu yapamayacak kadar yaşlıyım.I'm too old to do that anymore.
Onu kendi başıma yapacak kadar yaşlıyım.I'm old enough to do that by myself.
Sami yaşlı bir adamdan bir araba çaldı.Sami highjacked a car from an elderly man.
Baban annenden daha mı yaşlı?Is your father older than your mother?
Tom kadar yaşlı değilim.I'm not as old as Tom is.
Çok az insan yaşlılığa ulaşır.Few people reach old age.
Tom koltuğunu yaşlı bir kadına verdi.Tom gave his seat to an old woman.
Yaşlı adam pencerede oturuyor.The old man is sitting at the window.
Tom biraz yaşlı ama çok çirkin değilTom is a bit old, but not too ugly.
Sami bizden çok daha yaşlıydı.Sami was a lot older than us.
Sami yaşlı bir adamdı.Sami was an old man.
Sami, Leyla'dan daha yaşlıdır.Sami is much older than Layla.
Tom yaşlı bayanın caddeyi geçmesine yardım etti.Tom helped the old lady cross the street.
Mary'nin erkek arkadaşı babasından daha yaşlı.Mary's boyfriend is older than her father.
Tom senin kadar yaşlı değil, değil mi?Tom isn't as old as you, is he?
Tom yeterince yaşlı değil, değil mi?Tom isn't old enough, is he?
Tom'dan çok daha yaşlısın, değil mi?You're a lot older than Tom is, aren't you?
Sen neredeyse Tom kadar yaşlısın, değil mi?You're almost as old as Tom, aren't you?
Sen neredeyseTom kadar yaşlısın, değil mi?You're almost as old as Tom is, aren't you?
Araba sürecek kadar yaşlı değilsin, değil mi?You aren't yet old enough to drive, are you?
İçmek için henüz yeterince yaşlı değilsin, değil mi?You're not yet old enough to drink, are you?
İçecek kadar yaşlı değilsin, değil mi?You're not old enough to drink, are you?
O kadar yaşlı değilsin, değil mi?You aren't that old, are you?
Tom'dan daha yaşlısın, değil mi?You're older than Tom, aren't you?
Tom'dan üç ay daha yaşlısın, değil mi?You're three months older than Tom, aren't you?
Tom yaşlı kadına adının ne olduğunu sordu.Tom asked the old lady what her name was.
Artık yeterince yaşlısın, değil mi?You're old enough now, aren't you?
Araba sürmek için yeterince yaşlısın, değil mi?You're old enough to drive, aren't you?
Sen benden çok daha yaşlısın, değil mi?You're a lot older than I am, aren't you?
Sen neredeyse benim kadar yaşlısın, değil mi?You're almost as old as I am, aren't you?
Daha iyi bilecek kadar yaşlısın, değil mi?You're old enough to know better, aren't you?
Bunu kendi başına yapacak kadar yeterince yaşlısın, değil mi?You're old enough to do that by yourself, aren't you?
Kendinle ilgilenmek için yeterince yaşlısın, değil mi?You're old enough to take care of yourself, aren't you?
Tom hepimizden daha yaşlı, değil mi?Tom is older than all of us, isn't he?
Tom Mary'den daha yaşlı, değil mi?Tom is much older than Mary, isn't he?
Tom benden çok daha yaşlı, değil mi?Tom is much older than I am, isn't he?
Bu seni yaşlı hissettiriyor, değil mi?This makes you feel old, doesn't it?
Yaşlı bir kadın bize yön sordu.An old woman asked us for directions.
Bu tür bir şey yapmak için çok yaşlısın, değil mi?You're too old to be doing this kind of thing, aren't you?
Tom benden daha yaşlı, değil mi?Tom is older than me, isn't he?
Tom ve Mary senden daha yaşlılar.Tom and Mary are older than you.
Otobüste yanınızda oturan yaşlı kadın çok yorgun görünüyordu.The old lady sitting next to you on the bus looked very tired.
Tom Mary için çok yaşlı değil mi?Tom is too old for Mary, isn't he?
Tom yaşlı adamın yolun karşısına geçmesine yardım etti.Tom helped the old man across the road.
Yaşlı adam abuk subuk konuşurken Tom sabırla dinledi.Tom listened patiently as the old man rambled on.
Tom yaşlı ve sağır.Tom is old and deaf.
Yaşlı bir papağan konuşmayı öğrenmez.An old parrot doesn't learn to speak.
Bazı yaşlı insanlar sadece yerel ağızla konuşur.Some of the older people only speak the local dialect.
Kendimi yaşlı bir adam gibi hissediyorum.I feel like an old man.
Sami yaşlı bir kadınla dolaşırken görüldü.Sami was seen hanging out with an older woman.
Tom, Mary'den çok daha yaşlı değildi.Tom wasn't much older than Mary.
Sami daha yaşlı gözüküyordu.Sami seemed older.
Tom, Metuşelah kadar yaşlı.Tom is as old as Methuselah.
Tom bizden epey yaşlı.Tom is a lot older than us.
Sandığından çok daha yaşlıyım.I'm much older than you think I am.