O, çok yaşlı olmasına rağmen, o sağlıklıdır.Even though he's very old, he's healthy.
Çok yaşlı olmasına rağmen sağlıklıdır.Even though he's very old, he's healthy.
O yaşlı.She is old.
Yaşlı olduğundan dolayı işten çıkarıldı.Henry was dismissed because he was old.
Yaşlı bir bayan bana şarkı söyledi.An old lady sang to me.
Tom Mary'nin büyükbabası olacak kadar yaşlı.Tom is old enough to be Mary's grandfather.
Onun babası olacak kadar yaşlı.He's old enough to be her father.
Yaşlı kadın merdivenleri güçlükle tırmandı.The old woman climbed the stairs with difficulty.
O, ondan üç yıl daha yaşlıdır.He's three years older than her.
Yaşlı insanlar otobüs biletleri için para ödemezler.Old people don't pay for bus tickets.
John benden iki yıl daha yaşlıdır.John is two years older than me.
Annem ve babam bana, yaşlılara saygı göstermemiz gerektiğini söyledi.My parents told me we should respect the elderly.
Yaşlı insanlar her zaman gençlerden daha bilgili değildir.Old people aren't always wiser than young people.
Yaşlı insanlar her zaman gençlerden daha akıllı değildir.Old people aren't always wiser than young people.
Kendimi yaşlı hissediyorum.I feel old.
O kadar yaşlı olduğunu düşünmemiştim.I didn't think you were so old.
O, ondan daha yaşlıdır.She's a lot older than he is.
Sürücü belgesi almak için yeterince yaşlı değil.She's not old enough to get a driver's license.
İyi yaşlı adam atı ile buzu kırdı ve soğuk suya düştü.The good old man broke through the ice with the horse, and fell into the cold water.
John Robert'tan daha yaşlıdır.John is older than Robert.
O, benden daha yaşlı olamaz.He can't be older than I am.
O, benim iki katım kadar yaşlıdır.He is twice as old as I am.
O, benim erkek kardeşim kadar yaşlı değildir.He's not as old as my brother.
O, erkek kardeşim kadar yaşlı değildir.He isn't as old as my brother.
Bay Kato artık çalışamayacak kadar çok yaşlı.Mr. Kato was too old to work any longer.
Bay Johnson olduğunu düşündüğümden daha yaşlı.Mr. Johnson is older than I thought he was.
Tom yorgun yaşlı bir adam gibi görünüyor.Tom looks like a tired old man.
O yaşlı adam kanserden öldü.That old man died of cancer.
Bu, yaşlı insanlar için bir sorundur.This is a problem for elderly people.
Tom yeterince yaşlı değil.Tom is not old enough.
Sen gençsin. Diğer yandan ben çok yaşlıyım.You are young. I, on the other hand, am very old.
Tom sınıfındaki diğer öğrencilerden biraz daha yaşlı.Tom is a little older than the rest of the students in his class.
Tom yaşlı olabilir ama o iyi durumda.Tom may be old, but he's in good shape.
Yaşlı bir işçi atölyede makineyi tamir ederken bulundu.An old worker was found repairing machinery in the workshop.
O bunu yapmak için çok yaşlı değil.He is not too old to do it.
Yaşlı general "barış kaçınılmazdır" dedi."Peace is evitable", said the old general.
O, yaşlı görünmek için sakalını ve saçını uzattı.He grew his beard and hair in order to look old.
Yaşlı adamın eksik dişleri var.The old man has missing teeth.
Otuz o kadar da yaşlı değil.Thirty isn't that old.
Yaşlı çift huzur içinde öldü.The elderly couple died peacefully.
Kendi kendime merdivenlerden yukarı çıkamam. Ben yaşlıyım ve bir asansöre ihtiyacım var.I cannot go up the stairs by myself. I'm old and I need an elevator.
Yaşlı insanlar zamanın yeni teknolojisini anlamakta zorluk çekiyor.Old people have difficulty understanding new technology of the time.
Yeğenim benim kadar yaşlı ve aynı sınıftayız.My nephew is as old as me, and we are in the same class.
O çok yaşlı!He is so old!
Yaşlılarla ilgilenmeliyiz.We must take care of the elderly.
"Ben bu konuda hiç düşünmemiştim", dedi yaşlı adam. "Ne yapmalıyız?""I have never thought about it", said the old man. "What should we do?"
Genç insanlar yaşlı insanlara saygı duymalı.Young people should respect old people.
Bu, yaşlılar arasında popülerdir.It's popular among the elderly.
Almanya'ya gitmek için çok yaşlıyım.I'm too old to go to Germany.
Görevleri yaşlı insanlara yardım etmektir.Their job is to help old people.
50 yaşında yaşlı bir kocakarı bana şehvetli teklifler yaptı; beni öpmek istedi.An old hag of 50 years made me lustful propositions; she wanted to kiss me.
O, yaşlı bir adama aşık oldu.She fell in love with an older man.
Yaşlı insanlar seni bu yüzden seviyor.That's why elderly people love you.
O şimdi yaşlı ve akıllı.She's now older and wiser.
O yaşlı ama akıllı değil.He's older, but no wiser.
Bu bayan yaşlı ve deli.This lady is old and crazy.
O yaşlı ve deli.She's old and crazy.
Yaşlı adam parkta yürüyüş yapıyor.The old man is taking a walk in the park.
"Tom otuz yaşında." O gerçekten o kadar yaşlı değil, değil mi?"Tom is thirty years old." "He's not really that old, is he?"
Bunun için çok yaşlıyım.I'm too old for this.