yasayı ile cümle

yasayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Genelde açık otluk alanlarda yaşayıp sadece bazı sert kışlarda ormanlara giderler.Ihr Habitat ist offenes Grasland, nur in harten Wintern gehen sie manchmal auch in Wälder.
Halk normal yaşayışına döner.Die Rückkehr des öffentlichen Lebens.
Çölde Hüzeyl kabilesinin yaşayışını ve dilini öğrendim.Herkunft und Leben der Stämme im deutschen Sprachgebiet.
Bütün yaşayışımda güzellik, iyilik ve doğruluk için çalıştım.Seine Hauptinteressen lagen im Guten, der Schönheit und der Wahrheit.
Yaşayışta değişimler olmuştur.Sich verändern heisst leben.
Saygı duyulmak ister misiniz? Saygıdeğer insanlarla yaşayın.Voulez-vous être estimé ? Vivez avec des personnes estimables.
Daha yaşayıp da ne yapacaksınız?Qu'est-ce que toi et moi pouvons faire de plus ?
Büyük ihtimalle Konstantinopolis'te yaşayıp, orada öldü.Il est probable qu'il soit mort à Constantinople,,.
Astrofatların ise yaşayıp yaşamadığı bilinmemektedir.On ignore si les astronautes sont morts ou vivants.
Tiberius bu yasayı Pleb Konseyi'ne sundu; ancak yasa Marcus Octavius adlı bir tribün tarafından reddedildi.Tiberius soumet cette loi au concile plébéien mais elle est bloquée par le veto du tribun Marcus Octavius.
Onun daha sonraki yıllarda nasıl yaşayıp, kaç yaşında öldüğü bilinmiyor.Dis, si tu sais compter, à quel âge il mourut.
Daha sonrasında yine bir bölünme yaşayıp batısı bugünkü Pakistan, doğusu ise Bangladeş olmuştur.Formant un même pays, ce qui sera plus tard le Bangladesh et le Pakistan avait déjà un fossé économique.
"Bizimle birlikte yaşayın.«Etre Bashkir».
Uzun yıllar Avustralya'da yaşayıp daha sonra annesi ile birlikte Türkiye'ye dönmüştür.Il retourne plus tard en Australie avec sa mère.
Bir gün sinir krizi benzeri bir şey yaşayıp bayıldım.Il lui arrivait parfois d'être en proie à des crises de nerfs et de profondes dépressions.
1865 - ABD Temsilciler Meclisi, köleliği yasaklayan yasayı onayladı.1865 : les États-Unis promulguent le 13e amendement interdisant l'esclavage.
Ona hâlâ Tokyo'da yaşayıp yaşamadıklarını sor.Pregúntale si todavía viven en Tokio.
Biz Tunus'un çağ için yaşayıp ölüyoruz Onurlu bir yaşam ve görkemli bir ölüm!Vivimos y morimos fieles a Túnez, Una vida de dignidad y una muerte de gloria.
"Bizimle birlikte yaşayın."Vente conmigo".
Onun daha sonraki yıllarda nasıl yaşayıp, kaç yaşında öldüğü bilinmiyor.No se sabe nada más sobre su actividad en años posteriores ni su muerte.
Orada da dizinden sakatlık yaşayınca sadece 13 maç yapabildi ve 2 gol atmayı başarabildi.Pese a ser un recién llegado conseguía 13 puntos y 2 rebotes.
Daha yaşayıp da ne yapacaksınız?Sigues adelante, ¿qué vas a hacer?
1900'lü yıllarda eşiyle sorunlar yaşayıp, zaman zaman ülkesine, akrabalarının yanına gitti.Por esos años continuó efectuando viajes con su esposa, dentro y fuera del país.
Hanok toplam üç yüz altmış beş yıl yaşayıp öldü.Y fueron todos los días de Enoc trescientos sesenta y cinco años.
Yasayı bilmeyenlere de siz öğreteceksiniz" der.Obbediscano coloro che non sanno comandare”.
Halk normal yaşayışına döner.Potrà Tom tornare ad una vita normale?
"Bizimle birlikte yaşayın.Rimani con me".
Büyük ihtimalle Konstantinopolis'te yaşayıp, orada öldü.Fece ritorno a Costantinopoli, dove morì.
Bütün yaşayışımda güzellik, iyilik ve doğruluk için çalıştım.Tutta la sua vita fu improntata a schiettezza, correttezza ed onestà.
Bu kurul pek çok yasayı yürürlüğe sokardı ve bir temyiz mahkemesi olarak da hizmet edebilirdi.Poteva giocare in svariate posizioni in tutto il campo, tanto che fu impiegato anche come difensore.
Tom yasayı ihlal ediyor.Том нарушает закон.
Bu kabilede kimin yaşayıp kimin yaşamayacağına o karar verir.В этой колонии он распоряжается жизнью и смертью.
İki tür yasayıcı kurul vardı.Существовало две разновидности ордена.
O hükümdardır, doğru yasayı (töre) temsil eder.Правивший там царь, был благочестивым и справедливым.
Halk normal yaşayışına döner.Они возвращаются к своей обычной жизни.
Laura'nın kim olduğu, yaşayıp yaşamadığı bilinmiyor.Неизвестно, сделала Лора это или нет.
Sezon sonunda takımı bölge şampiyonluğu yaşayıp bir üst lige yükseldi.В общем итоге, помог команде стать чемпионом сезона и подняться на ступеньку выше.
Mısır'da yaşayıp, Vezir İbn Hinna himayesi altında yazdı.Жил в Египте, где он писал под патронажем визиря Ибн Хинны.
Arınma, dürüst bir yaşayış, canlıların verdikleri besinlerden (et, yumurta) el çekiş sayesinde olacaktır.Наряжать, надевать украшения, украшать себя; украшающая жизнь.
Türk halkları, Altay Dağları bölgesinde yaşayıp, avcılık ve çobancılıkla geçinirler.Подобно поколениям, жившим на Аляске, он живёт охотой и ловлей.
"Bizimle birlikte yaşayın.Оставайтесь с нами…».
Theodote'nın bu sırada yaşayıp yaşamadığı belirtilmemiştir.На этот раз Стюарт даже не пытался встать.
Yasayı değiştirmeye yönelik ilk girişim Amr Hamzawy tarafından desteklenmedi.فشلت المحاولة الأولى التي قامت بدعم من عمرو حمزاوي لتغيير القانون.
Kararda, konseyin bu yasayı tanımayacağı belirtilerek üye ülkelere de konseyin kararını kabul etmeye çağrıldı.وينص القرار على أن المجلس لن يعترف بهذا القانون، ويدعو الدول الأعضاء إلى قبول قرار المجلس.
Bu çiftin 13 çocuğu oldu ama bunlardan ancak 8'i yetişkenlik çağına kadar yaşayıp yetişti.وكان ترتيبها العاشر من أصل ثلاثة عشر طفلا في أسرتها، فقط ثمانية منهم كانوا على قيد الحياة حتى مرحلة البلوغ.
Bütün yaşayışımda güzellik, iyilik ve doğruluk için çalıştım.وفى كل قصصى أسعى إلى الحقيقة والجمال..
Yasayı bilmeyenlere de siz öğreteceksiniz" der.اختار المنتجون جملة "لن تتعلم من غير احتضان" شعاراً للمسلسل.
Halk normal yaşayışına döner.عودة المستفيدين للحياة الطبيعية.
Eskiköy halkının kendiTürkmen kültürlerine ve yaşayış tarzlarına has bazı özellikleri bulunmaktadır.أشعر أنني مرتبط بشكل رائع بالثقافة والبشر الموجودين هناك.
Tiberius bu yasayı Pleb Konseyi'ne sundu; ancak yasa Marcus Octavius adlı bir tribün tarafından reddedildi.Tibério apresentou esta lei a assembleia popular, mas a lei foi vetada por um tribuno chamado Marco Otávio.
Bu yasayı ilk olarak 1841 yılında James Prescott Joule çalıştı.Foi estudado pela primeira vez por James Prescott Joule em 1841.
Büyük ihtimalle Konstantinopolis'te yaşayıp, orada öldü.O mais provável é que tenha vivido em Constantinopla e tenha falecido lá.
Karada yaşayıp suda avlanır.Vive no mato a caçar.
Buonafede aydaki bu türlü yaşayışı çok beğenmiştir.Essa expressão de amizade agrada Luna.
"Bizimle birlikte yaşayın.«Deixe-nos Viver».
Burada yasanın uygunluğuna karar verilmesi üzerine Hollande 18 Mayıs 2013 günü yasayı onadı.O Presidente Hollande assinou a lei em 18 de Maio de 2013.
1990 yılında Gürcistan Yüksek Konseyi, bölgesel partileri yasaklayan bir yasayı kabul etti.O Conselho Supremo Georgino aprovou uma lei proibindo os partidos regionais, no verão de 1990.
Bir gün sinir krizi benzeri bir şey yaşayıp bayıldım.Um dia, eu tive uma espécie de colapso nervoso e desmaiei.
Ancak değişik dini inanışların ülkedeki politik, ekonomik ve kültürel yaşayışa etkisi önemli düzeydedir.No entanto, as perspetivas legais, culturais ou religiosas sobre o aborto são diferentes em todo o mundo.
Bu uygulama zamanla, bir yaşayış biçimi olarak, Hristiyanlığın bünyesinde yerleşti.Esta prática sobreviveu por muito tempo após o processo de cristianização.
İlgili Sayfalar