yasayı ile cümle

yasayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Peygamberleri sorumsuz ve güvenilmezdir. Kâhinleri kutsal olanı kirletip, Yasayı çarpıtırlar.그 선지자들은 위인이 경솔하고 간사한 자요 그 제사장들은 성소를 더럽히고 율법을 범하였도다
Peygamberleri sorumsuz ve güvenilmezdir. Kâhinleri kutsal olanı kirletip, Yasayı çarpıtırlar.Njegovi proroki so bahavci, zvijačni možje; njegovi duhovniki skrunijo svetišče, na zlo zvijajo postavo.
Peygamberleri sorumsuz ve güvenilmezdir. Kâhinleri kutsal olanı kirletip, Yasayı çarpıtırlar.Prófétái hivalkodók, hitetõ férfiak; papjai megfertéztetik a szent helyet, erõszakot tesznek a törvényen.
Peygamberleri sorumsuz ve güvenilmezdir. Kâhinleri kutsal olanı kirletip, Yasayı çarpıtırlar.Proorocii ei sînt uşuratici şi înşelători; preoţii ei pîngăresc lucrurile sfinte, calcă Legea.
Peygamberleri sorumsuz ve güvenilmezdir. Kâhinleri kutsal olanı kirletip, Yasayı çarpıtırlar.Proroci jeho kvapní, muži velmi nešlechetní; kněží jeho poškvrňují věci svaté, natahují zákona.
Peygamberleri sorumsuz ve güvenilmezdir. Kâhinleri kutsal olanı kirletip, Yasayı çarpıtırlar.Prorocy jego skwapliwi, mężowie przewrotni; kapłani jego splugawili rzeczy święte, zakon gwałcą.
Peygamberleri sorumsuz ve güvenilmezdir. Kâhinleri kutsal olanı kirletip, Yasayı çarpıtırlar.Ses prophètes sont téméraires, infidèles; Ses sacrificateurs profanent les choses saintes, violent la loi.
Peygamberleri sorumsuz ve güvenilmezdir. Kâhinleri kutsal olanı kirletip, Yasayı çarpıtırlar.Skrydere er dens Profeter, troløse Mænd, dens Præster vanærer det hellige, øver Vold mod Loven.
Peygamberleri sorumsuz ve güvenilmezdir. Kâhinleri kutsal olanı kirletip, Yasayı çarpıtırlar.Пророки его – люди легкомысленные, вероломные; священники его оскверняют святыню, попирают закон.
Peygamberleri sorumsuz ve güvenilmezdir. Kâhinleri kutsal olanı kirletip, Yasayı çarpıtırlar.Пророците му са вятърничави коварници; Свещениците му оскверниха светилището, Извратиха закона.
Peygamberleri sorumsuz ve güvenilmezdir. Kâhinleri kutsal olanı kirletip, Yasayı çarpıtırlar.נביאיה פחזים אנשי בגדות כהניה חללו קדש חמסו תורה׃
Peygamberleri sorumsuz ve güvenilmezdir. Kâhinleri kutsal olanı kirletip, Yasayı çarpıtırlar.انبياؤها متفاخرون اهل غدرات. كهنتها نجّسوا القدس خالفوا الشريعة.
Peygamberleri sorumsuz ve güvenilmezdir. Kâhinleri kutsal olanı kirletip, Yasayı çarpıtırlar.他 的 先 知 是 虛 浮 詭 詐 的 人 . 他 的 祭 司 褻 瀆 聖 所 、 強 解 律 法
Peygamberleri sorumsuz ve güvenilmezdir. Kâhinleri kutsal olanı kirletip, Yasayı çarpıtırlar.他 的 先知 是 虛浮詭詐 的 人 . 他 的 祭司 褻瀆聖所 、 強解 律法
RAB, ‹‹Kendilerine verdiğim yasayı bıraktılar, sözümü dinlemediler, yasamı izlemediler›› diyor,Ale chodzili za uporem serca swego i za Baalem, czego ich nauczyli ojcowie ich.
RAB, ‹‹Kendilerine verdiğim yasayı bıraktılar, sözümü dinlemediler, yasamı izlemediler›› diyor,여호와께서 말씀하시되 이는 그들이 내가 그들의 앞에 세운 나의 법을 버리고 내 목소리를 청종치 아니하며 그대로 행치 아니하고
RAB, ‹‹Kendilerine verdiğim yasayı bıraktılar, sözümü dinlemediler, yasamı izlemediler›› diyor,ma han seguito la caparbietà del loro cuore e i Baal, che i loro padri avevano fatto loro conoscere»
RAB, ‹‹Kendilerine verdiğim yasayı bıraktılar, sözümü dinlemediler, yasamı izlemediler›› diyor,"Omdat", antwoordt de HERE, "mijn volk mijn geboden heeft verlaten en mijn wetten niet heeft nageleefd.
RAB, ‹‹Kendilerine verdiğim yasayı bıraktılar, sözümü dinlemediler, yasamı izlemediler›› diyor,ויאמר יהוה על עזבם את תורתי אשר נתתי לפניהם ולא שמעו בקולי ולא הלכו בה׃
RAB, ‹‹Kendilerine verdiğim yasayı bıraktılar, sözümü dinlemediler, yasamı izlemediler›› diyor,فقال الرب على تركهم شريعتي التي جعلتها امامهم ولم يسمعوا لصوتي ولم يسلكوا بها.
RAB, ‹‹Kendilerine verdiğim yasayı bıraktılar, sözümü dinlemediler, yasamı izlemediler›› diyor,耶 和 華 說 、 因 為 這 百 姓 離 棄 我 在 他 們 面 前 所 設 立 的 律 法 、 沒 有 遵 行 、 也 沒 有 聽 從 我 的 話
RAB, ‹‹Kendilerine verdiğim yasayı bıraktılar, sözümü dinlemediler, yasamı izlemediler›› diyor,耶和華 說 、 因為這 百姓 離棄 我 在 他 們 面前 所 設立 的 律法 、 沒 有 遵行 、 也沒 有 聽從 我的話
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.Als iemand leeft zoals de HERE wil, laat Hij het zelfs in orde komen met zijn vijanden.
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.Cînd sînt plăcute Domnului căile cuiva, îi face prieteni chiar şi pe vrăjmaşii lui. -
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.Cuando los caminos del hombre le agradan a Jehovah, aun a sus enemigos reconciliará con él
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.Gdy się podobają Panu drogi człowieka, i nieprzyjaciół jego do zgody z nim przywodzi.
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.Jika engkau menyenangkan hati TUHAN, musuh-musuhmu dijadikannya kawan
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.Jos miehen tiet ovat Herralle otolliset, saattaa hän vihamiehetkin sovintoon hänen kanssansa.
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.Když se líbí Hospodinu cesty člověka, také i nepřátely jeho spokojuje k němu.
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.Keď sa ľúbia Hospodinovi cesty človeka, upokojuje i jeho nepriateľov naproti nemu.
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.사람의 행위가 여호와를 기쁘시게 하면 그 사람의 원수라도 그로 더불어 화목하게 하시느니라
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.Ko so koga pota GOSPODU po volji, pomiri mu tudi sovražnike njegove.
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.Mikor jóakarattal van az Úr valakinek útaihoz, még annak ellenségeit is jóakaróivá teszi.
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.Når Herren har behag i en manns ferd, da gjør han at endog hans fiender holder fred med ham.
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.Når HERREN har Behag i et Menneskes Veje, gør han endog hans Fjender til Venner.
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.Om en mans vägar behaga HERREN väl så gör han ock hans fiender till hans vänner.
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.Quand l`Éternel approuve les voies d`un homme, Il dispose favorablement à son égard même ses ennemis.
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.Quando il Signore si compiace della condotta di un uomo, riconcilia con lui anche i suoi nemici
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.Quando os caminhos do homem agradam ao Senhor, faz que até os seus inimigos tenham paz com ele.
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.Wenn jemands Wege dem HERRN wohl gefallen, so macht er auch seine Feinde mit ihm zufrieden.
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.Οταν ο Κυριος αρεσκηται εις τας οδους του ανθρωπου, και τους εχθρους αυτου ειρηνευει μετ' αυτου.
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.Когато са угодни на Господа пътищата на човека, Той примирява с него и неприятелите му.
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.Когда Господу угодны пути человека, Он и врагов его примиряет с ним.
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.ברצות יהוה דרכי איש גם אויביו ישלם אתו׃
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.اذا ارضت الرب طرق انسان جعل اعداءه ايضا يسالمونه.
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.人 所 行 的 若 蒙 耶 和 華 喜 悅 、 耶 和 華 也 使 他 的 仇 敵 與 他 和 好
RAB kişinin yaşayışından hoşnutsa Düşmanlarını bile onunla barıştırır.人 所 行 的 若 蒙 耶和華 喜 悅 、 耶和華 也 使 他 的 仇敵與 他 和好
Sadece bir kere, yarı zamanlı bir iş buldum, yalnız yaşayıp...Aspoň raz bývať sám, nájsť si brigádu...
Sadece bir kere, yarı zamanlı bir iş buldum, yalnız yaşayıp...Bara en gång, bo för mig själv, skaffa en deltids jobb....
Sadece bir kere, yarı zamanlı bir iş buldum, yalnız yaşayıp...Chcę chociaż raz spróbować mieszkać sam, zdobyć dorywczą pracę ...
Sadece bir kere, yarı zamanlı bir iş buldum, yalnız yaşayıp...Hanya sekali, hidup sendiri, mendapat kerja sambilan...
Sadece bir kere, yarı zamanlı bir iş buldum, yalnız yaşayıp...Nur einmal, alleine leben, einen Nebenjob haben...
Sadece bir kere, yarı zamanlı bir iş buldum, yalnız yaşayıp...Pour une fois, vivre seul, me trouver un emploi à temps partiel...
Sadece bir kere, yarı zamanlı bir iş buldum, yalnız yaşayıp...Sa locuiesc singur, sa lucrez part-time...
Sadece bir kere, yarı zamanlı bir iş buldum, yalnız yaşayıp...Sống tự lập, kiếm việc làm thêm...
Sadece bir kere, yarı zamanlı bir iş buldum, yalnız yaşayıp...Voor eens, alleen te leven, een part-time baan krijgen...
Sadece bir kere, yarı zamanlı bir iş buldum, yalnız yaşayıp...Για μια φορά, ζώντας μόνο μου, παίρνοντας δουλειά παρτ τάιμ...
Sadece bir kere, yarı zamanlı bir iş buldum, yalnız yaşayıp...Просто хоть раз, живя один, работая...
Sadece bir kere, yarı zamanlı bir iş buldum, yalnız yaşayıp......فقط لمرة واحدة، أريد العيش لوحدي، والحصول على دوام جزئي
Sadece bir kere, yarı zamanlı bir iş buldum, yalnız yaşayıp...全く保護のない世間に自分の身を投げて 自分で守りたいんだ
İlgili Sayfalar