yasamamı ile cümle
yasamamı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ama romantiksel anlamda bir ilişki yaşamamışlardır.Ceci n'a pas été sans conséquence sur la forme romanesque.
Kim yaşamamıştır ki?" şeklinde cevap vermiştir.Ce qui fut vivra comme / Avant » (There shall never be one lost good!
Cordelia, Connor ile normal bir aşk ilişkisi yaşamamıştır.Valentine Ackland n'a jamais eu d'autre relation sérieuse avec un homme.
Bilinen bir başka gerçek de Kıbrıs adasında hiçbir zaman vahşi kedilerin yaşamamış olduğudur.Un hecho curioso es que dentro de la isla no habita ningún perro.
Ama romantiksel anlamda bir ilişki yaşamamışlardır.Tuttavia non vi è alcun legame romantico.
Cordelia, Connor ile normal bir aşk ilişkisi yaşamamıştır.Al contrario, Torelli Viollier non ha mai avuto una vera relazione amorosa.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen Mars’ta organizmaların olmadığı ya da hiç yaşamamış olduğu söylenemez.Non si sa se possedesse o meno una scala sempre in marmo.
Sanırım bizim birlikte yaşamamız senin yaşam tarzını etkiledi.Я думаю, наше совместное проживание повлияло на твой стиль жизни.
Ama romantiksel anlamda bir ilişki yaşamamışlardır.Он ничего не смыслит в романтике.
Kim yaşamamıştır ki?" şeklinde cevap vermiştir.Он разрабатывал приёмы, которые до него никто не делал».
Kim yaşamamıştır ki?" şeklinde cevap vermiştir.الكَيْنُونَة : مصدر كانَ، فيقال كَانَ الأَمْرُ: أي وُجِدَ، وكَأَنْ لَمْ يَكُنْ: أي لَمْ يُوجَدْ.
Sparta yasası, bir Spartalı kralın Sparta dışında asla yaşamamış olması gerektiğini söylemektedir.Een Spartaanse wet zegt immers dat een Spartaanse koning nooit buiten Sparta mag hebben gewoond.
Güney Amerika ve Avustralya'da da hiçbir zaman yabani boynuzlugiller yaşamamıştır.I Sydamerika fanns aldrig vilda slidhornsdjur och inte heller i Australien.
Kim yaşamamıştır ki?" şeklinde cevap vermiştir.Han såg sitt rop som ett löfte som han inte kunde bryta.
Ama romantiksel anlamda bir ilişki yaşamamışlardır.Ale v hloubi srdce jsem věděl, že jsme neměli šanci být romanticky zapleteni.
Aslında ölmekten değil hayatını hiç yaşamamış olmaktan dolayı korkmaktadır.Již dokázal žít beze strachu ze smrti.
Ama romantiksel anlamda bir ilişki yaşamamışlardır.A valós életben nem álltak romantikus kapcsolatban.
Hiçbir askeri mağlubiyet yaşamamışlar ve ezici üstünlükte bir konumda bulunmaktadırlar.Holttestét sem találják meg katonái, ami rossz előjelnek számít.
Kendi topraklarımızda yaşamamız ve kalkınmamız için bize imkân sundu.Είμαστε έτοιμοι να δώσουμε την καρδιά και τη ζωή μας για σένα.
Kim yaşamamıştır ki?" şeklinde cevap vermiştir.Manusia tidak dapat TAHAN terhadap-Nya bahwa saksi seperti itu harus tetap hidup."
Güney Amerika ve Avustralya'da da hiçbir zaman yabani boynuzlugiller yaşamamıştır.Tetapi, di Eropa Selatan dan juga di Amerika Selatan, tradisi telur Paskah tidak pernah menjadi populer.
Ama romantiksel anlamda bir ilişki yaşamamışlardır.Không có mong muốn được ở bất kỳ mối quan hệ lãng mạn nào.
Kim yaşamamıştır ki?" şeklinde cevap vermiştir.是否是“按原貌修复”之故,不详。
Bütün bu olumsuzluklara rağmen Mars’ta organizmaların olmadığı ya da hiç yaşamamış olduğu söylenemez.이런 제안을 한 이유는 화성에 지금은 생명체가 없으나 예전에는 있었던 것으로 보이기 때문이다.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen Mars’ta organizmaların olmadığı ya da hiç yaşamamış olduğu söylenemez.Съществуват хипотези, че на Марс има или е имало живот, но няма доказателства за това.
Güney Amerika ve Avustralya'da da hiçbir zaman yabani boynuzlugiller yaşamamıştır.V južni Ameriki in Avstraliji srakoperjev ni.
Güney Amerika ve Avustralya'da da hiçbir zaman yabani boynuzlugiller yaşamamıştır.Visoje Šiaurės Amerikoje nėra kito tokio pat siauro ir stačiasienio kanjono.
Altı eşi bulunan padişahın çocuğu olmamış ya da vefatına kadar yaşamamıştır.Põhjuseks oli asjaolu, et suurhertsogil endal oli kuus tütart ja mitte ühtegi poega.
Kendi topraklarımızda yaşamamız ve kalkınmamız için bize imkân sundu.Loodame, et õpite meie riigi kohta ja austate seda.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.95 évet élt és sosem hallucinált.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.Ale bała się, bo przez 95 lat swojego życia nigdy nie miała halucynacji.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.Aveva vissuto per 95 anni e non aveva mai avuto allucinazioni prima.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.Bà lão đã sống 95 năm và chưa bao giờ có ảo giác trước đó.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.Elle avait vécu 95 ans sans jamais avoir eu d'hallucination auparavant.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.Hän oli elänyt 95 vuotta eikä ollut koskaan ennen hallusinoinut.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.Hon hade levt 95 år och aldrig haft hallucinationer förut.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.Hun havde levet i 95 år, og hun havde aldrig haft en hallucination før.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.환각은 처음이니까요.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.Sie war 95 Jahre alt und hatte noch nie zuvor Halluzinationen.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.Tinha 95 anos e nunca tinha tido uma alucinação.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.Trăise 95 de ani şi nu avusese niciodată o halucinaţie.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.Žila už 95 rokov a nikdy predtým halucinácie nemala.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.Žila už 95 roků a nikdy předtím halucinace neměla.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.Είχε ζήσει 95 χρόνια και δεν είχε ποτέ της ψευδαισθήσεις.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.Беше живяла 95 години и никога преди не беше преживявала халюцинация.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.Вона прожила 95 років і ніколи не стикалась із подібним раніше.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.Она прожила 95 лет у нее никогда до этого не было галлюцинаций
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.אבל היא היתה מפוחדת.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.ولم ترى هلوسات من قبل أبداً.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.その幻覚は彼女の思考や感覚
Ailem fakir değildi ve ben hiç kıtlık yaşamamıştım.A családom nem volt szegény, és sosem éheztünk.
Ailem fakir değildi ve ben hiç kıtlık yaşamamıştım.Familia mea nu era săracă, iar eu însămi n-am cunoscut niciodată foamea.
Ailem fakir değildi ve ben hiç kıtlık yaşamamıştım.Gia đình của tôi không nghèo, và bản thân tôi thì chưa từng phải chịu đói.
Ailem fakir değildi ve ben hiç kıtlık yaşamamıştım.Keluarga saya tidak miskin, dan saya sendiri belum pernah hidup kelaparan.
Ailem fakir değildi ve ben hiç kıtlık yaşamamıştım.저의 가족은 가난하지 않았습니다. 그리고 저는 배고픔에 굶주려본 적도 없었습니다.
Ailem fakir değildi ve ben hiç kıtlık yaşamamıştım.La mia famiglia non era povera, e io, non avevo mai provato la fame.
Ailem fakir değildi ve ben hiç kıtlık yaşamamıştım.Ma famille n'était pas pauvre, et moi-même, n'ai jamais eu faim.
Ailem fakir değildi ve ben hiç kıtlık yaşamamıştım.Mas um dia, em 1995, a minha mãe trouxe para casa uma carta da irmã de uma colega.
Ailem fakir değildi ve ben hiç kıtlık yaşamamıştım.Meine Familie war nicht arm, und ich selbst musste nie Hunger leiden.
Ailem fakir değildi ve ben hiç kıtlık yaşamamıştım.Mi familia no era pobre y yo misma nunca había pasado hambre.