yasamamı ile cümle

yasamamı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Sizinle yaşamamın yaşam tarzınızı etkilediğini düşünüyorum.I think my living with you has influenced your way of living.
Son zamanlarda sıkça depremler yaşamamız beni korkutuyor.It scares me that we have frequently had earthquakes lately.
Benim maaşım bizim müsrifçe yaşamamıza izin vermez.My salary doesn't allow us to live extravagantly.
Sanırım birlikte yaşamamız senin alışkanlıklarını etkiledi.I think that our living together has influenced your habits.
Sanırım birlikte yaşamamız alışkanlıklarını etkiledi.I think that our living together has influenced your habits.
Onu orijinalinden okumadan Shakespeare'i yaşamamışsındır.You have not experienced Shakespeare until you have read him in the original.
Marika ebeveynlerinin köyünde onunla yaşamamı istedi ama orada hava çok soğuktu.Marika wanted me to live with her in her parents' village, but it was very cold out there.
Tom o sorunu daha önce hiç yaşamamıştı.Tom had never had that problem before.
Yaşamın anlamı, sanki hiç yaşamamış gibi unutulmaktır.The meaning of life is to be forgotten as if you never were.
Tom burada Boston'da hiç yaşamamış tek kişidir.Tom is the only one here who has never lived in Boston.
Nerede yaşamamız gerektiğini düşünüyorsun?Where do you think we should live?
Yaşamamın bir anlamı var mı?Is there any point in me living?
Ben hiç Avustralya'da yaşamamıştım.I've never lived in Australia.
Sanki bu öğleden sonra mesih geliyormuş gibi hayatlarımızı yaşamamız gerekir.We should live our lives as though Christ were coming this afternoon.
Tom bana çiftliği satmamı ve başka bir yerde yaşamamı önerdi.Tom advised me to sell the farm and live somewhere else.
Burada Boston'da hiç yaşamamış tek kişi benim.I'm the only one here who has never lived in Boston.
Daha önce hiç bu sorunu yaşamamıştım.I had never had that problem before.
Boston'da hiç yaşamamıştık.We've never lived in Boston.
Daha önce hiç bu kadar çok kar yaşamamıştık.We've never before had this much snow.
Sami hiç böyle bir şey yaşamamıştı.Sami never experienced anything like this.
Birkaç yıl boyunca Boston'da yaşamamız gerekebilir.We may need to live in Boston for a few years.
Tom aslında Avustralya'da hiç yaşamamış.Tom has never actually lived in Australia.
Daha önce hiç yaşamamış gibi yaşa.Live like you've never lived before.
Ama romantiksel anlamda bir ilişki yaşamamışlardır.In real life they did not have a romantic relationship.
Ligde kendi sahasında da hiç mağlubiyet yaşamamıştır.The company did not admit any wrongdoing in the settlement.
Çocukluğunu yaşamamış olanlar var aramızda.Someone who didn't have a childhood is out there.
Ama kendisi, gerçekte, hiçbir deneyim yaşamamış...But herself, in actuality, never had that experience... So surprised!
Bu kutsal üçleme dünyada üzerinde yaşamamızı sağlar Bunlardan birisi olmadan düzgün çalışmayızI'm someone who's still exploring it and, and I want more people to talk about it with
Kendileri 25 Haziran savaşını yaşamamış olsalar bile...Though they haven't personally experienced the 6.25 war,
Bu olayı yaşamış ve yaşamamış iki neslin birleştiği oldukça özel bir gün.The special day where both the generations that have and have not experienced the war has gathered
Yeniden birlikte yaşamamızın bir sakıncası var mı?Would it be okay to live together again?
Yine de bizden birlikte yaşamamızı mı istiyorsunuz?How could we live together?
Sağlıklı ve uzun yaşamamızı istiyordum.I wanted us to live long and healthy lives.
Bu deneyimi yaşamamızı istiyor.For the experience.
Veliaht prens yaşasaydı... ...bu zorlukları hiç yaşamamış olacaktı.If the crown prince had been alive, she would have never gone through these difficulties.
Ruhumuzu kurtarır ve mutlu yaşamamızı sağlar.It saves our souls and makes us live happily.
Yaşamamın tek nedeni intikam.Vengeance was the reason I stayed alive.
Ve hiçbir şey bizi hikayelerin yaptığı kadar yaşamamızın bir amacı olduğuna inandıramaz.And nothing does a greater affirmation than when we connect through stories.
95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.She'd lived 95 years and she'd never had a hallucination before.
En başarılı teknoloji yoldan çekilip hayatlarımızı yaşamamızı sağlar.The most successful technology gets out of the way and helps us live our lives.
Eğer bu yaşamamışsa, ben de bu konuşmayı yapan kişi değilim.If that does not survive, I'm not the thing giving this talk.
Daha da ötesi, daha önce ıssız bir adada yaşamamıştım.But moreover, I'd never lived on an uninhabited island.
Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi.As though they had never lived there at all.
Sanki orada hiç yaşamamışlardı.As though they had never lived there at all.
Sanki yurtlarında hiç yaşamamışlar, hiç oturmamışlardı.As though they had not dwelt there at all. Beware!
Sanki orada hiç yaşamamışlar gibi...As though they had not dwelt there at all. Beware!
Sanki orada hiç yaşamamışlar gibi... Semud, nasıl yok edildiyse, Medyen de öylece yok edildi.As if they had never lived there; away with the Madyan, just as the Thamud were removed afar!
Onu gördükleri gün, sanki, bir akşam veya bir kuşluk-vaktinden başkasını yaşamamış gibidirler.It shall be as if; on the day they see it, they have but tarried for an evening, or its forenoon.
Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Doğrusu Semud (halkı) Rab'lerine karşı geldi; Semud yok olup gitti.as if they never dwelt there: 'Surely Thamood disbelieved in their Lord, so away with Thamood!'
Sanki orada hiç yaşamamışlar, hiç oturmamışlardı.As though they had never lived at ease therein.
Şuayb'ı yalanlayanlar, yurtlarında sanki hiç yaşamamışlar gibi oldular, izleri bile kalmadı.Those who belied Shu'aib, became as if they had never dwelt there (in their homes).
Şuayb'ı yalanlayanlar sanki hiç orada yaşamamışlar gibi yok oldular.Those who belied Shu'aib, became as if they had never dwelt there (in their homes).
Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Bilin ki, Semud milleti Rabbini inkar etmişti.As if they had never prospered therein.
Broz: En önemli öğüdü, çalışarak ve dürüstçe yaşamamız yönündeydi.Broz: The ultimate advice was to live by your work and honesty.
“Oğlum onunla birlikte Toulon’a gidip orada yaşamamı istedi."My son asked me to go with him, to live there, in Toulon.
Barış ve uyum içinde birlikte yaşamamızın tek yolu bu.That's the only way that we can live together in peace and harmony.
Son Buzul Maksimum döneminde ise mağarada insan yaşamamıştır.[7]The hiatus in human occupation at Satsurblia coincides with the Last Glacial Maximum.[7]
Seni hatırlayan en son kişi de öldüğünde, hiç yaşamamış gibisindir.Sobald der Letzte, der sich an dich erinnert, stirbt, ist es so, als hättest du nie existiert.
Seni hatırlayan en son kişi de öldüğünde, hiç yaşamamışsın gibidir.Sobald der Letzte, der sich an dich erinnert, stirbt, ist es so, als hättest du nie existiert.
Güney Amerika ve Avustralya'da da hiçbir zaman yabani boynuzlugiller yaşamamıştır.In Südamerika und Australien gab es nie Hyänen.

İlgili Sayfalar