Köy halkının yüzde 70'i İstanbul'da yaşamaktadır.Près de 70 % d'entre eux résident à Bratislava.
1981'den beri Finlandiya'da yaşamakta ve çalışmaktadır.Il vit et travaille à Paris depuis 1981.
Türk toplumu yoğun olarak Londra'da yaşamaktadır.Le réseau travaillait en liaison étroite avec Londres.
Bu türün en yakın akrabası ise Orta Asya’da yaşamaktadır.Son plus proche parent est l'Éléphant d'Asie.
Linköping, İsveç doğumludur, şu an Stockholm'de yaşamaktadır.Linda Carlsson est née à Borlänge, en Suède, mais vit maintenant à Stockholm.
Kentte, savaş öncesinde 316 bin Alman sivil yaşamaktaydı.Fin octobre, on savait déjà que 316 000 Chinois étaient massés à la frontière.
Seninle yaşamaktan hoşlanıyorum.Me encanta vivir contigo.
Her zaman Tokyo'da yaşamaktadır.Él siempre ha vivido en Tokio.
Yaşamak için bir yer arıyor.Está buscando un lugar donde vivir.
Yalnız yaşamak istemiyorum.No quiero vivir solo.
Gerçekten Finlandiya'ya gitmek ve orada yaşamak isterim ama ilk olarak İsveççemi geliştirmem gerekecek.Tengo muchas ganas de irme a vivir a Finlandia, pero más me vale mejorar mi sueco primero.
Tom bir yıldan daha fazla Boston'da yaşamak istemiyor.Tom no quiere vivir en Boston por más de un año.
Bu şehirde yaşamak zordur.Es difícil vivir en esta ciudad.
insanlar çalışmak için yaşayacaklarına,yaşamak için çalışıyorlar.La gente trabajará para vivir, en lugar de vivir para trabajar.
Yaşamak için bir şeyim yok.No tengo nada por lo que vivir.
Tom Mary'nin Boston'da yaşamak istemiyeceğini düşündü.Tom pensó que Mary no querría vivir en Boston.
Tom Boston'da yaşamak istediğine karar verdi.Tom decidió que quería vivir en Boston.
Boston'da yaşamak istemiyorum.No quiero vivir en Boston.
Tom'un yaşamak için çok zamanı yok.Tom no tiene mucho tiempo de vida.
Tom üç yıl önce Japonya'ya geldi ve o zamandan beri burada yaşamaktadır..Tom vino a Japón hace tres años y desde entonces vive aquí.
Biz yaşamak için yeriz.Nosotros comemos para vivir.
O Londra'da yaşamaktadır.Vive en Londres.
Onun yaşamak için bir evi yoktu.No tenía una casa en la que vivir.
Arkadaşım bu evde yaşamaktadır.Mi amigo vive en esta casa.
Ne kadar süredir burada yaşamaktasın?¿Cuánto tiempo llevas viviendo aquí?
Onun yaşamak için fazla zamanı yok.No le queda mucho tiempo de vida.
Tom yaşamak istiyordu.Tom quería vivir.
Amerika'da yaşamak istiyorum.Quiero vivir en América.
Geçen yıldan beri Kobe'de yaşamaktayım.Vivo en Kobe desde el año pasado.
Herkes mutlu bir hayat yaşamak ister.Todo el mundo quiere vivir una vida feliz.
Yaşamak için çok daha uzun zamanı olmadığını biliyordu.Sabía que no le quedaba mucho tiempo de vida.
Şehirde yaşamak istiyor.Quiere vivir en la ciudad.
Şehirde yaşamak istemiyor.Él no quiere vivir en la ciudad.
Hokkaido'da yaşamak istedim ama yaşayamadım.Quería vivir en Hokkaido, pero no pude.
Hiç kimse ülkemde yaşamak istemiyor.Nadie quiere vivir en mi país.
Köyde yaşamak daha da zorlaşacak.Cada vez será más difícil vivir en el pueblo.
Evde, ailemle birlikte yaşamak istiyorum.Quiero vivir en casa con mi familia.
Yalnız yaşamaktan nefret ediyorum.Odio vivir solo.
Tom son birkaç yıldır Boston'da yaşamaktadır.Tom ha estado viviendo en Boston estos últimos años.
Çok yaşamak istiyorsan sigarayı bırak.Si quieres vivir mucho tiempo, deja de fumar.
Fransızca öğrenmenin en iyi yolu Fransızca konuşan bir ülkede yaşamaktır.La mejor forma de aprender francés es vivir en un país de habla francesa.
Almanya'da yaşamak istediğin doğru mu?¿Es verdad que quieres vivir en Alemania?
Kimse ülkemde yaşamak istemedi.Nadie quería vivir en mi país.
Yurt dışında yaşamaktan hiç rahatsızlık hissetmiyor musun?¿No sientes alguna molestia de vivir en el extranjero?
Yaşamak savaşmak demektir.Vivir significa luchar.
Boston'da yaşamak ister misiniz?¿Queréis vivir en Boston?
Boston yaşamak için iyi bir yer mi?¿Boston es un buen lugar para vivir?
Ben Brezilya'da yaşamak istiyorum.Quiero vivir en Brasil.
Burada yaşamak istediğimden emin değilim.No estoy seguro de querer vivir aquí.
Bu ülkede yaşamak hoşuma gidiyor.Me gusta vivir en este país.
Susuz yaşamak imkansızdır.Es imposible vivir sin agua.
Yaşamak için yiyecek, giyecek ve bir eve ihtiyacımız var.Necesitamos comida, ropa y una casa para vivir.
Yaşamak tehlikelidir.Es peligroso vivir.
Burada yaşamak istemiyorum.No quiero vivir aquí.
Hayatta kalmak değil, yaşamak istiyoruz.No queremos seguir vivos, queremos vivir.
Tom bu ülkede yaşamak istiyor.Tom quiere vivir en este país.
Sevgisiz bir dünyada yaşamak istemem.No quiero vivir en un mundo sin amor.
Ortalama olarak, Şikago'da her evde iki kişi yaşamaktadır.En promedio, viven dos personas en cada casa de Chicago.
Şu anda her iki takma isimle de yazmaya devam etmekte ve Tacoma, Washington'da yaşamaktadır.Hoy en día publica con los dos nombres y vive en Tacoma, Washington.
Shinsoo batı krallığıyla anlaşmazlıklar yaşamaktadır ve ticaret yolu tehlikelerle dolu olabilir.Shinsoo tiene conflictos con el imperio occidental y la ruta de comercio puede ser peligrosa.