Ana içeriğe geç
Sözlük

yasama ile cümle

yasama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Mikronezya Federal Devletleri'ndeki Yap Eyaletinde bir yasama bölgesi oluşturur.It forms a legislative district in Yap State in the Federated States of Micronesia.
Hawken, sivil haklar hareketinde aktiftir.[1] San Francisco Körfez Bölgesi'nde yaşamaktadır.Hawken was active in the civil rights movement.[4] He currently lives in the San Francisco Bay Area.
Boer'lar iç kesimlerde yaşamaktaydılar, bu yüzden dış yardıma erişimleri yoktu.The Boers were landlocked and did not have access to outside help.
Yaptığı şeyle yaşamak zorunda.She has to live with it ...
Myrna Wooders, bitkileriyle birlikte Nashville, Tennessee'de yaşamaktadır.Myrna Wooders lives in Nashville, Tennessee, with her plants.
2013 yılında tahminen 385 milyon çocuk günde 1.90 ABD dolarının altında bir gelirle yaşamaktaydı.In 2013, an estimated 385 million children lived on less than US$1.90 per day.
Oğlu Mark ve kızları Cheyenne ve Nya ile birlikte Kaliforniya'da yaşamaktadır.[1]They live with son Mark and daughters Cheyenne and Nya in California.[1]
Yasama başkentini Colombo'dan Sri Jayawardanapura Kotte'ye taşıdı.He moved the legislative capital from Colombo to Sri Jayawardanapura Kotte.
Yeni babaların da doğum sonrası hüznü yaşayıp yaşamadığına dair literatür eksiktir.Literature is lacking on whether new fathers also experience postpartum blues.
Suriye'nin yasama organı tek kamaralı "Halk Meclisi"dir.Syria's legislative branch is the unicameral People's Council.
Osmanlı yönetimi barış içinde bir arada yaşamayı sağlayan bir sistem izlemiştir.Ottoman administration followed a system that led to peaceful coexistence.
2019 yılı itibarıyla, ülkedeki 25.000 Süryani'nin tahmini 18.000'i İstanbul'da yaşamaktadır.[1]As of 2019, an estimated 18,000 of the country's 25,000 Assyrians live in Istanbul.[5]
Çoğunlukla Suriye'nin üç vilayetinde yaşamaktadırlar: Hama, Humus ve Kuneytire.[2]They live mostly in three Syrian governorates: Hama, Homs, and Quneitra.[2]
Halep'te binlerce Türkmen Alevi yaşamaktadır, ancak bunların birçoğu Türkiye'ye kaçtı.[2]Thousands of Turkmen Alevis are living in Aleppo, though many of them fled to Turkey.[16]
Siyasi birlik, yasama birliği ya da devlet birliği olarak da adlandırılabilir.[2]A political union may also be called a legislative union or state union.[3]
Tam bir yasama birliği ile federasyon arasındaki farkı dile getirmiştir.He articulated the difference between a full legislative union and a federation.
Federal ve yasama olmak üzere iki tür birlik önerildi.Two kinds of union have been proposed – federal and legislative.
Yasama seçimleri Endonezya tarihinde 13. seçim olacak.The legislative election will be the 13th in Indonesian history.
Chen Gongbo, Yasama Yuanı başkanı.Chen Gongbo, Head of the Legislative Yuan.
Birçok şehir, nadir, büyük bir levha içi depremin sismik riskiyle yaşamaktadır.Many cities live with the seismic risk of a rare, large intraplate earthquake.
Kral tarafından atanıyorlardı ve yasama onayına tabi değillerdi.They were appointed by the King and were not subject to legislative confirmation.
Mykhailo Urytskyi Kiev'de yaşamakta ve çalışmaktadır.Mykhailo Urytskyi lives and works in Kyiv.
Maria Torok, 1947'de Macaristan'dan kaçarak Paris'te yaşamaya başladı.Maria Torok fled from Hungary in 1947 and came to live in Paris.
2004'ten beri tekrar İngiltere'de yaşamaya başlamıştır.Since 2004 she has again been living in the UK.
Nuyen şu an Beverly Hills'de yaşamaktadır. [1]She resides in Beverly Hills.[1]
Salim Ghazal, Melkite Piskoposu ve Lübnan'da Birlikte Yaşama Şampiyonu, Komutan - 2011.Salim Ghazal, Melkite Bishop and Champion of Co-Existence in Lebanon, Commander – 2011.
Rüzgârüstü Adaları'nın ne ortak bir yasama organı, yasaları, geliri ne de tarifesi vardı.The Windward Islands had neither legislature, laws, revenue nor tariff in common.
Karaimler, bin yıldan fazla bir süredir Konstantinopolis'te (günümüz İstanbul'u) yaşamaktadır.Karaites have lived in Constantinople (modern-day Istanbul) for more than a thousand years.
Yasama Meclisi ilk kez Kasım 1871'de Levuka'da toplandı.The Legislative Assembly met for the first time in Levuka in November 1871.
O Londra'da yaşamaktadır.Sie lebt in London.
Bu küçük gelirle yaşamak benim için zor.Es ist schwer für mich, mit meinem kleinen Einkommen zu leben.
İnsan yemek için yaşamaz, tam tersi yaşamak için yer.Der Mensch lebt nicht, um zu essen, sondern er isst, um zu leben.
Yalnız yaşamaya dayanamıyorum.Ich kann es nicht ertragen, alleine zu leben.
Tom Boston'da yaşamak istemiyor.Tom will nicht in Boston leben.
Tom, hiç Boston'da yaşamadı.Tom lebte nie in Boston.
Burada yaşamak istiyorum.Ich will hier leben.
Tom yaşamak istiyor.Tom will leben.
Ben gençliğimi yaşamalıyım.Ich muss meine Jugend leben.
Japonya'da yaşamak pahalı.Es ist teuer, in Japan zu leben.
Gerçekten sonsuza kadar yaşamak istiyor musun?Willst du wirklich ewig leben?
Ben, İzlanda'da yaşamak istiyorum.Ich möchte auf Island leben.
Anlamsız hain bir yaşama azıcık anlam katmak istedim.Ich wollte diesem bedeutungslosen und gemeinen Leben einen Sinn geben.
Şehirde yaşamak şehir dışında yaşamaktan tamamen farklı bir şeydir.In der Stadt zu leben, ist etwas gänzlich anderes, als auf dem Lande zu wohnen.
Ben artık bu ülkede yaşamak istemiyorum.Ich will nicht mehr in diesem Land leben.
Bu şekilde yaşamak size yakışmıyor.Auf diese Art zu leben passt gar nicht zu Ihnen.
Tom artık burada yaşamak istemiyor.Tom möchte nicht länger hier leben.
Senin kurallarına göre yaşamak istemiyorum.Ich will nicht nach deinen Regeln leben.
Gözlerden uzak bir yerde yaşamak istiyorum.Ich möchte an einem abgeschiedenen Ort leben.
Yaşamın güçlükleri üzerimizden sadece kısacık anlar için kalkar. Bu anlarda hayatı yaşamaya bakmalıyız.Die Schwere des Lebens hebt sich eigentlich nur in Augenblicken von uns. Für diese Augenblicke muss man leben.
Biz yaşamak istiyoruz.Wir wollen leben.
Ben yaşamaya gidiyorum! Benimle geliyor musun?Ich geh' leben! Kommst du mit mir?
Boston'da hiç yaşamadım.Ich habe noch nie in Boston gewohnt.
Yaşamak özlemsiz, özlem sevgisiz ve sevgi sensiz olmaz!Leben geht nicht ohne Sehnsucht, Sehnsucht nicht ohne Liebe und Liebe nicht ohne dich!
Hayatın çılgınlığı, ileriye doğru yaşamak ve geriye doğru anlamaktır!Das Verrückte am Leben ist, dass man es vorwärts lebt und rückwärts versteht.
Bazı insanlar yemek yemek için yaşarlar. Bazı insanlar ise yaşamak için yerler.Manche Menschen leben, um zu essen. Andere hingegen essen, um zu leben.
Sadece para uğruna mücadele eden, hayatında yaşamaya değer bir şeye sahip değildir.Wer nur fürs Geld kämpft, hat nichts, wofür es sich zu leben lohnt.
Bilir misin ne zordur severek yaşamak.Weißt du, wie schwer es ist, verliebt zu leben?
Seni hatırlayan en son kişi de öldüğünde, hiç yaşamamış gibisindir.Sobald der Letzte, der sich an dich erinnert, stirbt, ist es so, als hättest du nie existiert.
Seni hatırlayan en son kişi de öldüğünde, hiç yaşamamışsın gibidir.Sobald der Letzte, der sich an dich erinnert, stirbt, ist es so, als hättest du nie existiert.
Tek başıma bir adada yaşamak zorunda kalsaydım,çok mutsuz olurdum.Wenn ich allein auf einer Insel leben müsste, wäre ich sehr unglücklich.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod