Ana içeriğe geç
Sözlük

yasama ile cümle

yasama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Artık burada yaşamayı göze alamıyorum.I can't afford to live here anymore.
Her zaman yurt dışında yaşamayı hayal ettim.I've always dreamed of living abroad.
Boston'da yaşamak ister misin?Do you want to live in Boston?
Onunla herhangi bir sorun yaşamadım.I've had no problems with him.
Seninle yaşamak kolay değil.Living with you isn't easy.
Onlarla yaşamak kolay değil.Living with them isn't easy.
Onunla yaşamak kolay değil.Living with him isn't easy.
Onlarla yaşamayı seviyorum.I like living with them.
Onunla yaşamayı seviyorum.I like living with him.
Onların yaşamasını istiyorum.I want them to live.
Onun yaşamasını istiyorum.I want him to live.
Onların yaşamasına izin vermeni istiyorum.I want you to let them live.
Onun yaşamasına izin vermeni istiyorum.I want you to let him live.
Tom arkadaşlarına yaşamak için bir yer bulmalarına yardım etti.Tom helped his friends find a place to live.
Dan Meksika'da yaşamak istiyordu.Dan wanted to live in Mexico.
Bu kararından pişmanlık yaşamayacaksın.You're going to live to regret this decision.
Benim çatımın altında yaşamadığın sürece!Not as long as you live under my roof!
Dan Linda ile bile yaşamadı.Dan didn't even live with Linda.
Dan, Londra'da bile yaşamadı.Dan didn't even live in London.
Hava olmadan yaşamak mümkün değildir.It is not possible to live without air.
Dan sonsuza dek Londra'da yaşamayı düşünüyor.Dan is considering living in London forever.
Ebeveynlerinle birlikte yaşamayı sevmiyorsun, değil mi?You don't like living with your parents, do you?
Tom yıllardır Boston'da yaşamadı.Tom hasn't lived in Boston for many years.
Bizimle yaşamak ister misin?Would you like to live with us?
Burada bizimle yaşamak ister misin?Do you want to live here with us?
Tom tek başına yaşamayı umursamadı.Tom didn't mind living by himself.
Tom yalnız yaşamaktan rahatsız değildi.Tom didn't mind living by himself.
Burada yaşamayı seviyor musun?Do you like living here?
Burada yaşamaya nasıl katlanabilirsin?How can you stand living here?
Erkek kardeşinle yaşamayı nasıl buluyorsun?How do you like living with your brother?
Nasıl, erkek kardeşinle yaşamak hoşuna gidiyor mu?How do you like living with your brother?
Dan Linda ile Glasgov'da yaşamak için Londra'daki iyi bir işi bıraktı.Dan left a good job in London to live with Linda in Glasgow.
Tom Boston'un yaşamak için güzel bir yer olduğunu söyledi.Tom said Boston is a nice place to live.
Seninle yaşamak sadece imkansız!It's just impossible to live with you!
Başkaları ile hoşnutsuzluk içinde yaşamaktansa dünya malından vazgeçmek daha iyi.Better to give up possessions than to live in discontent with others.
Avustralya'da yaşamak nasıldı?What was it like living in Australia?
Hindistan'da yaşamak istiyorum.I want to live in India.
Biz Bostan da yaşamak istemiyoruz.We do not live in Boston.
Ben uzaylı yaşama inanmam.I don't believe in alien life.
Ben yaşamak için çalışırım ama çalışmak için yaşamam.I work to live, but I don't live to work.
Büyük bir şehirde yaşamak istemiyorum.I don't want to live in a big city.
Ben yaşama ilgimi kaybettim.I've lost my interest in living.
Artık yaşamak istemiyorum.I don't want to live anymore.
Yaşamaya çalışıyorum.I am trying to live.
Elli yıl daha ot gibi yaşamaktansa şimdi ölmeyi tercih ederim.I'd rather die now than vegetate for fifty more years.
Su olmadan ve oksijen olmadan yaşamak olanaksızdır.It is impossible to live without water and without oxygen.
Yaşamayı sürdürmek için onu her gün yapmak zorundayım.I have to do that every day to keep living.
Yaşamak için sadece bir yol vardır.There's only one way to live.
İnsanlar hayatı anlamak için değil, yaşamak için yaratılmıştır.Human beings are not made to understand life, but to live it.
O sıralarda adada hiç kimse yaşamadı.At that time nobody lived on the island.
Bütün kinleri unut ve özgürce yaşamaya başla.Forget all grudges and begin living freely.
Sentinel yerlileri insanlar Hint Okyanusu'nda bir adada yaşamaktadır.The Sentinelese people live on an island in the Indian Ocean.
Haklısın. Yaşamaya devam etmek zorundayım.You're right. I have to go on living.
Biz daha önce asla bu sorunu yaşamadık.We've never had this problem before.
Çadırda yaşamayı severim.I love camping out.
Muhtemelen ölünceye kadar yaşamak için yeterli paraya sahipsin.You probably have enough money to live till you die.
Boston ziyaret etmek için harika bir yerdir ama orada yaşamak istemem.Boston is a great place to visit, but I wouldn't want to live there.
Doktor acı ile yaşamayı öğrenmem gerektiğini söyledi.The doctor said I needed to learn to live with the pain.
Tom'un artık Boston'da yaşamadığına oldukça eminim.I'm pretty sure that Tom doesn't live in Boston anymore.
Daha iyi bir mahallede yaşamak istiyorum.I'd like to live in a better neighborhood.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod