Şu andan itibaren üç yıl boyunca nerede yaşamayı istersin?Where would you like to be living three years from now?
Tom'un artık Boston'da yaşamadığını söylediğini düşündüm.I thought you said Tom didn't live in Boston anymore.
Senin yaşaman için bir yer bulmakta herhangi bir sorunun olmayacaktır.You won't have any trouble finding a place to live.
Tom artık Boston'da yaşamak istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to live in Boston anymore.
Elektriksiz yaşamaya alışık değilim.I'm unaccustomed to living without electricity.
Tom Boston'da yaşamak istemeyeceğini söyledi.Tom said he wouldn't want to live in Boston.
Yaşamak için başka bir yer arayacağım.I'm going to look for another place to live.
Elektriksiz yaşamayı hayal bile edemiyorum.I can't imagine living without electricity.
Boston'da yaşamaktan zevk alacağımı sanmıyorum.I don't think I'd enjoy living in Boston.
Artık Tom'la hiç sorun yaşamayacaksın.You won't have any trouble with Tom now.
Biz Tom'un çok daha uzun yaşamasını beklemiyoruz.We don't expect Tom to live much longer.
Tom hapiste üç yıl yaşamaz.Tom won't survive three years in prison.
Sonunda burada yaşamaya alıştım.I've finally gotten used to living here.
Ben burada yaşamaya alışmaya başlıyorum.I'm starting to get used to living here.
Boston'da yaşamaya hâlâ alışkın değilm.I'm still not used to living in Boston.
Beni bulmakta herhangi bir sorun yaşamazsın.You won't have any trouble finding me.
Tom caddede yaşamak istemiyordu.Tom didn't want to live on the street.
Tom'un hâlâ Boston'da yaşayıp yaşamadığını merak ediyorum.I wonder if Tom still lives in Boston.
Tom'um bizimle yaşamak istediğinden eminim.I'm sure Tom wants to live with us.
Hâlâ yaşamak için bir yerin var.You've still got a place to live.
Buradan uzakta yaşamazdım.I used to live not far from here.
Tom bir çiftlikte yaşamak istiyordu.Tom wanted to live on a farm.
Burada yaşamayacağım.I'm not going to live here.
Burada yaşamak istemiyorum.I don't want to live here.
Böyle yaşamayacağım.I won't live like that.
Ben geniş bir şehirde yaşamayı isterim.I would like to live in a large city.
Gerektiğinde yalnız yaşamaya alışacaksın.You'll get used to living alone in a pinch.
O henüz kendi başına yaşamak için çok genç.He's too young to live by himself yet.
Seninle yaşamak istiyorum.I want to live with you.
Eğer müdahele etmeseydin hiç sorun yaşamazdık.If you hadn't interfered, we wouldn't have had any problems.
Tom anne babasıyla birlikte Boston'da yaşamak istiyordu.Tom wanted to live in Boston with his grandparents.
Sen her zaman senin Boston'da yaşamak istediğini söyledin.You always said you wanted to live in Boston.
Tom artık böyle yaşamak istemiyor.Tom doesn't want to live like this anymore.
Boston yaşamak istediğim yer türüdür.Boston is the kind of place I want to live.
Tom beklentilerimize göre yaşamadı.Tom didn't live up to our expectations.
Tom'la yaşamak kolay değil.Living with Tom isn't easy.
Avrupa'da yaşamak istiyorum.I'd like to live in Europe.
Çin'de yaşamak istiyorum.I'd like to live in China.
Tom bana o sorunu daha önce hiç yaşamadığını söyledi.Tom told me that he'd never had that problem before.
Tom'la kişisel olarak hiç problem yaşamadım.I've never had any problem with Tom personally.
Daha önce hiç bu tür sorunlar yaşamadım.I've never had these kinds of problems before.
Umarım bu problemi bir daha asla yaşamayacağım.I hope I'll never have that problem again.
Tom'un onu yaparken hiç problem yaşamaması gerek.Tom should have no problem doing that.
Asgari ücret yaşamak için yeterli değildir.The minimum wage is not enough to live on.
Benimki gibi bir hayat yaşamak manasız ve iç karartıcı.Living the kind of life that I live is senseless and depressing.
Tek yaşamayı sevmiyorum.I don't like living alone.
Gitmek ve Boston'da yaşamak istiyorum.I want to go and live in Boston.
Tom Boston'da kaldı ve ebeveynleriyle yaşamaya devam etti.Tom stayed in Boston and continued living with his parents.
Buraya yaşamaya geleli on yıldan fazla oldu.It's been more than ten years since we came to live here.
Shizuoka'ya yaşamaya geleli on yıl oldu.It's been ten years since I came to live in Shizuoka.
Buraya yaşamaya geleli on yıl oldu.It's been ten years since I came to live here.
Bir gün Roma'da yaşamak isterim.I'd like to live in Rome someday.
Yaşamak için ne korkunç bir dünya!What an awful world to live in!
Her gün güzelliği yaşamak için sanatçı olmana gerek yok.You don't need to be an artist in order to experience beauty every day.
“Yaşamak dünyadaki en nadir şeydir. Birçok insan sadece var olur, hepsi bu.”"To live is the rarest thing in the world. Most people exist, that is all."
Senin beklentilerine göre yaşamaya çalışacağım.I'll try to live up to your expectations.
Tom ebeveynlerinin beklentilerine göre yaşamak için çok çalıştı.Tom tried hard to live up to his parents' expectations.
Tom ebeveynlerinin beklentilerine göre asla yaşamayacak.Tom will never live up to his parents' expectations.
Yaşamanın maliyeti şiddetle artmıştır.The cost of living has increased drastically.
Yalanlar söyleyerek yaşamayı nasıl başardığını bilmiyorum.I do not know how she manages to live telling lies.