yasaklanmış ile cümle

yasaklanmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Peçe ise tamamen yasaklanmıştı.Мародерство было строго запрещено.
PCB üretimi 1970'lerde yüksek toksisite nedeniyle yasaklanmıştır.Производство ПХБ было запрещено в 1970-х годах из-за высокой токсичности большинства родственных ПХБ и смесей.
Hristiyanlık inancında dövme yasaklanmıştı.Проповедь христианства запрещена.
Para basmak yasaklanmıştır.Поступка за деньги запрещалась.
Bu kararnameyle Attik Delos Birliği üyelerinin gümüş para basması yasaklanmıştır.В то же время стимулирующие средства для данной возрастной группы запрещены.
İsrail vatandaşlarının Malezya İkinci Evim programına katılmaları yasaklanmıştır.يُمنع على مواطني إسرائيل من المشاركة في برنامج ماليزيا موطني الثاني.
Alibey Adası dışındaki tüm Ayvalık Adaları 1995 yılında millî park ilan edilmiş ve yerleşim yasaklanmıştır.وفي عام 1995 كانت جميع جزر أيفاليك عدا جزيرة ألبيي محظور الإعلان في المتنزه الوطني و حظر المستوطنات.
Yasaklanmış giysiler arasında niqab, ancak yüzü kapatmayan hicab veya ilgili giysiler yasak olmadı.ومن بين الملابس التي تم حظرها النقاب، ولكن ليس الحجاب أو الملابس التي لا تغطي الوجه كاملا.
Evlerde bile Türkçe konuşmak yasaklanmıştır.في البيت تحدثوا باللغة التركية.
Zira suret yazmak şeriatımızda memnudur (yasaklanmıştır)”.توافق القرآن واللغة في معنى نبوة ونبي ونتيجة لتدبرنا كتاب الله، وجدنا توافقا عجيبا بينهما.
1986’dan 1990 yılına kadar Türkiye’de kerevit avcılığı yasaklanmıştır.تم حظر لحم الكلاب في ألمانيا منذ عام 1986.
Ancak amacından sapıp hareketleri kısıtlanınca üretimi yasaklanmıştır.إذا دخلت ما على إن وأخواتها منعت عملها ما عدا : ليت فيجوز إهمالها أو العمل بها.
Film yayınlandıktan sonra iki yıl boyunca Almanya’da yasaklanmıştır.وظل الفيلم ممنوعا في بريطانيا مدة 27 عاما.
Tüm diğer siyasi partiler yasaklanmıştı.والأحزاب السياسية محظورة.
Başka partiler yasaklanmıştır.حزب محظور.
Ciddi ve düzeyli bir sohbet, neredeyse yasaklanmış gibiydi.كان صخمًا بسيط الشكل قليل الكلام متلعثم وكان عدوانيًا في الحديث ويكاد يكون بلا لباقة على الإطلاق.
Film, Avustralya'da 20 yıl yasaklanmıştır.O filme foi banido na Austrália por 20 anos.
Melanezyalıların iki güçten herhangi birinin vatandaşlığına girmesi ise yasaklanmıştı.Melanésios foram impedidos de adquirir a cidadania de qualquer poder.
Film, İran'da yasaklanmıştır.Este filme foi proibido no Irã desde então.
Bu kedinin avlanması Moğolistan haricindeki bütün ülkelerde yasaklanmış durumunda.Agora isso é proibido, exceto na Mongólia.
Ayrıca dövüş teknikleri çalışmaları da yasaklanmıştı.Também são ensinadas técnicas especiais de combate.
İşaret dili kullanılması yasaklanmış olduğundan sözel eğitim verildi.A língua de sinais era proibida.
Bununla birlikte bazı bölgelerde (Leipzig, Kopenhag, Milano gibi) kitap yasaklanmıştır.Isto resultou no banimento do livro em diversos lugares, como Leipzig e Copenhague.
Günümüzde bu gelenek yasaklanmıştır.A prática é atualmente proibida.
Nehirde balık avcılığı tamamen yasaklanmıştır.Na natureza, sua pesca é proibida.
Ancak yoğun fırtınadan dolayı çıkış yasaklanmıştır.Devido a uma forte tempestade são obrigados a abortar a missão.
Zira suret yazmak şeriatımızda memnudur (yasaklanmıştır)”.São incapazes de entender a nossa escrita."
Para basmak yasaklanmıştır.Bedelarij wordt verboden.
Birçok ülkede kullanımı tamamen yasaklanmıştır.Het gebruik ervan is in vele landen verboden.
Üreme dönemlerinde avlanmaları yasaklanmıştır.Het verbieden van jagen tijdens het broedseizoen.
Film o yıllarda Almanya ve İtalya'da yasaklanmıştı.De film werd opgenomen in Duitsland en Italië.
Yoğun yaya kalabalığı yüzünden bisiklete binmek yasaklanmıştır.Voor fietsen met spijkerbanden geldt geen verbod.
Film, Avustralya'da 20 yıl yasaklanmıştır.De film is in 20 dagen opgenomen in België.
Film neredeyse bütün İslam ülkeleri tarafından yasaklanmıştır.De film werd verboden in verscheidene islamitische landen.
Film, İran'da yasaklanmıştır.In Duitsland werd de film verboden..
Hristiyanlık inancında dövme yasaklanmıştı.Het in het openbaar belijden van het christelijk geloof werd verboden.
Zira suret yazmak şeriatımızda memnudur (yasaklanmıştır)”.De kennis daarvan ligt bij Ons in het Verborgen Boek."
Kanonik yasa bunu yasaklanmıştır.Het lied werd daarop verboden.
Gereksiz konuşma: Övünmek, gıybet, yalan söylemek vs. yasaklanmıştır.Slecht spreken: Opscheppen, roddel, liegen, enz. worden niet toegelaten.
Film birçok ülkede pornografik olduğu gerekçesi ile yasaklanmıştı.De film is ook in meerdere landen verboden, omdat het als kinderpornografie wordt beschouwd.
Film yayınlandıktan sonra iki yıl boyunca Almanya’da yasaklanmıştır.Daarna werd de film in Duitsland in twee jaar tijd al vier maal uitgezonden.
Zamanında böyle satış yasaklanmıştı."Deze was binnen geen tijd uitverkocht.
Öyle ki Çinli oyuncuların yer aldığı bu filmin gösterimi Çin'de yasaklanmıştır.Vertoning van de film in China werd echter verboden door de Chinese overheid.
Günümüzde bu gelenek yasaklanmıştır.In die vorm is het sinds kort door de EU verboden.
Ancak Çin tarafından kullanımı yasaklanmıştır.Deze zijn echter in China verboden.
Filmi, 1983 yılından sonra izlemek yasaklanmıştır.De film werd bij het uitkomen in 1932 verboden.
Filmin Rusya'da gösterimi 1994 yılına kadar yasaklanmıştı.De film was verboden in het Verenigd Koninkrijk tot het jaar 2000.
CITES listesinde de EK-I altında listelenerek ticareti yasaklanmıştır.De handel is volgens de CITES overeenkomt formeel verboden.
Tüm diğer siyasi partiler yasaklanmıştı.Wszystkie partie polityczne zostały zdelegalizowane.
Bu nedenle Japonya'da 1629 yılıa gelindiğinde kadınların sahneye çıkması yasaklanmıştır.Początki onnagata sięgają 1629 roku, gdy w Japonii został wprowadzony zakaz występowania kobiet w teatrze.
Ciddi ve düzeyli bir sohbet, neredeyse yasaklanmış gibiydi.Umiarkowana, legalna gałąź była określana jako trudowicy.
Peçe ise tamamen yasaklanmıştı.Wstęp na samą górę był surowo zabroniony.
Bu yürüyüş Saddam Hüseyin hükümeti döneminde yasaklanmıştı.Kult był również zakazany w czasie rządów Saddama Husajna.
Birçok ülkede kullanımı tamamen yasaklanmıştır.We wszystkich państwach posiadanie broni jest w jakiś sposób regulowane.
Aslında Çağatay Han döneminde İslam'ın dinî alışkanlıkları yasaklanmıştır.W czasach islamu większości tych praktyk zakazano.
Başka partiler yasaklanmıştır.W pozostałych jest to zabronione.
1928 yılında, avcılık Siedentopf çiftlikleri hariç, Ngorongoro Koruma Alanında yasaklanmıştır.W 1928 polowań zakazano na całym obszarze w obrębie krateru z wyjątkiem dawniejszych farm Siedentopf.
Bu maddenin gıda koruyucu katkı maddesi olarak kullanımı, bazı ülkelerde yasaklanmıştır.Jego użycie do celów spożywczych jest zakazane w niektórych krajach.
Önceleri, bir kanunla kapatılmaları yasaklanmıştır.W związku z tym prawnie zabronione jest atakowanie ich.
Bu geçici kanunla, iş bırakma yasaklanmıştır.Konstytucja zakazuje przymusowej pracy, praktyk tych nie stosowano.

İlgili Sayfalar