yasaklanmış ile cümle
yasaklanmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Butan'da 2005 yılından beri sigara içmek tamamen yasaklanmıştır.L'État du Bhoutan a complètement interdit de fumer en 2005.
Film, İran'da yasaklanmıştır.Ce film a été interdit en Iran.
Peçe ise tamamen yasaklanmıştı.C’était, tous le savaient, rigoureusement interdit.
Zina On Emir’de yasaklanmıştır.L'adultère était en effet interdit par les Dix Commandements.
Ancak Çin tarafından kullanımı yasaklanmıştır.En Chine toutefois, cette célébration est interdite.
Ayrıca siyasi faaliyette bulunması da yasaklanmıştır.De plus, toute participation à la vie politique est prohibée.
Tüm diğer siyasi partiler yasaklanmıştı.Tous les partis politiques sont interdits.
Zaman içinde her türlü ticareti yasaklanmıştır.Toute circulation y est alors définitivement interdite.
Gereksiz konuşma: Övünmek, gıybet, yalan söylemek vs. yasaklanmıştır.Frivolité: la vantardise, le mensonge, la calomnie ne sont pas autorisés.
Zira suret yazmak şeriatımızda memnudur (yasaklanmıştır)”.Les forfaitures qui nous appartiennent en propre y seront inscrites ».
Filmi, 1983 yılından sonra izlemek yasaklanmıştır.Le film, terminé en 1983, est interdit de visa pendant deux ans.
Masalda işlenen tema, yasaklanmış bir şeyi yapmanın cezasıdır.On a l'obligation morale de faire ce qui est interdit.
Bazı ülkelerde, kanun gereği dine hakaret yasaklanmıştır.Dans certains pays, la loi interdit l’intérêt.
Birçok ülkede ticari amaçla avlanması yasaklanmıştır.La chasse à la tortue à des fins commerciales y est interdite.
Başka partiler yasaklanmıştır.Tous les autres partis sont prohibés.
Belki de en önemlisi bebek oyuncaklarında pek çok türünün kullanılması 1999 yılından itibaren yasaklanmıştır.Depuis 1999, il est obligatoire de l'utiliser dans certains pesticides.
Bhutan'da bu süre içinde televizyon yasaklanmıştı ve Bhutan dünyada televizyonu yasaklayan tek ülkeydi.Le Bhoutan devient ainsi l'un des derniers pays à avoir accès à la télévision.
Ayrıca gösteriye yöre halkı dışında katılım yasaklanmıştır.En activité, ils sont naturellement interdits à la fréquentation du public.
Para basmak yasaklanmıştır.L'argent est banni.
Horoz dövüşü birçok ülkede yasaklanmıştır.Las peleas de gallos están prohibidas en muchos países.
1988 yılında Banks Yarımadası etrafında yaratılan deniz koruma alanında balık ağı ile avlanma yasaklanmıştır.En 1988 se creó una reserva en la Península de Banks, donde se prohíbe la pesca con redes.
Ancak Çin tarafından kullanımı yasaklanmıştır.China debería simplemente ser explotada.
Para basmak yasaklanmıştır.El dinero está prohibido.
Butan'da 2005 yılından beri sigara içmek tamamen yasaklanmıştır.A partir de diciembre de 2005 fue prohibido fumar en todos los trenes Asama.
Başka partiler yasaklanmıştır.Las exhibiciones están prohibidas.
Zamanında böyle satış yasaklanmıştı."En la actualidad este tipo de vendaje está prohibido.
Birçok ülkede ticari amaçla avlanması yasaklanmıştır.En algunos sectores de los pantanos está prohibida la caza.
Yasaklanmış Arkeoloji: İnsan Soyunun Gizli Tarihi.Arqueología: Guía del pasado humano.
Tüm diğer siyasi partiler yasaklanmıştı.Poco después, todas las actividades políticas fueron prohibidas.
Bhutan'da bu süre içinde televizyon yasaklanmıştı ve Bhutan dünyada televizyonu yasaklayan tek ülkeydi.Bután fue el último país en legalizar la TV.
Şarkı bu konusu yüzünden birçok ülkede yasaklanmıştır.La canción se ha prohibido en algunos países por su contenido sexual.
DDT kullanımı ABD'de 1972 yılından itibaren yasaklanmış ve cezaî müeyyideye tabi tutulmuştur.Desde 1972 su uso fue prohibido en Estados Unidos a causa de su toxicidad.
Kölelik hristiyanlar arasında yasaklanmıştı.No se permitía la esclavitud entre los indígenas.
Yoğun yaya kalabalığı yüzünden bisiklete binmek yasaklanmıştır.La circulación de bicicletas está estrictamente prohibida.
1928 yılında, avcılık Siedentopf çiftlikleri hariç, Ngorongoro Koruma Alanında yasaklanmıştır.Su situación se complicó cuando en 1975 se prohibió la agricultura en la Zona de Conservación de Ngorongoro.
Ve filmde de Karen, bu yasaklanmış ameli gerçekleştirmek için çok açık bir fırsata sahiptir."E Karen, nel film, ha l'opportunità di commettere l'atto proibito indirettamente".
Butan'da 2005 yılından beri sigara içmek tamamen yasaklanmıştır.Nello Stato del Bhutan, dal 2005, è in vigore una legge che impone il completo divieto di fumo.
Index Librorum Prohibitorum adlı yasaklanmış kitaplar listesi 1965 yılına dek geçerliliğini korumuştur.Non fu rimosso dall'Index librorum prohibitorum fino al 1900.
Çünkü bugünlerde ithalat yasaklanmıştı.In tali giorni è vietato digiunare.
Sovyetler Birliği devrinde milliyetçilik simgesi olan bu bayrak yasaklanmış idi.Durante il dominio sovietico questa bandiera venne vietata in quanto simbolo di nazionalismo.
Tüm diğer siyasi partiler yasaklanmıştı.Ogni attività religiosa fu proibita.
19. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti'nde belgesiz dişhekimliğinin yapılması yasaklanmıştır.Fin dalla metà del XIX secolo ai non-musulmani era vietato accedere all'area sacra.
Peçe ise tamamen yasaklanmıştı.Formalmente l'espatrio non era vietato in maniera assoluta.
Ayrıca Pokémon animesinin bazı bölümleri çeşitli sebeplerle yasaklanmıştır.La serie animata dei Pokémon è incorsa più volte in censure, per i motivi più vari.
Film, İran'da yasaklanmıştır.A tutt'oggi il film è proibito in Siria.
Hristiyanlık inancında dövme yasaklanmıştı.Ai cristiani venne riconosciuta la libertà di culto.
Federal Havacılık Kurulu tarafından uçuşları yasaklanmıştır.Ora ho anche una licenza della Federal Aviation Administration.
Sardana Franco diktatörlüğü döneminde yasaklanmıştı.В годы диктатуры Франко сардана была официально запрещена.
Bhutan'da bu süre içinde televizyon yasaklanmıştı ve Bhutan dünyada televizyonu yasaklayan tek ülkeydi.На протяжении длительного времени Бутан оставался единственной страной в мире, где было запрещено телевидение.
Tüm diğer siyasi partiler yasaklanmıştı.Все политические партии были запрещены.
Nehirde balık avcılığı tamamen yasaklanmıştır.Рыбалка в реке запрещена.
Butan'da 2005 yılından beri sigara içmek tamamen yasaklanmıştır.Начиная с 2005 года курение запрещено во всём зале.
Ayrıca siyasi faaliyette bulunması da yasaklanmıştır.Также им было запрещено заниматься политической деятельностью.
Türkiye'de 1925'te çıkarılan bir yasayla tekkeler kapatılmış, tarikat etkinlikleri de yasaklanmıştır.В 1925 году тарикат был распущен в Турции, а его деятельность запрещена.
Film, İran'da yasaklanmıştır.Мой фильм был запрещен в Египте.
Filmin Rusya'da gösterimi 1994 yılına kadar yasaklanmıştı.Фильм в 1994 году показан в России.
Birçok tartışmaya konu olan roman Amerika'daki bazı okullarda yasaklanmıştır.Роман изучается в некоторых школах и университетах в Нидерландах.
Yasayla Amerika Birleşik Devletleri’nde ırk ayrımcılığı yasaklanmıştır.Расовая дискриминация была запрещена законом.
Başka partiler yasaklanmıştır ve kurulmaları halinde illegal olarak görülürler.Командам запрещено попрошайничать в тех местах, где это незаконно.
Doğu Almanya'da ise şarkı resmi olarak yasaklanmıştır.В Австралии планируют полностью запретить солярии.