Ana içeriğe geç
Sözlük

yas ile cümle

yas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bu ünlü orkestra şefi New York'ta yaşıyor.This famous conductor lives in New York.
Biz boş eğlence için yaşamıyoruz.We do not live for idle amusement.
Yaşarken tanınmayan birçok büyük düşünür ölümden sonra ünlü oldu.Many great thinkers who were unknown while alive became famous after death.
Henüz İskoçya'da yaşamıyoruz.We don't live in Scotland yet.
Bu mektup yaşlı bayanadır.This letter is to the old woman.
O bir yasayı ihlal etti.He violated a law.
Hemen hemen tüm köpekler yaşıyor.Almost all dogs are alive.
Annem gözü yaşlı bana baktı.My mother looked at me with tears in her eyes.
Ben Hyogo Üniversitesi'nde kırk yaşındaki bir öğrenciyim.I'm a forty-year-old student at Hyogo University.
Ben kaç yaşındayım?How old am I?
Yasaklanmış kitaplar ücretsiz erişimine izin verilmeyen kitaplardır.Banned books are books to which free access is not permitted.
Para büyük bir sıkıntı: Ne onunla yaşayabilirsin ne de onsuz.Money is a big bother: you can live neither with it nor without it.
Biz yeni komşumuz ile sorun yaşıyoruz.We are having trouble with our new neighbor.
Bir tavşan gibi yüz yıl yaşamaktansa, bir kaplan gibi bir gün yaşa.Rather than live a hundred years as a rabbit, live one day as a tiger.
Sekiz yaşındayken Ekvador'a gittim.I went to Ecuador when I was eight years old.
İstediğimiz gibi değil, yaşayabildiğimiz gibi yaşarız.We live, not as we wish to, but as we can.
Ben Augusta Caddesi 337 numarada yaşıyorum.I live at 337 Augusta Street.
The Sacramento Chronicle sık sık o yaşlı avcı hakkında yazar.The Sacramento Chronicle writes frequently about that old trapper.
Şerif o yaşlı tuzakçıyı bilir.The sheriff knows that old trapper.
O yaşlı avcı, şerifi tanıyor.That old trapper knows the sheriff.
Şu yaşlı avcı Kaliforniya'da yaşadı.That old trapper lived in California.
Fremont ve Sutter, California'da yaşadılar.Fremont and Sutter lived in California.
Babamın yaptığı evde yaşıyorum.I live in the house my father built.
Yan dairede yaşayan kadın şu anda sosyal hizmetler için çalışıyor.The woman who lives next door is working for the Civil Service now.
Annem yaşı için genç görünür.My mother appears young for her age.
Şu evde kim yaşıyor?Who lives in that house?
Lajos, Szeged'te yaşamak istediğini söyledi.Lajos said that he wants to live in Szeged.
Lajos, üç yıl önce Szeged'de yaşamak istediğini söylemişti.Lajos said that three years ago he wanted to live in Szeged.
Biz sadece bir ekonomide değil, bir toplumda yaşıyoruz.We live in a society; not just in an economy.
Eski günlerde, kışın buz pateni yapmaya giderdik ama şimdi çok yaşlıyız.In the old days we would go ice skating in the winter, but now we are too old.
Bu, onların içinde yaşamış oldukları ev.That's the house they were living in.
Hangi evde yaşıyorsun?Which house are you staying in?
Yaşam maddenin kapsamlı organizasyonundan başka bir şey değil.Life is but a sophisticated way of organising matter.
Onlar, yaşlı adamın dükkanında gece gündüz çalıştılar.In the old man's store, they worked day and night.
Küçük kız Brezilya'da yaşadı.The little girl lived in Brazil.
Sevmek yaşamın özüdür.Loving is the essence of life.
Haklarımı savunmak istemeyen bir ülkede yaşamak istemiyorum.I don't want to live in a country that doesn't want to defend my rights.
İnsan yalnız ekmekle yaşamaz.Man does not live by bread alone.
İlk adetinizi hangi yaşta yaşadınız?At what age did you have your first period?
İlk adetinizi hangi yaşta gördünüz?At what age did you get your first period?
Yaşlılar, Usenet günlerinde internetin daha özgür olduğunu iddia edebilirler.Old-timers might argue the Internet was freest during the Usenet days.
O, onun iki katı kadar yaşlıdır.He is twice as old as she is.
Biz Puistokatu üzerinde yaşıyoruz.We live on Puistokatu.
O yaşlı kadın yalnız başına yaşıyor.That old woman lives by herself.
Küçük kız Brezilya'da yaşıyor.This little girl lives in Brazil.
Birkaç arkadaşı Kyoto'da yaşıyor.Few of her friends live in Kyoto.
Bir bankta oturan yaşlı bir adam var.There is an old man sitting on a bench.
Ona yakın yaşıyoruz.We live near her.
İnsan yalnız yaşamak için yaratılmadı.Man was not made to live alone.
Büyükbaba doksan altı yaşında olmaktan mutlu değil.Grandpa is not glad to be ninety-six.
Şu anda onlar Campinas'da yaşıyor.At present they're living in Campinas.
Biz yaşamımızdan tek bir sayfa yırtamayız ama kitabı ateşin içine atabiliriz.We cannot tear a single page from our life, but we can throw the book into the fire.
O, ona yaşını söyledi.She told him her age.
O, ona nerede yaşadığımı bilip bilmediğini sordu.She asked him if he knew where I lived.
O ona nerede yaşadığını sordu fakat o söylemeyecek kadar çok akıllıydı.She asked him where he lived, but he was too smart to tell her.
O onunla birlikte yaşamaz.She doesn't live with him.
Onun nerede yaşadığını öğrenmek için onu eve kadar izledi.She followed him home to find out where he lived.
O, bütün hayatı boyunca onunla birlikte yaşadı.She lived with him all her life.
O, küçük bir apartmanda onunla birlikte yaşar.She lives with him in a small apartment.
Onunla birlikte yaşar.She lives with him.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod