Ana içeriğe geç
Sözlük

yas ile cümle

yas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Yaşa ve yaşat.Live and let live.
Sazan ve alabalık gibi balıklar tatlı suda yaşar.Such fishes as carp and trout live in fresh water.
Bir devlet okulunda dinsel eğitim yasaklandı.Religious education is prohibited at a public school.
Çok şükür, oğlum yeni okulundaki yaşama çabucak uyum sağladı.Fortunately, my son quickly adjusted to life in his new school.
Ben Hiroşima'lıyım fakat şimdi Tokyo'da yaşıyorum.I am from Hiroshima, but now I live in Tokyo.
İnsanlar genelde banliyölerde rahatça yaşamaktadır.People often live comfortably in the suburbs.
Onun yüksek maaşı onun konfor içinde yaşamasını sağladı.His high salary enabled him to live in comfort.
Onun ilerlemiş yaşı onun bir iş bulmasını engelliyor.His advanced age prevents him from getting a job.
ABD'de ateşli silah satışı üzerine birkaç yasal sınırlama vardır.There are few legal constraints on the sale of firearms in the U.S.
Kral ve ailesi kraliyet sarayında yaşar.The king and his family live in the royal palace.
Onun şimdi uğruna yaşamak için hiçbir şeyi yok.Now he has nothing to live for.
Bu ayın sonunda on yıldır burada yaşıyor olacağız.We will have lived here for ten years at the end of this month.
Bu hafta üç günlük bir hafta sonu yaşıyoruz.We're having a three-day weekend this week.
Bugünlerde gittikçe daha fazla insan kır yaşantısını şehir yaşantısına tercih ediyorlar.Nowadays more and more people prefer country life to city life.
Bugünkü dünya rahat yaşamını petrole borçludur.The present world owes its convenient life to petroleum.
Bugün şimdiye kadar yaşadığım en soğuk gündür.Today's the coldest day we've ever had.
Bugün elektrik olmadan iyi bir yaşam süremeyiz.Without electricity we can't live a good life today.
Bu otuz yıl içinde yaşadığımız en sıcak yaz mevsimi.This is the hottest summer that we have had in thirty years.
Biz bu sonbaharda birkaç tayfun yaşadık.We have had few typhoons this autumn.
Bunun bizim yirmi yıl içerisinde yaşadığımız en soğuk kış olduğunu duydum.This is the coldest winter we have had in twenty years, I hear.
Bu, otuz yıl içerisinde yaşadığımız en soğuk kıştır.This is the coldest winter that we have had in thirty years.
Bu yıl çok sayıda kolera vakası yaşandı.There have been many cases of cholera this year.
Yasa şimdi kadınların erkeklerle eşit şartlarda istihdam edilmesini gerektiriyor.The law now requires women to be employed on equal terms with men.
25 ve 54 yaşları arasındaki erkekler ve kadınlar en stresli yaşamlara sahiptir.Men and women between the ages of 25 and 54 have the most stressful lives.
En yakın istasyondan millerce uzakta yaşıyorum.I live miles away from the nearest station.
Bugünlerde birçok yaşlı insan kendi başına yaşıyor.These days many old people live by themselves.
Son zamanlarda sıkça depremler yaşamamız beni korkutuyor.It scares me that we have frequently had earthquakes lately.
Karılar genellikle kocalardan daha uzun yaşarlar.Wives usually outlive husbands.
Dün onun evini bulmada biraz sorun yaşadım.I had some trouble finding her house yesterday.
Dün bir fırtına yaşadık.We had a storm yesterday.
Dün gece bir deprem yaşadık.We had an earthquake last night.
Sapparo'da yaşayan erkek kardeşime bir mektup göndereceğim.I will send a letter to my brother who lives in Sapporo.
Cinayet yasalara aykırı.Murder is against the law.
Üç yaşın altındaki çocuklar ücretsiz kabul ediliyor.Children under three are admitted free of charge.
Bay Yamanaka, kendi yaşına göre genç görünüyor.Mr. Yamanaka looks young for his age.
Oksijensiz yaşayamazsınız.You can't live without oxygen.
Çocuklar kampa gittiğinde, ilkel bir şekilde yaşamanın tadını çıkarıyorlar.When the boys go camping, they enjoy living in a primitive way.
Bob bir çocuk olduğu için Boston'da yaşadı.As a child, Bob lived in Boston.
Yaşam için çocukların kitaplarını sergilemek istiyorum.I would like to illustrate children's books for a living.
Bir çocuk 13 ve 16 yaşları arasında hızla gelişir.A child develops rapidly between the ages of 13 and 16.
Çocuklar çok genç yaştan itibaren ritmik seslere cevap vermeyi öğrenirler.Children learn to respond to rhythmical sounds from a very young age.
Birçok öğrenci şehrin banliyölerinde yaşıyor.Many students live in the suburbs of the city.
On sekiz yaşındayken Tokyo'ya geldiğimden beri on yıl geçti.Ten years have passed since I came to Tokyo at the age of eighteen.
Yerinde olsam, onunla yaşamam.If I were you, I wouldn't live with him.
Yaşadığım eski evime ne oldu?What has become of my old house where I used to live?
Sana bahsettiğim kız Kyoto'da yaşıyor.The girl I told you about lives in Kyoto.
Yaşadığım yer senin sağlığın için çok yararlı.The place I live in is very good for your health.
Yaşadığım sürece hiçbir şey istemeyeceksin.You shall want for nothing as long as I live.
Ben yaşadığım sürece hiçbir şeyin eksikliğini hissetmeyeceksin.You shall want for nothing as long as I live.
Yaşadığım sürece size yardımcı olacağım.I'll help you as long as I live.
Yaşadığım sürece, hiçbir şey için istemeyeceksin.As long as I live, you shall want for nothing.
Yaşadığım sürece onu asla unutmayacağım.I'll never forget him as long as I live.
Yaşadığım sürece nezaketini asla unutmayacağım.I will never forget your kindness so long as I live.
Yaşadığım sürece, bir şey istemeyeceksin.So long as I live, you shall want for nothing.
Kelimeler yaşadığım korkuyu tarif edemez.Words cannot describe the horror I experienced.
Yaşamak için bitkilere ihtiyacımız var.We need plants in order to live.
İstediğimiz yerde yaşama hakkımız var.We have a right to live wherever we want to.
Okulumuz seksen yaşında.Our school is 80 years old.
Öğretmenimiz yaşına göre genç görünüyor.Our teacher looks young for her age.
Bizim yaşlarda fark önemli değildir.The difference in our ages is not significant.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod