Ana içeriğe geç
Sözlük

yas ile cümle

yas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Bir çekirge ve bir hayli karınca bir tarlada yaşadı.A grasshopper and many ants lived in a field.
Amerika'da günde bir dolarla yaşayabileceğini düşünüyor musun?Do you think you can live on a dollar a day in America?
Yaşlı bir kadın cadde boyunca topalladı.An old woman limped along the street.
Bir aydan daha fazla bir süre Nagoya'da yaşadım.I lived for more than a month in Nagoya.
Ben 19 yaşındayım.I am 19 years old.
On dokuz yaşındayım.I am 19 years old.
19 yaşındayım.I am 19 years old.
1955'te kanseri nüksetti ve 1956'da 42 yaşında öldü.In 1955, the cancer returned and she died in 1956 at the age of 42.
18 yaşın altındaki çocuklar içeri alınmazlar.Children under 18 are not admitted.
Giriş 18 yaş üstü olanlara sınırlandırılmıştır.Entrance is restricted to those above 18.
18 yaşından büyük insanlar araba kullanabilir.People above 18 may drive.
On sekiz yaşın üstündeki biri yetişkin olarak sayılır.Anyone over eighteen years of age counts as an adult.
On sekiz yaşın altındaki insanların alkollü içki satın almamaları gerekiyor.People under eighteen aren't supposed to buy alcoholic drinks.
On sekiz yaşındayken araba kullanmayı öğrendim ve ehliyet aldım.I learned to drive a car and got a driver's license when I was eighteen.
Artık 18 yaşındasın, böyle bir şey yapmamalısın.Now that you are 18 years old, you should not do such a thing.
O, on sekiz yaşında kabul edilebilse, orduya katılır.If he could pass for eighteen years old, he'd join the army.
On yedi yaşında bir delikanlı genelde babası boyundadır.A boy of seventeen is often as tall as his father.
On yedi yaşında bir delikanlı genelde babası kadar uzundur.A boy of seventeen is often as tall as his father.
16 yaş ve altındaki çocuklar tiyatroya kabul edilmeyecek.Children of age sixteen and under will not be admitted to the theatre.
İlk kez on altı yaşındayken tenis oynadım.When I was sixteen, I played tennis for the first time.
On beş yaşındayken kendime ait bir odam vardı.When I was fifteen, I got a room of my own.
150 yaşına kadar yaşamak neredeyse imkansız mı?Is it next to impossible to live to be 150?
On üç yaşındayken, evden kaçtı.When she was thirteen, she ran away from home.
Genellikle 13 ila 19 yaşlarındaki çocuklar için olduğu gibi, o aşık oldu.As is often the case with 13 to 19 year olds, she fell in love.
On iki yaşındayken nehri yüzerek geçebiliyordum.I could swim across the river when I was twelve.
On iki yıl bir köpek için yaşlıdır.Twelve years is old for a dog.
O, on iki yaşındayken sesi kırıldı.His voice broke when he was twelve.
On kadar kişi bu küçük evde yaşıyor.As many as ten people live in this small house.
On yaşındaki bir çocuk için o çok akıllıdır.He is very clever for a boy of ten.
Ben on yaşından önce bir aslan görmemiştim.I had not seen a lion before I was ten years old.
Az sayıda kişi yüz yaşına kadar yaşar.Few people live to be one hundred years old.
“O kaç yaşında?” “On iki yaşında.”"How old is she?" "She is twelve years old."
Chizuko "Bir turna kuşu bin yıl yaşayabilir" dedi.Chizuko said, "A crane is supposed to live for one thousand years."
"Nerede yaşıyorsunuz?" "Tokyo'da yaşıyorum.""Where do you live?" "I live in Tokyo."
"Nerede yaşıyorsun?" "Tokyo'da yaşıyorum.""Where do you live?" "I live in Tokyo."
Günlük yaşantından memnun musun?Are you satisfied with your daily life?
Yakında büyük bir şehirde yaşamaya alışacaksın.You will soon be used to living in a big city.
O seni öldürmek ya da yaşamana izin vermek bana kalmış!It's up to me whether I kill you or let you live!
Sensiz yaşayamam.I can't live without you.
Erkek kardeşim yıllardır Londra'da yaşıyor.My brother has been living in London for many years.
Erkek kardeşim benden iki yaş büyük ve üç santimetre daha kısa.My brother is two years older than I, but he is three centimeters shorter.
Ağabeyim benden iki yaş büyüktür.My brother is two years older than I am.
Polis yaşlı adamdan şüpheleniyor.The police are suspicious of the old man.
Polis yasadışı parkta sıkı önleme başladı.The police began a crackdown on illegal parking.
Polis suçlunun nerede yaşadığını ortaya çıkardı.The police found out where the criminal lived.
Balina denizde yaşayan çok büyük bir memelidir.The whale is a very large mammal which lives in the sea.
Evlilik yaşam şekilleri çok değişiyor.Patterns of married life are changing a lot.
Ay yaşamak için iyi bir yer değil.The moon is not a good place to live on.
Sen yaşına bakılmaksızın bir fiziksel uygunluk testi için başvuruda bulunabilirsin.You can apply for a physical fitness test regardless of your age.
İyi sağlığı onun yetmiş beş yaşına kadar çalışmasına olanak sağladı.His good health enabled him to work till the age of seventy-five.
Gözün ulaşabileceği kadarıyla yaşam belirtisi yoktu.As far as the eye could reach, there was no sign of life.
Kendinizi toparlamalısınız ve yaşama cesaretle katlanmalısınız.You must pull yourself together and face up to life.
Şu anda altmış beş yaşının üstünde 31 milyon civarında Amerikalı var.At present there are about 31 million Americans over the age of sixty-five.
Şimdi nerede yaşıyorsun?Where do you live now?
Biz modern yaşamımızı elektriğe borçluyuz.We owe our modern life to electricity.
Biz atom çağında yaşıyoruz.We live in the atomic age.
Kendisi yaşamış en cesur askerdir.He is the bravest soldier that ever lived.
O, şimdiye kadar yaşamış en cesur askerdir.He is the bravest soldier that ever lived.
Yetim iki kızkardeşiyle beş yaşındayken karşılaştı.The orphan met up with his two sisters when he was five years old.
Bir yetim olan babam on yaşında para kazanmaya başlamak zorunda kalmıştı.Being an orphan, my father had to start earning money at ten.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod