yargılama ile cümle

yargılama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Siz insan gözüyle yargılıyorsunuz. Ben kimseyi yargılamam.Voi giudicate secondo la carne; io non giudico nessuno
Siz insan gözüyle yargılıyorsunuz. Ben kimseyi yargılamam.Voi judecaţi după înfăţişare; Eu nu judec pe nimeni.
Siz insan gözüyle yargılıyorsunuz. Ben kimseyi yargılamam.Vós julgais segundo a carne; eu a ninguém julgo.
Siz insan gözüyle yargılıyorsunuz. Ben kimseyi yargılamam.Vosotros juzgáis según la carne, pero yo no juzgo a nadie
Siz insan gözüyle yargılıyorsunuz. Ben kimseyi yargılamam.Vous jugez selon la chair; moi, je ne juge personne.
Siz insan gözüyle yargılıyorsunuz. Ben kimseyi yargılamam.Vy podle těla soudíte, já nesoudím žádného.
Siz insan gözüyle yargılıyorsunuz. Ben kimseyi yargılamam.Vy súdite podľa súdu tela; ja nesúdim nikoho.
Siz insan gözüyle yargılıyorsunuz. Ben kimseyi yargılamam.Wy według ciała sądzicie; ale ja nikogo nie sądzę.
Siz insan gözüyle yargılıyorsunuz. Ben kimseyi yargılamam.Σεις κατα την σαρκα κρινετε εγω δεν κρινω ουδενα.
Siz insan gözüyle yargılıyorsunuz. Ben kimseyi yargılamam.Ви по тілу судите; я не суджу нікого.
Siz insan gözüyle yargılıyorsunuz. Ben kimseyi yargılamam.Вы судите по плоти; Я не сужу никого.
Siz insan gözüyle yargılıyorsunuz. Ben kimseyi yargılamam.за грях, защото не вярвате в Мене;
Siz insan gözüyle yargılıyorsunuz. Ben kimseyi yargılamam.אתם לפי הבשר תשפטו ואני לא אשפט איש׃
Siz insan gözüyle yargılıyorsunuz. Ben kimseyi yargılamam.انتم حسب الجسد تدينون. اما انا فلست ادين احدا.
Siz insan gözüyle yargılıyorsunuz. Ben kimseyi yargılamam.你 們 是 以 外 貌 〔 原 文 作 憑 肉 身 〕 判 斷 人 . 我 卻 不 判 斷 人
Siz insan gözüyle yargılıyorsunuz. Ben kimseyi yargılamam.你 們是 以 外貌 〔 原文 作 憑 肉身 〕 判 斷人 . 我 卻 不 判斷人
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Aumenta el prejuicio de evaluación social, el miedo a esos prejuicios.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...De sociaal-evaluatieve oordelen verhogen de angst voor die sociaal-evaluatieve oordelen.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...De social-evaluative domme stiger, frygten for disse social-evaluative domme.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Die sozial einschätzenden Urteile nehmen zu, und die Angst vor diesen Urteilen.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Egyre több a szociális megítélés, és a félelem az ilyen fajta értékelő ítéletektől.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...I giudizi sociali aumentano, e anche la paura di questi giudizi.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Im więcej ocen społecznych, tym większy lęk przed nimi.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Judecata social-evaluativă crește, la fel și teama de acea judecată social-evaluativă.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...사회 평가 판단이 증가하면 할수록, 그 사회 평가 판단의 공포도 증가합니다
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...L'augmentation des jugements sociaux-évaluatifs, la crainte de ces jugements sociaux-évaluatifs.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Os juízos de avaliação social aumentam o medo desses juízos de avaliação social.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Penilaian sosial meningkat, kekhawatiran akan penilaian sosial meningkat.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Sociálně-hodnotící posouzení umocňuje strach z těchto sociálně-hodnotících posouzení.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Sociálno-hodnotiace úsudky vzrastajú, strach z týchto sociálno-hodnotiacich úsudkov.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Social utvärdering och bedömning ökar rädslan för social utvärdering och bedömning.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Sự đánh giá của xã hội làm tăng thêm nỗi lo sợ sự đánh giá đó.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Οι κρίσεις κοινωνικής αξιολόγησης αυξάνουν το φόβο του πώς θα κριθούμε.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Социално-изпитателните преценки се увеличават, страха от тези социално-изпитателни преценки.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...Чем больше общественных оценок, тем больший страх перед ними.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...השיפוטים החברתיים המעריכים גוברים, הפחד מפני השיפוטים האלה.
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...ففي مجتمع ليس متوازن نجد أن النظرة التقيمية الإجتماعية تتعاظم ، ويزداد الخوف من تلك النظرة التقيمية الإجتماعية
Sosyal-değerlendirici yargılamalar artıyor, bu sosyal-değerlendirici yargıların korkusu...増加するのです 興味深いことに
Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya Onun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.Boć nie posłał Bóg Syna swego na świat, aby sądził świat, ale aby świat był zbawiony przezeó.
Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya Onun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.Bog namreč ni poslal Sina svojega na svet, da bi svet sodil, marveč da se svet zveliča po njem.
Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya Onun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.Dio non ha mandato il Figlio nel mondo per giudicare il mondo, ma perché il mondo si salvi per mezzo di lui
Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya Onun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.Dumnezeu, în adevăr, n'a trimes pe Fiul Său în lume ca să judece lumea, ci ca lumea să fie mîntuită prin El.
Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya Onun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.for Gud sendte ikke sin Sønn til verden for å dømme verden, men forat verden skulde bli frelst ved ham.
Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya Onun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.하나님이 그 아들을 세상에 보내신 것은 세상을 심판하려 하심이 아니요 저로 말미암아 세상이 구원을 받게하려 하심이라
Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya Onun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.Lebo neposlal Bôh na svet svojho Syna, aby súdil svet, ale aby bol svet spasený skrze neho.
Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya Onun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.Neboť jest neposlal Bůh Syna svého na svět, aby odsoudil svět, ale aby spasen byl svět skrze něho.
Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya Onun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.Porque Dios no envió a su Hijo al mundo para condenar al mundo, sino para que el mundo sea salvo por él
Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya Onun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.Sebab Allah mengirim Anak-Nya bukan untuk menghakimi dunia ini, tetapi untuk menyelamatkannya
Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya Onun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.Thi Gud sendte ikke sin Søn til Verden, for at han skal dømme Verden, men for at Verden skal frelses ved ham.
Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya Onun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.Бо не післав Бог Сина свого на сьвіт, щоб осудив сьвіт, а щоб спас ся Ним сьвіт.
Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya Onun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.Ибо не послал Бог Сына Своего в мир, чтобы судить мир, но чтобы мир спасен был чрез Него.
Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya Onun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.כי האלהים לא שלח את בנו אל העולם לדין את העולם כי אם למען יושע בו העולם׃
Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya Onun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.لانه لم يرسل الله ابنه الى العالم ليدين العالم بل ليخلّص به العالم.
Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya Onun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.因 為 神 差 他 的 身 子 降 世 、 不 是 要 定 世 人 的 罪 、 〔 或 作 審 判 世 人 下 同 〕 乃 是 要 叫 世 人 因 他 得 救
Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya Onun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.因為 神差 他 的 身子 降世 、 不 是 要 定 世人 的 罪 、 〔 或 作審 判 世人 下同 〕 乃 是 要 叫 世人 因 他 得救
Tüzük, Yüksek Mahkeme’ye diğer davaveya takibat sınıflarıiçin yargılama yetkisi verebilir.(1)Szavazás esetén az Európai Tanács bármely tagja legfeljebb még egy másiktag képviseletében is eljárhat.
Tüzük, Yüksek Mahkeme’ye diğer davaveya takibat sınıflarıiçin yargılama yetkisi verebilir.Se pronunciará por mayoría simpleprevia consulta a la Comisión.
Tüzük, Yüksek Mahkeme’ye diğer davaveya takibat sınıflarıiçin yargılama yetkisi verebilir.Štatút môže stanoviť, že Vyšší súd môže maťjurisdikciu aj nad inými druhmi žalôb alebo konaní.
Tüzük, Yüksek Mahkeme’ye diğer davaveya takibat sınıflarıiçin yargılama yetkisi verebilir.Statutul poate prevedea că Tribunalul de Mare Instanţăeste competentpentru alte categorii de acţiuni.
Tüzük, Yüksek Mahkeme’ye diğer davaveya takibat sınıflarıiçin yargılama yetkisi verebilir.Zij onderhoudt daarnaast de wenselijk geachte betrekkingen met andere internationale organisaties.

İlgili Sayfalar