yargıç ile cümle

yargıç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Yargıç Forer kendisinde isteneni yaptı ve sonra yargıçlığı bıraktı.Sudkyna Forer spravila to, čo sa od nej požadovalo a potom opustila sudcovskú lavicu.
Yargıç Forer kendisinde isteneni yaptı ve sonra yargıçlığı bıraktı.Η δικαστίνα Φόρερ, έκανε αυτό που της ζητήθηκε κι έπειτα εγκατέλειψε την έδρα.
Yargıç Forer kendisinde isteneni yaptı ve sonra yargıçlığı bıraktı.Судья Форер сделала то, что от нее требовали, а затем она ушла в отставку.
Yargıç Forer kendisinde isteneni yaptı ve sonra yargıçlığı bıraktı.Съдия Форер направила това което се изисквало от нея, и напуснала мястото си на съдия в съда.
Yargıç Forer kendisinde isteneni yaptı ve sonra yargıçlığı bıraktı.כלומר הוא היה בחוץ ועבד בעבודה ודאג למשפחתו ואז היה עליו לחזור לכלא.
Yargıç Forer kendisinde isteneni yaptı ve sonra yargıçlığı bıraktı.لقد قامت القاضية فورير بما يتوجب عليها القيام به .. ومن ثم قدمت استقالتها
Yargıç Forer kendisinde isteneni yaptı ve sonra yargıçlığı bıraktı.やがて辞職しました マイケルは行方不明となりました
Yargıçlar arka ceplerinde. Bütün büyük medya şirketlerine de sahipler.Se pare ca nu.
Yargıçlar arka ceplerinde.Mereka telah tebiasa membayar para hakim dibelakang layar dengan dompet tebal mereka,
Yargıçlar arka ceplerinde.Държат съдиите в малкия си джоб.
Yargıçlar, Avrupa Adalet Divanı Başkanı’nı, üç yıllık bir dönem için kendi aralarındanseçerler.Az Európai Parlament évente egy ülésszakot tart.
Yargıçlar, Avrupa Adalet Divanı Başkanı’nı, üç yıllık bir dönem için kendi aralarındanseçerler.Judecătorii desemneazăpreşedintele Curţii Europene de Justiţie, din rândul lor, pe operioadăde trei ani.
Yargıçlar, Avrupa Adalet Divanı Başkanı’nı, üç yıllık bir dönem için kendi aralarındanseçerler.Les juges désignent parmi eux, pour trois ans, le président de la Cour de justice européenne.
Yargıçlar sorunu iyice araştıracaklar. Eğer tanığın kardeşine karşı yalancı tanıklık yaptığı ortaya çıkarsa,Các quan án phải tra xét kỹ càng, nếu thấy người chứng nầy là chứng dối, đã thưa gian cho anh em mình,
Yargıçlar sorunu iyice araştıracaklar. Eğer tanığın kardeşine karşı yalancı tanıklık yaptığı ortaya çıkarsa,Các quan án phải tra_xét kỹ_càng , nếu thấy người chứng nầy là chứng dối , đã thưa gian cho anh_em mình ,
Yargıçlar sorunu iyice araştıracaklar. Eğer tanığın kardeşine karşı yalancı tanıklık yaptığı ortaya çıkarsa,재판장은 자세히 사실하여 그 증인이 위증인이라 그 형제를 거짓으로 무함한 것이 판명되거든
Yargıçlar sorunu iyice araştıracaklar. Eğer tanığın kardeşine karşı yalancı tanıklık yaptığı ortaya çıkarsa,og dommerne skal nøie granske saken; er da vidnet et falskt vidne, har han vidnet falsk mot sin bror,
Yargıçlar sorunu iyice araştıracaklar. Eğer tanığın kardeşine karşı yalancı tanıklık yaptığı ortaya çıkarsa,Zij moeten zorgvuldig worden ondervraagd en als blijkt dat de getuige liegt,
Yargıçlar sorunu iyice araştıracaklar. Eğer tanığın kardeşine karşı yalancı tanıklık yaptığı ortaya çıkarsa,судьи должны хорошо исследовать, и если свидетель тот свидетельложный, ложно донес на брата своего,
Yargıçlar sorunu iyice araştıracaklar. Eğer tanığın kardeşine karşı yalancı tanıklık yaptığı ortaya çıkarsa,ודרשו השפטים היטב והנה עד שקר העד שקר ענה באחיו׃
Yargıçlar sorunu iyice araştıracaklar. Eğer tanığın kardeşine karşı yalancı tanıklık yaptığı ortaya çıkarsa,فان فحص القضاة جيدا واذا الشاهد شاهد كاذب قد شهد بالكذب على اخيه
Yargıçlar sorunu iyice araştıracaklar. Eğer tanığın kardeşine karşı yalancı tanıklık yaptığı ortaya çıkarsa,審 判 官 要 細 細 的 查 究 、 若 見 證 人 果 然 是 作 假 見 證 的 、 以 假 見 證 陷 害 弟 兄
Yargıçlar sorunu iyice araştıracaklar. Eğer tanığın kardeşine karşı yalancı tanıklık yaptığı ortaya çıkarsa,審 判官 要 細細 的 查究 、 若見證 人 果然 是 作假 見證 的 、 以 假見證 陷害 弟兄
Yargıçlar, Yüksek Mahkeme Başkanı’nı, üç yıllık bir dönem için kendi aralarından seçerler.De três em três anos, proceder-se-á à sua substituição parcial.
Yargıçlar, Yüksek Mahkeme Başkanı’nı, üç yıllık bir dönem için kendi aralarından seçerler.Dezeregelingen verzekeren dat de Unie één standpunt inneemt.
Yargıçlar, Yüksek Mahkeme Başkanı’nı, üç yıllık bir dönem için kendi aralarından seçerler.Evropskemu parlamentu in Svetu ministrov pomaga pri nadzoru nad izvrševanjemproračuna.
Yargıçlar, Yüksek Mahkeme Başkanı’nı, üç yıllık bir dönem için kendi aralarından seçerler.Judecătorii desemneazăpreşedintele Tribunalului de Mare Instanţă, din rândul lor, pe operioadăde trei ani.
Yargıçlar, Yüksek Mahkeme Başkanı’nı, üç yıllık bir dönem için kendi aralarından seçerler.Komisarze europejscy i komisarze wykonująfunkcje powierzone im przez przewodniczącego pod jego kierownictwem.
Yargıçlar, Yüksek Mahkeme Başkanı’nı, üç yıllık bir dönem için kendi aralarından seçerler.Les juges désignent parmi eux, pour trois ans, le président du Tribunal de grande instance.
Yargıçlar, Yüksek Mahkeme Başkanı’nı, üç yıllık bir dönem için kendi aralarından seçerler.Sudcovia volia spomedzi svojich radov predsedu Vyššieho súdu na funkčné obdobie trochrokov.
Yargıç Norström bu işten çıkarı olmadığı şeklinde aklandıDet bliver besluttet at Dommer Norström ikke har nogen interessekonflikt i sagen
Yargıç Norström bu işten çıkarı olmadığı şeklinde aklandıEl juez Norström es encontrado de no tener conflictos de intereses.
Yargıç Norström bu işten çıkarı olmadığı şeklinde aklandıIl giudice Norstrom e' stato stabilito non avere conflitti di interesse.
Yargıç Norström bu işten çıkarı olmadığı şeklinde aklandıJudecătorul Norstrom nu a fost considerat părtinitor
Yargıç Norström bu işten çıkarı olmadığı şeklinde aklandıNorström bírót nem találták összeférhetetlennek az üggyel.
Yargıç Norström bu işten çıkarı olmadığı şeklinde aklandıSędzia Norstrom nie miał konfliktu interesów.
Yargıç Norström bu işten çıkarı olmadığı şeklinde aklandı--Tuomari Norströmiä ei todeta jääviksi--
Yargıç Norström bu işten çıkarı olmadığı şeklinde aklandıΟ δικαστής Νόρστρομ θεωρήθηκε ότι δεν έχει καμία σύγκρουση συμφερόντων.
Yargıç Norström bu işten çıkarı olmadığı şeklinde aklandıנקבע כי השופט נורסטרום אינו נמצא בנגוד עניינים
Yargıç Norström bu işten çıkarı olmadığı şeklinde aklandıالقاضي "نورستروم" لم تكن عنده أية مصالح
Yargıç Norström bu işten çıkarı olmadığı şeklinde aklandı彼らは控訴した
Yargıç onun bir yetişkin olduğuna karar vermiş, ama ben bu çocuğu görüyorum.A bíró nagykorúként igazolta, de én ezt a gyereket láttam.
Yargıç onun bir yetişkin olduğuna karar vermiş, ama ben bu çocuğu görüyorum.De rechter heeft hem aangemerkt als volwassene, maar ik zie een kind.
Yargıç onun bir yetişkin olduğuna karar vermiş, ama ben bu çocuğu görüyorum.Der Richter betrachtet ihn als Erwachsenen, aber ich sehe ein Kind.
Yargıç onun bir yetişkin olduğuna karar vermiş, ama ben bu çocuğu görüyorum.Domaren har sagt att han kan behandlas som en vuxen, men jag ser ett barn.
Yargıç onun bir yetişkin olduğuna karar vermiş, ama ben bu çocuğu görüyorum.El juez lo habilitó como adulto, pero yo veo un niño.
Yargıç onun bir yetişkin olduğuna karar vermiş, ama ben bu çocuğu görüyorum.Et le juge l'a certifié adulte, mais je vois ce gamin.
Yargıç onun bir yetişkin olduğuna karar vermiş, ama ben bu çocuğu görüyorum.Il giudice lo considera un adulto, mentre io vedo il bambino.
Yargıç onun bir yetişkin olduğuna karar vermiş, ama ben bu çocuğu görüyorum.재판관은 그 애를 성인이라고 판결했는데 제 눈에는 어린애였죠.
Yargıç onun bir yetişkin olduğuna karar vermiş, ama ben bu çocuğu görüyorum.O juiz certificou-o como adulto, mas eu vejo um miúdo.
Yargıç onun bir yetişkin olduğuna karar vermiş, ama ben bu çocuğu görüyorum.Quan tòa chứng nhận đó là một người trưởng thành, nhưng tôi thấy cậu ấy vẫn còn là một đứa trẻ
Yargıç onun bir yetişkin olduğuna karar vermiş, ama ben bu çocuğu görüyorum.Sędzia zakwalifikował go jako dorosłego, ale ja widzę dziecko.
Yargıç onun bir yetişkin olduğuna karar vermiş, ama ben bu çocuğu görüyorum.Şi judecătorul l-a atestat precum un adult, dar îl văd pe acest copil.
Yargıç onun bir yetişkin olduğuna karar vermiş, ama ben bu çocuğu görüyorum.Soudí je jako dospělé, ale já vidím děti.
Yargıç onun bir yetişkin olduğuna karar vermiş, ama ben bu çocuğu görüyorum.Ο δικαστής τον έχει πιστοποιήσει ως ενήλικα, αλλά εγώ βλέπω ένα παιδί.
Yargıç onun bir yetişkin olduğuna karar vermiş, ama ben bu çocuğu görüyorum.Судья признал его взрослым, но я вижу ребёнка.
Yargıç onun bir yetişkin olduğuna karar vermiş, ama ben bu çocuğu görüyorum.Съдията го е изправил пред съда като възрастен, но аз виждам едно дете.
Yargıç onun bir yetişkin olduğuna karar vermiş, ama ben bu çocuğu görüyorum.והשופט אישר אותו כבגיר, אבל אני רואה ילד.
Yargıç onun bir yetişkin olduğuna karar vermiş, ama ben bu çocuğu görüyorum.وصدّق القاضي بأن يُحاكم كبالغ ، ولكنني أرى طفلاً.
Yargıç onun bir yetişkin olduğuna karar vermiş, ama ben bu çocuğu görüyorum.遅くまで起きていてこう考え始めました

İlgili Sayfalar