yargıç ile cümle
yargıç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Gökler Onun doğruluğunu duyuruyor, Çünkü yargıç Tanrının kendisidir. _iSelaΚαι οι ουρανοι θελουσιν αναγγελλει την δικαιοσυνην αυτου διοτι ο Θεος, αυτος ειναι ο Κριτης. Διαψαλμα.
Gökler Onun doğruluğunu duyuruyor, Çünkü yargıç Tanrının kendisidir. _iSelaИ небесата ще известят правдата Му, Защото сам Бог е съдия. (Села)
Gökler Onun doğruluğunu duyuruyor, Çünkü yargıç Tanrının kendisidir. _iSelaויגידו שמים צדקו כי אלהים שפט הוא סלה׃
Gökler Onun doğruluğunu duyuruyor, Çünkü yargıç Tanrının kendisidir. _iSelaوتخبر السموات بعدله لان الله هو الديان. سلاه
Gökler Onun doğruluğunu duyuruyor, Çünkü yargıç Tanrının kendisidir. _iSela諸 天 必 表 明 他 的 公 義 . 因 為 神 是 施 行 審 判 的 。 〔 細 拉
Gökler Onun doğruluğunu duyuruyor, Çünkü yargıç Tanrının kendisidir. _iSela諸天 必 表明 他 的 公義 . 因 為神 是 施行 審判 的 。 〔 細拉
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.A gdy był dzień, posłali hetmani sługi miejskie, mówiąc: Wypuść one ludzie.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.A když bylo ve dne, poslali úředníci služebníky, řkouce: Vypusť ty lidi.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.A keď bol deň, poslali velitelia hajdúchov s odkazom: Prepusti tých ľudí!
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Cuando se hizo de día, los magistrados enviaron a los oficiales a decirle: --Suelta a esos hombres
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Da det nu var blitt dag, sendte styresmennene bud med sine tjenere: Gi disse mennesker fri!
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Ðến sáng , thượng_quan sai lính nói cùng người đề_lao rằng : Hãy thả các người ấy đi .
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Ðến sáng, thượng quan sai lính nói cùng người đề lao rằng: Hãy thả các người ấy đi.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Fattosi giorno, i magistrati inviarono le guardie a dire: «Libera quegli uomini!»
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.날이 새매 상관들이 아전을 보내어 이 사람들을 놓으라 하니
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Ko se je pa zdanilo, pošljejo uradniki biriče, naj reko: Izpusti tista moža:
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Men da det var blevet Dag, sendte Høvedsmændene Bysvendene hen og sagde: "Løslad de Mænd!"
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Men när det hade blivit dag, sände domarna åstad rättstjänarna och läto säga: »Släpp ut männen.»
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Mikor pedig megvirradt, a bírák elküldék a poroszlókat, mondván: Bocsásd el azokat az embereket.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Päivän tultua päälliköt lähettivät oikeudenpalvelijat sanomaan: "Päästä irti ne miehet".
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Quand il fit jour, les préteurs envoyèrent les licteurs pour dire au geôlier: Relâche ces hommes.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Quando amanheceu, os magistrados mandaram quadrilheiros a dizer: Soltai aqueles homens.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.'s Morgens vroeg stuurden de rechters hun dienaars met een boodschap naar de cipier.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Und da es Tag ward, sandten die Hauptleute Stadtdiener und sprachen: Laß die Menschen gehen!
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Αφου δε εγεινεν ημερα, εστειλαν οι στρατηγοι τους ραβδουχους, λεγοντες Απολυσον τους ανθρωπους εκεινους.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Когда же настал день, воеводы послали городских служителей сказать: отпусти тех людей.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Як же настав день, прислали воїводи наличників, кажучи: Відпусти людей сих.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.ובחית הבקר שלחו השרים את השוטרים לאמר שלח את האנשים ההם׃
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.ولما صار النهار ارسل الولاة الجلادين قائلين اطلق ذينك الرجلين.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.到 了 天 亮 、 官 長 打 發 差 役 來 說 、 釋 放 那 兩 個 人 罷
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.到了 天亮 、 官長打發 差役 來說 、 釋放 那 兩 個人罷
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.A ki, ha szinte igazam volna, sem felelhetnék néki; kegyelemért könyörögnék ítélõ birámhoz.
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.Aun siendo justo, no podría responder; más bien, pediría clemencia en mi causa
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.Chiar dacă aş avea dreptate, nu I-aş răspunde. Nu pot decît să mă rog judecătorului.
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.Dầu khi tôi công bình, tôi cũng không dám đối lại cùng Ngài; Nhưng tôi cầu xin ơn của Ðấng phán xét tôi.
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.Dầu khi tôi công_bình , tôi cũng không dám đối lại cùng Ngài ; Nhưng tôi cầu_xin ơn của Ðấng phán_xét tôi .
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.Embora, eu seja justo, não lhe posso responder; tenho de pedir misericórdia ao meu juiz.
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.Har jeg end Ret, jeg kan dog ej svare, må bede min Dommer om Nåde!
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.jeg som ikke kunde svare om jeg enn hadde rett, men måtte be min dommer om nåde!
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.가령 내가 의로울지라도 감히 대답하지 못하고 나를 심판하실 그에게 간구하였을 뿐이며
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.Kterémuž, bych i spravedliv byl, nebudu odpovídati, ale před soudcím svým pokořiti se budu.
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.Któremu, chociażbym był sprawiedliwym, nie odpowiem; owszem się sędziemu memu upokorzę.
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.Ktorému, i keby som bol spravedlivý, neodpoviem; svojho sudcu budem pokorne prosiť o milosť.
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.Nej, om jag än hade rätt, tordes jag dock ej svara; jag finge anropa min motpart om misskund.
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.Quand je serais juste, je ne répondrais pas; Je ne puis qu`implorer mon juge.
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.Se avessi anche ragione, non risponderei, al mio giudice dovrei domandare pietà
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.Tudi ko bi prav imel, bi mu ne mogel odgovoriti – milosti bi rajši prosil sodnika svojega.
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.Vaikka oikeassakin olisin, en saisi vastatuksi; minun täytyisi tuomariltani armoa anoa.
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.Walaupun aku tidak bersalah, apa dayaku, kecuali mohon belas kasihan dari Allah hakimku
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.Wenn ich auch recht habe, kann ich ihm dennoch nicht antworten, sondern ich müßte um mein Recht flehen.
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.προς τον οποιον, και αν ημην δικαιος, δεν ηθελον αποκριθη, αλλ' ηθελον ζητησει ελεος παρα του Κριτου μου.
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.Комуто, и праведен ако бях, не можех отговори, Но щях да повярвам, че е послушал гласа ми.
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.Хотя бы я и прав был, но не буду отвечать, а буду умолять Судию моего.
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.אשר אם צדקתי לא אענה למשפטי אתחנן׃
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.لاني وان تبررت لا اجاوب بل استرحم ديّاني.
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.我 雖 有 義 、 也 不 回 答 他 . 只 要 向 那 審 判 我 的 懇 求
Haklı olsam da Ona yanıt veremez, Merhamet etmesi için yargıcıma yalvarırdım ancak.我 雖有義 、 也 不 回答 他 . 只要 向那 審 判 我 的 懇求
Halka sürekli yargıçlık eden bu kişiler zor davaları Musaya getirdiler, küçük davaları ise kendileri çözdüler.a súdili ľud každého času. Ťažkú vec doniesli k Mojžišovi, a každú vec malú rozsúdili sami.
Halka sürekli yargıçlık eden bu kişiler zor davaları Musaya getirdiler, küçük davaları ise kendileri çözdüler.họ xét đoán dân sự hằng ngày. Các việc khó họ giãi lên cho Môi-se; nhưng chính họ xét lấy các việc nhỏ.
Halka sürekli yargıçlık eden bu kişiler zor davaları Musaya getirdiler, küçük davaları ise kendileri çözdüler.họ xét_đoán dân_sự hằng ngày . Các việc khó họ giãi lên cho Môi-se ; nhưng chính họ xét lấy các việc nhỏ .