yargıç ile cümle
yargıç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bunlardan yirmi dört bini RABbin Tapınağının işlerini gözetecek, altı bini memur ve yargıç olacaktı;其 中 有 二 萬 四 千 人 、 管 理 耶 和 華 殿 的 事 . 有 六 千 人 作 官 長 和 士 師
Bunlardan yirmi dört bini RABbin Tapınağının işlerini gözetecek, altı bini memur ve yargıç olacaktı;其中 有 二 萬 四千 人 、 管理 耶和華 殿 的 事 . 有 六千 人 作官 長和 士師
Bunun nedeni ise, tek bir duruşma yargıcının, hayatını muhakeme ile geçiren bir hukukçunun, -Webbink :
Buradaki Tomas, yargıç.C'est Thomas, le juge.
Buradaki Tomas, yargıç.Das ist Tomas, der Richter.
Buradaki Tomas, yargıç.Đây là Tomas, thẩm phán.
Buradaki Tomas, yargıç.Det er Thomas, dommeren.
Buradaki Tomas, yargıç.Ecco Thomas, il giudice
Buradaki Tomas, yargıç.Het is Tomas, de rechter.
Buradaki Tomas, yargıç. Kendisi bölge mahkemesi yargıcı.Aici e Tomas, judecătorul de la judecătoria districtuală.
Buradaki Tomas, yargıç. Kendisi bölge mahkemesi yargıcı.Det är Tomas - domaren... ...som är domaren i tingsrätten.
Buradaki Tomas, yargıç. Kendisi bölge mahkemesi yargıcı.Det är Tomas - domaren... ...som är domaren i tingsrätten.
Buradaki Tomas, yargıç. Kendisi bölge mahkemesi yargıcı.이게 Tomas입니다. 판사요. 지방법원의 판사입니다.
Buradaki Tomas, yargıç. Kendisi bölge mahkemesi yargıcı.- Това е Томас, съдията.
Buradaki Tomas, yargıç. Kendisi bölge mahkemesi yargıcı..זה תומאס, השופט .הוא השופט בבית המשפט המחוזי
Buradaki Tomas, yargıç. Kendisi bölge mahkemesi yargıcı."إنه "توماس القاضي في المحكمة الجزئية
Buradaki Tomas, yargıç. Kendisi bölge mahkemesi yargıcı.スウェーデンの 著作権協会会員だ
Buradaki Tomas, yargıç.Là Tomas đấy, một thẩm phán.
Buradaki Tomas, yargıç.Se on Tomas, tuomari.
Buradaki Tomas, yargıç.To jest sędzia Tomas.
Buradaki Tomas, yargıç.To je Thomas, soudce.
Buradaki Tomas, yargıç.Tomas, a bíró.
Buradaki Tomas, yargıç.Tomas, el juez.
Buradaki Tomas, yargıç.Tomas, yang jadi hakimnya.
Buradaki Tomas, yargıç.Είναι ο Τόμας, ο δικαστής.
Buradaki Tomas, yargıç.Это Томас, судья.
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Aquele é o juiz", disse ela para si mesma, "por causa de sua grande peruca."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Asta este judecător", a spus ea sa se, "din cauza peruca lui mare."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"C'est le juge, se dit-elle," à cause de sa perruque grand. "
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Das ist der Richter," sagte sie zu sich selbst, "wegen seiner großen Perücke."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:'Dat is de rechter, "zei ze tegen zichzelf,' vanwege zijn grote pruik. '
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Det är domaren, sa hon till sig själv," på grund av sin stora peruk. "
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:'Det er dommeren, "sagde hun til sig selv,' på grund af hans store paryk."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:Đó là thẩm phán, "bà nói với chính mình, vì bộ tóc giả tuyệt vời của mình."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Ese es el juez," dijo a sí misma, porque lleva esa gran peluca.
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Ez a bíró, mondta magában," mert ő nagy parókája. "
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Itu hakim," katanya pada dirinya sendiri, 'karena wig yang besar. "
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:'그것이 판사의'그녀 '때문에 그의 위대한 가발니다.'자신에게 말씀 하셨다
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:'Questo è il giudice,' si disse, 'a causa della sua parrucca grande.'
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Se on tuomari," hän sanoi itselleen, "koska hänen suuri peruukki."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"To je sodnik," si je rekla, "zaradi svoje velike lasuljo."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"To je soudce," řekla pro sebe, "protože jeho velká paruka."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"To je sudca," povedala pre seba, "pretože jeho veľká parochňa."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"To sędzia, powiedziała sobie:" ze względu na jego wielką perukę. "
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Αυτός είναι ο δικαστής", είπε στον εαυτό της, "λόγω της μεγάλης περούκα του."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Вот судья, сказала она самой себе," из-за его большой парик.
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Ось суддя, сказала вона сама собі," через його великий перуку.
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Това е съдия," каза тя за себе си ", поради голямата си перука."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"זה השופט," היא אמרה לעצמה, "בגלל הפאה הגדול שלו."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"هذا هو القاضي ، وقال انها لنفسها ،" بسبب باروكة الكبير ".
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:裁判官は、方法によって、王であった。そして彼はかつらを介して彼の王冠を身に着けていたので、(見
Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?Keď tedy máte súdy o veci časného života, ktorých nemajú za nič vo sbore, tých posaďte, aby súdili!
Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?그런즉 너희가 세상 사건이 있을 때에 교회에서 경히 여김을 받는 자들을 세우느냐
Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?Når I da har saker om timelige ting, så setter I dem til dommere som ikke aktes for noget i menigheten!
Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?Når I da have Sager om timelige Ting, sætte I da dem til Dommere, som ere agtede for intet i Menigheden?
Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?Protož když byste měli míti soud o tyto časné věci, těmi, kteříž nejzadnější jsou v církvi, soud osaďte.
Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?Przeto jeźlibyście mieli sądy o rzeczy doczesne, tych, którzy są najpodlejsi we zborze, na sąd wysadzajcie.
Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?Se dunque avete liti per cose di questo mondo, voi prendete a giudici gente senza autorità nella Chiesa
Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?Βιωτικας λοιπον κρισεις εαν εχητε, τους εξουθενημενους εν τη εκκλησια τουτους καθιζετε κριτας.
Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?А вы, когда имеете житейские тяжбы, поставляете своими судьями ничего не значащих в церкви.