Emin tavırları ve yardımseverliliği ile epeyce saygı duyulan Hamon çekinmeden dindaşlarını müdafaa etti.Le sue parole furono accolte con disprezzo, e tacciate di temerarietà, ma furono profetiche.
Çok yardımsever.È molto gentile.
Diğer yandan, Springfield'a Adil gelir ve tatlı, yardımsever bir çocuk olarak ortaya çıkar.Allo stesso tempo, Clover lavora per imparare come essere dolce e gentile.
Bağışlayıcı ve yardımseverdir.رحمن — «милосердный».
Emin tavırları ve yardımseverliliği ile epeyce saygı duyulan Hamon çekinmeden dindaşlarını müdafaa etti.Однако, убедившись в их беспомощности, помещица стала попрекать беспомощностью и своими благодеяниями.
Yardımsever ve hayırsever kişiliği ile tanınmıştır.Известен благотворительностью и добротой.
Sıcak kanlı ve misafirperver insanları yardımseverdir.Тепло, подаренное людям.
Kardeşi ise tokgözlü ve yardımseverdir.Старший же брат был самолюбивым и тщеславным.
Misafirperver ve yardımsever bir halkı olduğu söylenir.Был известен как человек доброжелательный и гостеприимный.
Bağışlayıcı ve yardımseverdir.ٱَلْغَفَّار: هو وحده الذي يغفر الذنوب ويستر العيوب في الدنيا والآخرة.
Hazine üç temel erdemi temsil eder: Vücut (kılıç), bilgelik (ayna) ve yardımseverlik (mücevher).وثلاثُ أَرْحٍ والكثير أَرْحاءٌ: ورَحَوْتُ الرَحى ورَحَيتُها، إذا أدرتَها.
Yörükler yardımsever insanlardır.أعضاء تساعد الكائنات على البقاء.
B1A4’un yardımseverlikleri 2014 yılında da devam etti.B1A4 também continuou com os seus esforços em dezembro de 2014.
Bu Dünya'daki bütün varlıklar ve olaylar aynı sevgi ve yardımseverlikle karşı karşıya getirilmiştir.Tudo que eu fiz e faço dentro de campo é por amor e satisfação.
Morrel bu yardımseverin kim olduğunu asla öğrenemez.Morrel weet niet wie de weldoener is.
Ailenin her işine koşar, yardımseverdir.Het typegeslacht van de familie is Aidos.
Ancak tanrılar her zaman yardımsever olarak görülüyor değildi.Daarnaast werden de goden voorgesteld als alomtegenwoordig.
Hayatı boyunca yardımseverdi.Hij bleef zijn hele leven arm.
Yaklaşık olarak 50 yardımsever organizasyonun hamisidir.Circa vijftig medewerkers vormen een professioneel verenigingsbureau.
Kardeşi ise tokgözlü ve yardımseverdir.Zijn broer was lid van de vroedschap en schout.
Sen çok yardımseversin.Je bent zeer hulpvaardig.
O yardımsever bir kişidir.Zij is een hulpvaardige persoon.
Yörükler yardımsever insanlardır.Dozowniki to popularne urządzenia.
Cömert, âlicenap, yardımsever, merhametli olan Oruç Reis, ciddî ve sertti.Bismillahi ar-Rahman ar-Rahim, som betyder "I Guds, den barmhärtiges, den nåderikes namn".
Diğer yandan, Springfield'a Adil gelir ve tatlı, yardımsever bir çocuk olarak ortaya çıkar.Under tiden, i Springfield, anländer Adil som visar sig vara en rar och hjälpsam pojke.
Hayatı boyunca yardımseverdi.Han var hela livet ogift.
Yardımsever ve güvenilir.För lång och trogen tjänst.
Cömert, âlicenap, yardımsever, merhametli olan Oruç Reis, ciddî ve sertti.Була справжньою аристократкою, побожною, милосердною, доброчесною.
Yardımseverlik Merhamet Mutluluk SoğukkanlılıkЩастя Радість Бажання Спонтанність
Yardımsever birisidir.Dobrotivého ?–?
Yardımsever ve hayırsever kişiliği ile tanınmıştır.Byl známý svým humanismem a dobročinností.
Ancak tanrılar her zaman yardımsever olarak görülüyor değildi.Cu toate acestea, zeii nu au fost întotdeauna priviți ca binevoitori.
Kahramanlığa, yardımseverliğe, cömertliğe yürekten inanırdı.Credea cu încăpățânare în prietenie.
Bir yardım merkezinde çalışan Grace son derece iyi niyetli ve yardımsever bir kızdır.Grace egy nagyon kedves és segítőkész lány.
Hayatı boyunca yardımseverdi.Hän harjoitti hyväntekeväisyyttä koko elämänsä ajan.
Çok yardımsever.Hyvin suotuisa.
Yardımsever ve hayırsever kişiliği ile tanınmıştır.Hänet tunnettiin hyväntekeväisyydestä ja vaatimattomuudesta.
Ancak tanrılar her zaman yardımsever olarak görülüyor değildi.Guderne beskrives aldrig som almægtige.
Yardımsever birisidir.Han er hjælpsom.
Ancak tanrılar her zaman yardımsever olarak görülüyor değildi.Disse gudene er ikke nødvendigvis av hankjønn.
Eğitimi yerel tüccarların yardımsever ödemeleriyle finanse edildi.Massakrene foregikk med bistand fra lokale kollaboratører.
Hayatı boyunca yardımseverdi.Ia banyak melakukan pelayanan kasih selama hidupnya.
Ancak tanrılar her zaman yardımsever olarak görülüyor değildi.Para Dewa yang melihat tidak berani menolong.
Yardımsever EylemlerTindakan Amal
Çok yardımseversin.とても助かりました。
Bağışlayıcı ve yardımseverdir.有智且勇,輔世安民。
Cömert, âlicenap, yardımsever, merhametli olan Oruç Reis, ciddî ve sertti.美麗(睿)英(增)彊壯,聯輝發佩香(芳),令儀咸巽順,偉望表謙(暌)光。
Hazine üç temel erdemi temsil eder: Vücut (kılıç), bilgelik (ayna) ve yardımseverlik (mücevher).故存太上三尊,輔之以經,侍之以師,其理甚明。
Kahramanlığa, yardımseverliğe, cömertliğe yürekten inanırdı.他廣施恩惠、仁愛、講究信譽。
B1A4’un yardımseverlikleri 2014 yılında da devam etti.“ B1A4 '2012년도는 우리가 대세'(MBC가요대제전)”.
Ancak tanrılar her zaman yardımsever olarak görülüyor değildi.각 신은 항상 참말만을 한다.
Yaklaşık olarak 50 yardımsever organizasyonun hamisidir.בארגון כמאה וחמישים קרנות סיוע.
Hayatı boyunca yardımseverdi.הוא היה אופטימי לאורך חייו.
İyi yürekli, yardımsever ama talihsiz adam.בבסיסו הוא אדם טוב אך חסר מזל וכושל.
Ne kadar yardımsever olduğunu asla unutmayacağım.לא אשכח לעולם עד כמה שמחת לעזור.
Ne kadar yardımsever olduğunu asla unutmayacağım.לעולם לא אשכח עד כמה רצית לעזור.
Bağışlayıcı ve yardımseverdir.Той е търпелив и отзивчив.
Çok yardımsever.To je tako laskavo.
Hayatı boyunca yardımseverdi.Vse svoje življenje je bil bedak.
Alt seviyede yatırımın ve yardımseverliğin birleşimininin büyük bir rolü var.A livello microeconomico, dunque, esiste un vero ruolo per questa combinazione di investimento e filantropia.