yardım etmek ile cümle
yardım etmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Kurbanlara yardım etmek için bir şeyler yapmamızı istediler.They called on us to do something to help the victims.
Onlara yardım etmek bizim görevimiz.It is our duty to help them.
O bize yardım etmek için sadece çok sevinçliydi.She was only too glad to help us.
O başı belada olan insanlara yardım etmek için her zaman hazır.She was always ready to help people in trouble.
O, bana yardım etmek için ısrar etti.She insisted on helping me.
O, o bölgedeki yoksullara yardım etmek için onun enerjisine yatırım yapıyor.She has been investing her energy in helping the poor in that area.
O, bana yardım etmek için yeterince nazikti.She was kind enough to help me.
O, bize yardım etmek için yeterince nazikti.She was kind enough to help us.
O, özürlülere yardım etmek için hayatını adadı.She devoted her life to helping the handicapped.
Ona yardım etmek için işimi kaybetme riskini göze alıyorum.I ran the risk of losing my job to help her.
Sana yardım etmek için buraya geldim.I've come here to help you.
Kör bir adama yardım etmek bir nezaket eylemidir.Helping a blind man is an act of kindness.
Biri sana yardım etmek için zahmete katlandığında bir teşekkür notu yazın.Write a thank-you note when someone goes out of his or her way to help you.
Yardım etmek istedim ama yapabileceğim hiçbir şey yoktu.I wanted to help, but there was nothing I could do.
Bir çocuk olmasına rağmen, annesine yardım etmek için çok çalıştı.Even though he was a child, he worked hard to help his mother.
Sanırım ona yardım etmek için tüm çabalarım sadece benim zaman kaybım olacak.I think all my efforts to help her will just be a waste of my time.
Ben sana yardım etmekten mutlu olurdum.I'd be happy to help you.
Bana yardım etmek için kimse gelmedi.No one came to help me.
Onlara yardım etmek için buradayızWe're here to help them.
Anneme yardım etmek zorundayım.I have to help my mother.
Yardım etmek için elimden gelen ne varsa yaparım.I will do everything in my power to help.
Ona yardım etmek için, onunla çok konuş.In order to help him, talk to him a lot.
Mary başarılı olmasına yardım etmek için bir dost istiyor.Mary wants an ally to help her succeed.
Sen hakettiğin için sana yardım etmek istiyoruz.We want to help you because you deserve it.
Diğer koloniler yardım etmek için asker göndermeye başladı.The other colonies began sending troops to help.
Bana yardım etmek istiyorsun.You want to help me.
O, eden senin gibi bir avantacıya yardım etmek için zahmete girerdi?Why would she go out of her way to help a deadbeat like you?
O, evi temizlemeye yardım etmek için hazırdı.She was ready to help him with cleaning the house.
Yardım etmek için buradayım.I'm here to help.
Birinin bana yardım etmek için istekli olacağının oldukça olası olmayacağını biliyorum.I know that it is highly unlikely that anyone would be willing to help me.
Size yardım etmek için görevlendirildim.I've been appointed to help you.
Size yardım etmek için ne yapabilirim.What can I do to help you?
Keşke Tom ev işine yardım etmek zorunda olmasa.Tom wishes he didn't have to help with the housework.
Tom, eğitim ücretini ödemeye yardım etmek için yarı zamanlı bir iş bulmuş.Tom got a part-time job to help pay for his tuition.
Tom evsizlere yardım etmek için çok zaman ayırmayı önemsemiyor.Tom doesn't mind devoting a lot of time to helping the homeless.
Tom yardım etmek için bile uğraşmadı.Tom didn't even try to help.
Tom Mary'ye yardım etmek istedi.Tom wanted to help Mary.
Tom Mary'ye ödevini yapmasına yardım etmek için çok zaman harcıyor.Tom spends a lot of time helping Mary do her homework.
Tom Mary'ye ev ödevinde yardım etmek için isteksiz.Tom is unwilling to help Mary with her homework.
Tom'un Mary'nin ahırı temizlemesine yardım etmekten başka seçeneği yoktu.Tom had no other choice than to help Mary clean out the stable.
Tom'un Mary'nin garajı temizlemesine yardım etmekten başka seçeneği yoktu.Tom had no other choice but to help Mary clean out the garage.
Tom Mary'ye yardım etmek zorunda değil.Tom doesn't have to help Mary.
Tom'un şu anda Mary'ye yardım etmek için zamanı yok.Tom doesn't have the time to help Mary right now.
Tom Mary'ye yardım etmek için verdiği sözü tutmadı.Tom didn't keep his promise to help Mary.
Tom Mary'ye yardım etmek için bir şey yapmadı.Tom didn't do anything to help Mary.
Tom Mary'ye yardım etmek istiyordu fakat nereden başlayacağını bilmiyordu.Tom wanted to help Mary, but he didn't know where to begin.
Sana yardım etmek isterim ama çok fazla meşgulüm.I'd love to help you out, but I'm terribly busy.
Yardım etmek için yapabileceğimiz bir şey varsa lütfen bize bildirmeye çekinme.If there's anything we can do to help, please don't hesitate to let us know.
Gerçekten sana yardım etmek isterim, ama ellerim bağlı.I would really like to help you, but my hands are tied.
Annene yardım etmek zorundasın.You have to help your mother.
Tom'un yardım etmek için isteksizliği Mary'yi şaşırttı.Tom's unwillingness to help surprised Mary.
Tom Mary'ye yardım etmek için zahmete katlandı.Tom went out of his way to help Mary.
Tom Mary'nin kestaneleri toplamasına yardım etmek istedi.Tom wanted to help Mary pick up chestnuts.
Tom bana yardım etmek için yapabileceği her şeyi yapmak için söz verdi.Tom promised to do everything he could to help me.
Tom'un size yardım etmek için vakti yok.Tom doesn't have time to help you.
Tom'un şimdi size yardım etmek için zamanı yok.Tom doesn't have time right now to help you.
Tom Mary'nin başının belada olduğunu anladı ve ona yardım etmek için gitti.Tom discovered that Mary was in trouble and went to help her.
Tom yardım etmek için bir parmağını kaldırmadı.Tom didn't lift a finger to help.
Tom kesinlikle bize yardım etmek için hiçbir girişimde bulunmadı.Tom certainly made no attempt to help us.
Mary'ye yardım etmek için Tom'un yapabileceği bir şey yoktu.There was nothing Tom could do to help Mary.