Ana içeriğe geç
Sözlük

yaraya ile cümle

yaraya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Eve ise onlara şöyle der: "Bu neye yarayacak?Wtim przyszła ku nim szumnał pani a prawiyła: "Jał jest ta, co o ni rzuńdzicie.
Barometre, atmosfer basıncını ölçmeye yarayan alet.Barometr – przyrząd do pomiaru ciśnienia atmosferycznego.
Saat, zamanı ölçmeye yarayan alettir.Zegar – przyrząd do ciągłego pomiaru czasu.
Ek olarak namluyu soğutmaya yarayan sistemde 4.3 litreden oluşuyordu.Dodatkowo karabin wymagał około 4,3 l wody na chłodzenie lufy.
Bu ilişkiler daha sonra çok işine yarayacaktı.Po pewnym czasie ich znajomość stała się bardzo zażyła.
Tutunmaya yarayan bu oluşumlar yaz kenesigillerde (Ixodidae) görülür, kış kenesigillerde (Argasidae) yoktur.De håller ingen vinterdvala men kan tidvis falla i ett stelt tillstånd (torpor).
Eve ise onlara şöyle der: "Bu neye yarayacak?Sedan sade han, att de skall göra detta till minne av honom (Matt.
Ana madde: Rakam Rakam, sayıları yazılı olarak göstermeye yarayan semboldür.Huvudartikel: Siffra En siffra är ett skrivtecken, en symbol som används för att beteckna tal.
Dolayısıyla, kuramın gelişimini anlamak için kendi içindeki disiplinini anlamak oldukça işe yarayacaktır.Forskning visar att det kan vara svårt att se sin utveckling i sin egen kompetens.
Bu ilişkiler daha sonra çok işine yarayacaktı.Denna vänskap blev senare av stor betydelse för honom.
Bu, en fazla parti içi muhalefetin işine yarayacaktı.Det låter som att de gjorde den här mest för skojs skull.
1890 yılında Alman Hans Goldschmidt, karbonsuz krom üretimine yarayacak termit reaksiyonunu bulmuştur.У 1890-их німецький хімік Ганс Гольдшміт (Hans Goldschmidt) винайшов алюмінотермітний спосіб одержання сплаву.
Eve ise onlara şöyle der: "Bu neye yarayacak?Po dojezdu uvedla: „Je nádherné stát zase na stupních.
Carpe Retractum: Cansız varlıkları çekmeye yarayan büyüdür.Carpe Retractum Přitahovací kouzlo.
Bunlar neye yarayacaktı bilmiyorum.Netuší, k čemu slouží.
Lacarnum Inflamarae: Asadan alevler çıkararak yakmaya yarayan büyü.Lacarnum Inflamare Podpalovací kouzlo.
Episkey: Kırılan bir kemiği onarmaya yarayan büyüdür.Brachium Emnendo Kouzlo na opravení kostí.
El arabası her şeyi taşımaya yarayankullanışlı bir alettir.Dělá jí problémy řídit jakýkoliv dopravní prostředek.
Eve ise onlara şöyle der: "Bu neye yarayacak?El le-a spus ucenicilor: "De ce vă este atât de frică?
Bunlar neye yarayacaktı bilmiyorum.Nu știu în ce măsură v-aș putea fi de ajutor.
Bilgiyi düzenlemeye ve ifade etmeye yarayan bir grafiksel araçtır.Creierul este o masina informationala care dezvolta si utilizeaza modele de realitate.
Kolun bir ucunda taş atmaya yarayan bir sapan vardı.Cel ce stătea pe el avea în mână o cumpănă.
Heron formülü, kenar uzunlukları bilinen bir üçgenin alanını hesaplamaya yarayan geometri formülüdür.I se atribuie formula lui Heron de calcul al ariei unui triunghi cunoscând lungimile laturilor.
Sihirli değnek, resim elemanlarını seçmeye yarayan bir işaretleme aracıdır.Sticla este un alt suport adecvat pentru pictură.
Zaman küresi, Zamanda yolculuk yapmaya yarayan küredir.În acest sens, este organizată o expediție pentru a călători în trecut.
Saat, zamanı ölçmeye yarayan alettir.Az óra az idő mérésének eszköze.
Antcontrib, bu sorunu çözmeye yarayan bir değişken görev sunmaktadır.Az Antcontrib változó task kal megoldható ez a probléma.
Bu ilişkiler daha sonra çok işine yarayacaktı.Ennek később még igen nagy hasznát vehette.
Önemli olan nokta, işe yarayan ve kullanılabilecek tekniklerin seçilmesidir.Fontos az alkalmazható technológiák helyes használata, megválasztása, technológiai sorrendje.
En geniş anlamı ile, ışıkölçer(fotometre), aydınlık ölçümü yapmaya yarayan herhangi bir aygıttır.Szűkebb értelemben fényforrásnak nevezünk minden eszközt, amely fény előállítására szolgál.
Ana madde: Rakam Rakam, sayıları yazılı olarak göstermeye yarayan semboldür.A számábrázolás az a mód, ahogyan a számokat szimbólumokkal jelöljük.
Bunlar neye yarayacaktı bilmiyorum.Fogalmam sincs, mi az, ami működne.
Savaş sırasında uyulması gereken kuralları anlatmaya yarayan uluslararası hukuk kavramıdır.A nemzetközi jog szárazföldi háborúban követendő szabályainak kézikönyve.
Bu ilişkiler daha sonra çok işine yarayacaktı.Näistä tavoista hänelle oli myöhemmin hyvin paljon hyötyä.
Bu sıvının gram olarak kaç kübik santimetre olduğunu ölçmeye yarayan bir alet olarak da düşünülebilir.On yllättävää ajatella, että kapasitanssi voidaan mitata sentti­metreinä.
Onun işe yarayacağı kesindir.Hän sopii taatusti hyvin siihen työhön.
Bu ilişkiler daha sonra çok işine yarayacaktı.Πολλά χρόνια αργότερα η φιλία αυτή θα αποδεικνυόταν πολλή χρήσιμη.
Barometre, atmosfer basıncını ölçmeye yarayan alet.Βαρομετρική τάση, για την ατμοσφαιρική πίεση στη μετεωρολογία.
Bir kimsenin biseksüel olup olmadığını saptamaya yarayacak bir davranışsal "test" yoktur.Δεν έχω καμία αμφιβολία στο μυαλό μου για το αν είμαι bisexual.
Bilgi ve verileri, kalıcı olarak kaydetmeye yarayan elektronik kayıt cihazıdır.Τα έργα και τα κείμενα είναι προσβάσιμα μέσω βάσης δεδομένων με δυνατότητα αναζήτησης.
Saat, zamanı ölçmeye yarayan alettir.Η κλεψύδρα είναι εργαλείο μέτρησης χρόνου.
Gini katsayısı, bir ülkede milli gelirin dağılımının eşit olup olmadığını ölçmeye yarayan bir katsayıdır.Man kan også sige, at koefficienten måler afvigelsen fra en helt lige indkomstfordeling i et land.
Geride bırakılan bu topraklarda, Kızıl Ordu'nun işine yarayabilecek her şey imha edildi.Undervejs blev alt, hvad der kunne være til gavn for Sydens krigsindsats, ødelagt.
Pamuk hasat makinası pamuk bitkisinin tarladan otomasyonla toplanmasına yarayan bir makinadır.En køkkenkværn er et elektrisk køkkenredskab, som findeler organisk affald fra madlavningen.
En geniş anlamı ile, ışıkölçer(fotometre), aydınlık ölçümü yapmaya yarayan herhangi bir aygıttır.Et Lucimeter eller et fotometer er et instrument til at måle intensiteten af lys.
Barometre, atmosfer basıncını ölçmeye yarayan alet.Et barometer er et instrument som brukes til å måle atmosfærisk lufttrykk.
Semafor (Semaphore) gemiler arasında görsel olarak haberleşmeye yarayan bir sistemdir.Bording er å i strid entre (ta seg ombord på) et fientlig fartøy.
Rhytmbox, sayısal müzik çalmaya, düzenlemeye yarayan bir özgür yazılımdır.Rhythmbox er en lydavspiller som kan spille av og organisere musikk.
El feneri - Işık vermeye yarayan bir el aleti.Refleks (utstyr) – Et hjelpemiddel for å reflektere lys.
Impervius: Herhangi bir şeyin suyu savmasına yarayan büyü.Formel som får tryllestaven til å sprute vann.
Bu bilgiler ilerideki mücadelelerde çok işine yarayacaktı.Dette ble nyttig kunnskap ved senere ekspedisjoner.
Barometre, atmosfer basıncını ölçmeye yarayan alet.Barometer adalah sebuah alat yang digunakan untuk mengukur tekanan udara.
Eve ise onlara şöyle der: "Bu neye yarayacak?Sang ratu menolaknya dan berkata: "Mengapa kalian datang untuk menyelamatkannya?
Yazılım bilgisayarı çalıştırmaya yarayan fiziksel olmayan kısımdır.Dengan kata lain, bagian sistem komputer yang tidak berwujud.
İçindeki sıvıyı kolayca dökebilmeye yarayan uzun bir ağzı vardır.Waktu yang sangat cukup untuk membuat hatinya terpaut di sana.
Bu ilişkiler daha sonra çok işine yarayacaktı.Sau này, mối quan hệ của họ được cải thiện hơn rất nhiều.
Rhytmbox, sayısal müzik çalmaya, düzenlemeye yarayan bir özgür yazılımdır.Rhythmbox là một chương trình nghe nhạc có thể chơi và quản lý nhạc số.
Eve ise onlara şöyle der: "Bu neye yarayacak?Nhập, viết: “Bá Di - Thúc Tề hà nhân dã?”
Saç maşası (ondüla), sıcaklık ile saçın yapısını değiştirmeye yarayan bir alettir.Kẹp định hình tóc bằng nhiệt là một công cụ dùng để thay đổi cấu trúc tóc bằng nhiệt.
Kamyon, ağır yük taşımaya yarayan motorlu araçtır.Một chiếc xe tải là một loại xe có động cơ dùng để vận chuyển hàng hóa.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod