Hayatlarında bir fark yaratmaya çalışmaktadırlar.しかし スーは違いました
"Hedef," dedi, "sosyal bir dünya yaratmaya ve o dünyada güvenilir bir yer bulmaya yardımcı olmak.""Jest nim - powiedziała - pomoc w stworzeniu życia społecznego i znalezienie wiarygodnego w nim miejsca."
Herhangi bir şey yaratmaya kalkışmış olan herkesA folyamat, amin mindenki átmegy egyszer, aki valamit is tenni akart
Herhangi bir şey yaratmaya kalkışmış olan herkesEin Prozess, der sich - wie jeder weiß, der es je versucht hat, etwas zu machen
Herhangi bir şey yaratmaya kalkışmış olan herkesEn process som, alla som nånsin gjort något-
Herhangi bir şey yaratmaya kalkışmış olan herkesIedereen die wel eens iets heeft proberen te creëren
Herhangi bir şey yaratmaya kalkışmış olan herkes창의성을 경험해 보신 여러분들은 이미 다 아시는 사실이지만
Herhangi bir şey yaratmaya kalkışmış olan herkesUn proceso que, como cualquiera que alguna vez haya intentado hacer algo conoce --
Herhangi bir şey yaratmaya kalkışmış olan herkesתהליך שכל מי שהתנסה בו אי פעם -
Herhangi bir şey yaratmaya kalkışmış olan herkesالعملية التي، مثل كل شخص قد حاول سابقاً فعل أي شئ --
Herhangi bir şey yaratmaya kalkışmış olan herkesつまり皆さん ご存知のあの-
Her yapıda, çok gizemli ve zengin olan o sanal dünyayı alıp, gerçek dünyada birşey yaratmaya çalışıyorum.그래서 저는 모든 건축에 있어서, 수수께끼같고 풍부한 실제 세계를 세상 속에 창조해내려고 노력합니다.
Her yapıda, çok gizemli ve zengin olan o sanal dünyayı alıp, gerçek dünyada birşey yaratmaya çalışıyorum.אני מנסה בכל בניין לקחת את העולם הוירטואלי הזה, שהוא כה חידתי וכה עשיר, וליצור משהו בעולם הפיזי.
Her yapıda, çok gizemli ve zengin olan o sanal dünyayı alıp, gerçek dünyada birşey yaratmaya çalışıyorum.أحاول ، في كل مبنى ، أن أتناول هذا العالم الافتراضي ، الغامض جدا والغني جدا ، وخلق شيء في العالم الحقيقي.
Her yapıda, çok gizemli ve zengin olan o sanal dünyayı alıp, gerçek dünyada birşey yaratmaya çalışıyorum.非常に謎が多くリッチな仮想空間を採り上げ 現実世界に作り出そうとするのです オフィスのための空間:
Hükümetin etki gücünün artırılması daha fazla fırsat yaratmayacaktır, onları kısıtlıyor olacaktır.더군다나, 정부는 더이상 기회를 주지 못하게 됩니다. 기회를 제한하겠죠.
Hükümetin etki gücünün artırılması daha fazla fırsat yaratmayacaktır, onları kısıtlıyor olacaktır.Más gobierno no va a crear más oportunidades. Las va a limitar.
İlk olarak Warplanes'i burada, Kiev'de yaratmaya başlayınca oyunun ana mesajını aldık...처음 이곳 키예프에서 워플레인을 만들기 시작했을 때, 게임에 관한 주요 메시지를 받았습니다...
İlk olarak Warplanes'i burada, Kiev'de yaratmaya başlayınca oyunun ana mesajını aldık...Lorsque nous avons commencé à créer Warplanes ici, à Kiev, nous avons reçu leur description du jeu.
İlk olarak Warplanes'i burada, Kiev'de yaratmaya başlayınca oyunun ana mesajını aldık...Zpočátku, když jsme hru Warplanes vyvíjeli v Kyjevě, dostali jsme základní zadání.
İnanıyoruz ki bu prensipler daha yaratıcı, üretken ve açık toplumlar yaratmaya yardımcı olacaktır.Acreditamos que eles ajudarão a trazer mais criatividade, mais inovação e mais sociedades abertas.
İnanıyoruz ki bu prensipler daha yaratıcı, üretken ve açık toplumlar yaratmaya yardımcı olacaktır.Crediamo che questi princìpi possano portare a maggior creatività e nnovazione, e a società più aperte.
İnanıyoruz ki bu prensipler daha yaratıcı, üretken ve açık toplumlar yaratmaya yardımcı olacaktır.Creemos que ayudarán a propiciar una mayor creatividad, más innovación y sociedades más abiertas.
İnanıyoruz ki bu prensipler daha yaratıcı, üretken ve açık toplumlar yaratmaya yardımcı olacaktır.Kami percaya bahwa mereka dapat membantu meningkatkan kreativitas, inovasi dan masyarakat-masyarakat terbuka.
İnanıyoruz ki bu prensipler daha yaratıcı, üretken ve açık toplumlar yaratmaya yardımcı olacaktır.우리는 이 원칙을 통해 더 많은 창조, 혁신이 일어나고 더 열린 사회가 구현될 것이라 믿는다.
İnanıyoruz ki bu prensipler daha yaratıcı, üretken ve açık toplumlar yaratmaya yardımcı olacaktır.Nous croyons qu'ils aideront à apporter plus de créativité, plus d'innovation et des sociétés plus ouvertes.
İnanıyoruz ki bu prensipler daha yaratıcı, üretken ve açık toplumlar yaratmaya yardımcı olacaktır.Vi tror att de kommer att bidra till större kreativitet, större uppfinningsrikedom och öppnare samhällen.
İnanıyoruz ki bu prensipler daha yaratıcı, üretken ve açık toplumlar yaratmaya yardımcı olacaktır.Vi tror på, at de bidrager til større kreativitet, større innovation og mere åbne samfund.
İnanıyoruz ki bu prensipler daha yaratıcı, üretken ve açık toplumlar yaratmaya yardımcı olacaktır.Wierzymy, że umożliwią one stworzenie bardziej twórczych, innowacyjnych i otwartych społeczeństw.
İnanıyoruz ki bu prensipler daha yaratıcı, üretken ve açık toplumlar yaratmaya yardımcı olacaktır.Wir glauben, dass diese mehr Kreativität, mehr Innovationen und offenere Gesellschaften herbeiführen werden.
İnanıyoruz ki bu prensipler daha yaratıcı, üretken ve açık toplumlar yaratmaya yardımcı olacaktır.Ние вярваме, че тези ще доведат до повече креативност, иновации и по-отворени общества.
İnanıyoruz ki bu prensipler daha yaratıcı, üretken ve açık toplumlar yaratmaya yardımcı olacaktır.نؤمن ونعتقد أن هذه المبادئ ستساعد في جلب المزيد من الإبداع والابتكار ومزيد من المجتمعات المفتوحة.
Kendi cehennemimizi yaratabiliriz. ama cenneti yaratmaya da kadiriz.Kita dapat menciptakan neraka kita sendiri, juga dapat menciptakan surga kita sendiri.
Kendi cehennemimizi yaratabiliriz. ama cenneti yaratmaya da kadiriz.우리는 스스로의 지옥을 지을 수도 있고, 반대로 천국을 만들어 낼 수도 있습니다.
Kendi cehennemimizi yaratabiliriz. ama cenneti yaratmaya da kadiriz.Me voimme itse luoda oman helvetimme, mutta samalla tavalla, me voimme luoda taivaan.
Kendi cehennemimizi yaratabiliriz. ama cenneti yaratmaya da kadiriz.Možeme si vytvoriť svoje vlasné peklo, no tak isto dobre môžme vytvoriť nebo.
Kendi cehennemimizi yaratabiliriz. ama cenneti yaratmaya da kadiriz.Podemos crear nuestro propio infierno, pero, a la vez, podemos crear un cielo.
Kendi cehennemimizi yaratabiliriz. ama cenneti yaratmaya da kadiriz.Possiamo costruirci il nostro inferno, ma allo stesso tempo possiamo optare per il paradiso.
Kendi cehennemimizi yaratabiliriz. ama cenneti yaratmaya da kadiriz.Potrafimy stworzyc sobie wlasne pieklo ale tak samo mozemy stworzyc raj.
Kendi cehennemimizi yaratabiliriz. ama cenneti yaratmaya da kadiriz.Tự tạo ra địa ngục... Hoặc cũng có thể tạo nên thiên đường.
Kendi cehennemimizi yaratabiliriz. ama cenneti yaratmaya da kadiriz.Μπορούμε να δημιουργήσουμε την ίδια μας την κόλαση, αλλά μπορούμε εξίσου να δημιουργήσουμε τον παράδεισο.
Kendi cehennemimizi yaratabiliriz. ama cenneti yaratmaya da kadiriz.Ми можемо створити своє пекло, але точно так само ми можемо створити небеса.
Kendi cehennemimizi yaratabiliriz. ama cenneti yaratmaya da kadiriz.Мы можем создать свой собственный ад, но мы можем также создать и рай.
Kendi cehennemimizi yaratabiliriz. ama cenneti yaratmaya da kadiriz.אנחנו יכולים ליצור את הגיהנום שלנו, אבל אנחנו יכולים באותה מידה ליצור גן-עדן.
Kendi cehennemimizi yaratabiliriz. ama cenneti yaratmaya da kadiriz.يمكننا خلق جحيمنا الخاص بنا كما يمكننا أيضا خلق جنتنا
Kendi cehennemimizi yaratabiliriz. ama cenneti yaratmaya da kadiriz.同時に、極楽を作り出すこともできるのである。
"Kimliğimi yeniden oluşturmaya ve kendi hikayemi yaratmaya ihtiyacım vardı.그 결과, 이 경험을 통해 나만의 이야기를 만들 필요가 있다는 것을 알았습니다
"Kimliğimi yeniden oluşturmaya ve kendi hikayemi yaratmaya ihtiyacım vardı.Poczułam, że muszę stworzyć własną historię o tym doświadczeniu, nowe narracje, aby odzyskać własną tożsamość.
"Kimliğimi yeniden oluşturmaya ve kendi hikayemi yaratmaya ihtiyacım vardı.ולכן ידעתי שעלי לכתוב סיפורים משלי אודות החוויה הזו,
"Kimliğimi yeniden oluşturmaya ve kendi hikayemi yaratmaya ihtiyacım vardı.ونتيجة لذلك ، أدركت أنني بحاجة لكتابة قصصي بنفسي حول هذه التجربة،
"Kimliğimi yeniden oluşturmaya ve kendi hikayemi yaratmaya ihtiyacım vardı.取り戻す必要がありました "自由を見つけるとは" 自ら創作することで 私たちは 人生という物語を 作家のように 真剣に紡ぐようになる (デービス 2009年 TEDx Women)
"Kimliğimi yeniden oluşturmaya ve kendi hikayemi yaratmaya ihtiyacım vardı.於是我覺得咁唔掂 我要活出自己嘅故事 我要重新演繹,定義自我
Kimliklerini yansıtan estetik imza niteliğinde bir görünüş yaratmaya çalışıyorlar.Cercano di mettere insieme un look firmato, un'estetica, capace di riflettere chi sono.
Kimliklerini yansıtan estetik imza niteliğinde bir görünüş yaratmaya çalışıyorlar.Eles tentam criar um visual característico, uma estética que reflete quem são.
Kimliklerini yansıtan estetik imza niteliğinde bir görünüş yaratmaya çalışıyorlar.Họ có gắng thúc đẩy cùng nhau như một vẻ riêng, một sự phẩm mỹ mà cho thấy được họ là ai.
Kimliklerini yansıtan estetik imza niteliğinde bir görünüş yaratmaya çalışıyorlar.Ils essayent de construire un look caractéristique, une esthétique, qui reflète leur identité.
Kimliklerini yansıtan estetik imza niteliğinde bir görünüş yaratmaya çalışıyorlar.Încearcă să încropească un aspect aparte, o estetică, pentru a arăta cine sunt.
Kimliklerini yansıtan estetik imza niteliğinde bir görünüş yaratmaya çalışıyorlar.Intentan crear un look propio, una estética, que refleje quienes son.
Kimliklerini yansıtan estetik imza niteliğinde bir görünüş yaratmaya çalışıyorlar.그들은 자기들이 누구인지를 드러낼 심미적이고 트레이드마크인 옷들을 만들기 위해 노력하죠.
Kimliklerini yansıtan estetik imza niteliğinde bir görünüş yaratmaya çalışıyorlar.Mereka berusaha untuk membuat sebuah ciri khas , sebuah keindahan seni, yang mencerminkan siapa mereka.