Bir sihirbaz olarak insanları durdurup düşünmeye teşvik eden imajlar yaratmaya çalışırım.人を立ち止まらせ考えさせることです また 医者に
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Ca marche très bien en Europe, mais ça ne fonctionne pas vraiment ici.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Comparaţia asta merge foarte bine în Europa, dar nu prea funcţionează aici.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Das funktioniert sehr gut in Europa, aber es funktioniert hier drüben nicht wirklich.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Dat werkt prima in Europa, maar hier niet zo.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Det virker meget godt i Europa, men det virker ikke rigtigt herovre.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Điều đó rất có hiệu quả ở châu Âu nhưng không thực sự ở đây.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Esto tiene sentido en Europa, pero no realmente acá en Estados Unidos.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Ez Európában jól hangzik, itt annyira nem.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Ini berjalan lancar di Eropa, tapi tidak terlalu jalan di sini.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Isso funcionou bem na Europa, mas não funcionou muito bem por cá.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.유럽에서는 통하는데 여기선 안통하네요. ^_^;
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Questa funziona bene in Europa, ma non molto quaggiù.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Ten żart dobrze działa w Europie, ale tutaj raczej nikt go nie chwyta.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.To sedí skvěle v Evropě, ale tady to nikdo moc nepochopí.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Това действа много добре в Европа, но всъщност не действа тук.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Що для Європи звучить сильно. Не як тут.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.Это отлично звучит в Европе, но здесь не очень понимают.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.זה כינוי שעובד מצויין באירופה, אבל לא כל-כך כאן בארה"ב.
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.وكان صدى الاسم جيدا في اوروبا , إلا أنه لم يلقى هذا الإستحسان هنا .
Bu, Avrupa'da geçerliliği olan bir tanım tabii, burada aynı etkiyi yaratmayabiliyor.さて 経済学者たちは 優先順位のリストを作り上げました
Bu bizim oraya yerleştirdiğimiz bir şey değildi. O bu dansı kendiliğinden yaratmaya başladı.Het was niet de bedoeling, maar hij begon te dansen.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Azt az érzést próbálja megteremteni, hogy ez egy történelmi lehetőség valami igazán rendkívülit megtenni.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Cerca di creare l'idea che questa è un'opportunità storica di fare qualcosa di realmente straordinario.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Creează sentimentul că asta e o șansă istorică de-a face ceva cu adevărat extraordinar.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Het probeert een gevoel te creëren dat dit een historische mogelijkheid is om iets buitengewoons te doen.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.정말 중요한 일을 해야한다는 역사적 사명이라는 감각을 만들려 노력하고 있습니다.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Nó cố gắng để tạo ra 1 cảm giác đây là 1 cơ hội lịch sử để làm điều gì đó thật sự lớn lao.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Se intenta crear un sentido de que esta es una oportunidad histórica de hacer algo realmente extraordinario.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.Опитва се да създаде усет, че това е историческа възможност да се направи нещо наистина изключително.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.שזו הזדמנות היסטורית לעשות משהו ממש יוצא דופן.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.أن هذه فرصة تاريخية لتقوم بشيئ رائع حقا.
Bu durumun olağanüstü birşeyler başarmak için tarihsel bir olanak olduğu hissini yaratmaya çalışıyor.歴史に残る機会だという意識を生み出すのです これは本当に喜びの多い活動です
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Asta face diferenţa.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Ça fait une différence.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Det spelar roll.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Điều đó làm nên khác biệt.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Esto marca la diferencia.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Het maakt verschil.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor. İnsanlara liderlik etmek için onların iznine ihtiyacınız yok.Não é preciso autorização das pessoas para as liderar.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Itu membuat perbedaan.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Sie macht den Unterschied.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Sokat számít.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.To je to, čo robí rozdiel.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Това има значение.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Це щось змінює.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.Это действительно меняет дело.
Bunun mitolojisinden bir dünya yaratmaya başlıyorum.Ahora, de la mitología de eso, estoy comenzando a crear un mundo.
Bunun mitolojisinden bir dünya yaratmaya başlıyorum.Dari mitologi itu, saya mulai menciptakan dunia.
Bunun mitolojisinden bir dünya yaratmaya başlıyorum.E agora, a partir da mitologia disso, estou a começar a criar um mundo.
Bunun mitolojisinden bir dünya yaratmaya başlıyorum.E ora, al di la della mitologia, Sto cominciando a creare un mondo.
Bunun mitolojisinden bir dünya yaratmaya başlıyorum.Et maintenant, à partir de la mythologie de ça, je commence à créer un monde.
Bunun mitolojisinden bir dünya yaratmaya başlıyorum.그리고 지금, 신화와 더불어 저는 세상을 만들기 시작해요.
Bunun mitolojisinden bir dünya yaratmaya başlıyorum.Następnie, na podstawie opracowanej mitologii zaczynam tworzyć świat.
Bunun mitolojisinden bir dünya yaratmaya başlıyorum.Og fra den mytologi begynder jeg at kreere en verden.
Bunun mitolojisinden bir dünya yaratmaya başlıyorum.Şi acum, dincolo de mitologia acestui lucru, am început să creez o lume.
Bunun mitolojisinden bir dünya yaratmaya başlıyorum.Und jetzt beginne ich, aus der Mythologie heraus eine Welt zu schaffen.
Bunun mitolojisinden bir dünya yaratmaya başlıyorum.Và giờ, từ nghĩa thần thoại, Tôi bắt đầu tạo nên 1 thế giới.
Bunun mitolojisinden bir dünya yaratmaya başlıyorum.Vanuit de mythologie begin ik een wereld te creëren.
Bunun mitolojisinden bir dünya yaratmaya başlıyorum.Και τώρα, πέρα από τη μυθολογία του, ξεκινώ να δημιουργώ έναν κόσμο.