Ana içeriğe geç
Sözlük

yaratma ile cümle

yaratma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Aleksandr'ın ülküsü; dili, dini, yönetim biçimi bir olan bir ülke yaratmaktı.בעיני רוחו ראה אלכסנדר אומה בעלת לאומיות אחת, שפה אחת, דת אחת וצורת מנהל אחת.
Felaket günü cihazları ve atomik süper insanlar yaratmada yetenekli ve tutkuludur.לרוב החשודים, כארגונים מרכזיים ובעלי עוצמה ישנה היכולת וההזדמנות.
1928'de tekrar Viyana'ya döndü ve Macaristan'da yeni bir devrimci örgütlenme yaratmaya çalıştı.ב-1920 ביקר שוב ברוסיה והייתה לו פגישה ידידותית עם לנין.
Bu soru bir paradoks yaratmaktadır.השאלה הופכת להיות שאלה של הבדלה.
Aslında bu şaşkınlık yaratmamalı, çünkü kimse ona karşı çıkmamıştır.היא אינה חלק מהסכסוך, ואין סיבה כי יתקוף אותה איש.
Oyunun bu sürümünde sim yaratma ve inşa modu ekranları tekrar dizayn edilmiştir.במהלך השחזור נמצאו המנגנון המקורי של השעון והפעמון.
Plansız kentleşme, özellikle yoksul kesim üzerinde büyük bir evsizlik riski yaratmaktadır.נראה כי היעדר געשיות מלווה שולי לוח רדודים במיוחד.
Ateş edilmesi Kraliçenin sağlığında veya hamileliği üzerinde bir etki yaratmadı.Опитът за убийство не оказва въздействие върху здравето или бременността на кралицата.
Oysa insan, içinde bulunduğu her anda, varoluşunu yeniden yaratmak, özünü belirlemek durumundadır.Той възниква, когато човек или имане бъдат зазидани при строежа.
Kariyerinin kötüye gidişinin ardından Hepburn, kendi geri dönüş aracını yaratmak üzere harekete geçti.След този спад в кариерата си, Хепбърн предприема действия, за да създаде свой собствен метод за завръщане.
Stan Lee yeni karakterler yaratmaya devam etti.Стан Лий създал още герои в същия стил.
Komün sınıfsız bir toplum yaratma amacındadır.Крайната ѝ цел е изграждането на безкласово комунистическо общество.
Yaratma Cesareti, Rollo May'in bir kitabı.Смисълът на тревожността (на английски: The Meaning of Anxiety) е книга написана от Роло Мей.
Ancak, hayat fizikçiler için her gün böyle problemler yaratmaktadır.Въпреки трудностите, децата изживяват ежедневно емоции.
Genel/teorik ve uygulamalı dil bilimi arasındaki bu özel durum sorun yaratmaktadır.Друго разграничение е например между теоретичната и приложната икономика.
Jackson, mantıklı ve inanılabilir bir dünya yaratmak istiyordu.Платон създава завършена мирогледна и логико-етична система.
Bu topluluk, yeni bir rahip nişanı yaratma kararını vermiştir.Населението реши да направи нова църква.
Dolayısıyla duanın kullanımı önemli bir teolojik nokta yaratmaktadır.Фактът, че и двамата вдигат оръжие е голям проблем от гледна точка на католическата сакраментална теология.
Komün sınıfsız bir toplum yaratma amacındadır.Njegov cilj je bio stvaranje besklasnog društva.
Dört gün sonra, Yeni Kuvvetler Hareketi adlı yeni bir siyasi parti yaratma amacını ilan etti.Tri mjeseca kasnije najavio je osnivanje nove političke stranke.
İbn-i Haldun, genç sultan Muhammed'den idealindeki bilge hükümdarı yaratmaya çalışıyordu.Ibn Haldun je pokušao oblikovati mladog Muhameda po svom idealu mudrog vladara.
Filmin başarısı Warner Bros.'u Batman: The Animated Series'i yaratmaya sevk etti.Uspjeh Batmana nagnao je Warner Bros. Animation da osmisle animiranu seriju.
İlk grupta, Tanrının cenneti ve dünyayı yaratması sahnelenmiştir.U prvom dijelu raspravlja o Bogu i stvaranju i upravljanju svijetom.
Bu durum da huzursuzluk yaratmaktaydı.To je stvaralo i vjersku nesnošljivost.
Ancak bu sorun yaratmaz.Ništa to je problem.
Önemli olan iyi bir takım yaratmak.To ih čini vrlo važnim dijelom opreme.
Yaratma kudreti olağanüstüdür.Egzistencija je savršenost.
Sağda, tanrı gün ışığında Güneş'i yaratmakta.To je bog zalazećeg Sunca, odnosno on predstavlja Sunce na zalasku.
Bu sırada da şarkıları kompoze etmeye ve kendi şarkılarını yaratmaya başlamıştı.Stále sa však venoval aj hudbe a skladal vlastné piesne.
Kendi düşmanlarını yaratmaya karar verirler.Podporil by svojich nepriateľov.
1914 yılında ise fütürist akımına uygun eserler yaratmaya başladı.V máji 1943 preto začali pracovať na koncepte protitankového dela.
Yaratma kudreti olağanüstüdür.Výsledky jeho tvorby sú obdivuhodné.
Heku, yaratıcı tanrının dünyayı ve tanrıları yaratmak için kullandığı temel güçtür.Brahma je prazáklad, ktorý stvoril bohov a svety.
22 Ekim 2003 tarihinde gitarist Ben Moody farklılık yaratma düşüncesiyle gruptan ayrıldı.22. októbra 2003 Ben Moody odišiel zo skupiny, oficiálne kvôli „rozdielom v tvorbe“.
İki Konferans: Yaratma Eylemi Nedir?Skladba sa zaoberá: konštrukciami.
Filozof için çilecilik, felsefe için uygun koşulları yaratmasıyla anlam kazanır.Štúdium veľkých filozofov je podmienka toho, aby sme dospeli k jasnému a pravému filozofovaniu.
Aslında bu şaşkınlık yaratmamalı, çünkü kimse ona karşı çıkmamıştır.Ale nech sa potom nečuduje, že si poštval proti sebe všetkých.
Büyücüleri alt edecek kadar çok sayıda kurt adam yaratmak istiyor.S tem hoče doseči, da bi število volkodlakov preraslo število čarovnikov.
Şiiri yaratma, yavaşça ara.Počasi, počasi in zategnjeno govori.
Dekonjestan ilaçların yan etkisi, kişide "sinirlilik hâli" yaratmalarıdır.Natančne simptomi od prevelikega odmerka so podobni tistim, ki jih je ti. živčni agent ustvaril.
Ancak, temel kazılarında sorun yaratmaktadır.Povzroča neprijetnosti pri težkih ulitkih.
Avrupa'lı emperyalistlerce belirlenen sınırlar birçok ülke ve grup için sıkıntılar yaratmaya devam ediyor.Orjaški dežen povzroča nevšečnosti v več evropskih državah.
Buna ek olarak gerçeğe en yakın hayatta kalma hikâyesini yaratmak istediklerini belirtti.Tad nusprendžia išsiaiškinti tiesą apie savo gyvenimą.
Yaratma kudreti olağanüstüdür.Tobulesnis esąs mąstymas.
Aleksandr'ın ülküsü; dili, dini, yönetim biçimi bir olan bir ülke yaratmaktı.Aleksandro III siekis buvo turėti šalį su viena tautybe, kalba, religija bei valdžia.
Doğada ve doğal malzemelerle eserlerini yaratmakta ve fotoğraflarını çekmektedir.Laisvalaikiu filmuoja ir fotografuoja gamtą.
Ama karaktere tam oturacak isimler yaratmak gerçekten onun için baş ağrısı olmuştur.Kita vertus, specifiniai bruožai, įgalinantys trumpai jį charakterizuoti, sunkiai apčiuopiami.
Şiiri yaratma, yavaşça ara.Kur iškeliauja pasakos, rež.
Böylece çok farklı hisler yaratmaktadır.Dėl to susidarė skirtingi atspindžiai.
"«Hedefimiz geleceğin Vefa'sını yaratmak»".Centro įkūrimas - iššūkis ateičiai".
Küçük ve orta ölçekli işletmelerin gelişimi için gerekli koşulları yaratmak.Luua soodsad tingimused väikese ja keskmise ettevõtete arenguks.
Bu kafalarda karşıklık yaratmaktadır.See tähelepanu on loov.
İlk grupta, Tanrının cenneti ve dünyayı yaratması sahnelenmiştir.Nt Alguses lõi Jumal taeva ja maa.
Nisan 2012'de Ni, "sorun yaratmak" ve "dolandırıcılık" nedeniyle iki buçuk yıl hapse mahkûm edildi.2012 vangistati ta kaheks aastaks punkstiilis palve pärast ("huligaansuse" eest).
Çeşitli uygulamada soy gazlar, inert atmosfer ortamı yaratmak amacıyla kullanılır.Paljude rakenduste puhul kasutatakse väärisgaase inertse keskkonna tekitamiseks.
Bu durum da huzursuzluk yaratmaktaydı.See tekitas mõistagi pingeid.
Ama Avrupa'da büyük bir etki yaratmadı.Egiptusesse ei jäänud sellest suuri mõjusid.
0 diverjansı olan bir vektör alanı yaratmaya çalışalım.Spróbujmy stworzyć pole wektorowe, które ma dywergencję równą zero.
10 PGAL olacak. Ribuloz bifosfatı yeniden yaratmak için kullanacağımız 10 fosfogliseraldehit, 10 PGAL.Маємо 10 3ФГА, 10 фосфогліцеральдегідів, які використаємо для відновлення риболози біфосфату.
1980'lerde yayımlanan Sırp-Hırvatça'dan çevrilen ve kalıcı bir tesir yaratmayan bir baskısı vardı.Houve uma edição publicada nos anos 1980, traduzida do servo-croata, a qual não provocou um impacto duradouro.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod