Ana içeriğe geç
Sözlük

yaratma ile cümle

yaratma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bugün ya da yarın gitmen pek fark yaratmayacak.It will not make much difference whether you go today or tomorrow.
Gidip gitmemen fark yaratmaz.It makes no difference whether you go or not.
Bununla ilgili bir sorun yaratmak istemiyorum.I don't want to make an issue of it.
Çocukların sorun yaratması yaygındır.It is common for children to cause trouble.
İnsan oğlu bir şeyler yaratmak için yaratıldılar.Human beings are created to create things.
Görüyorsun, insanlar zaman yaratmaz; eğer başarsaydık onu asla tüketmezdik.You see, humans don't create time; if we did we'd never run out of it.
Küçük bir şeyden büyük bir sorun yaratma.Do not make a major problem out of a minor one.
Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu, onu kendi başınıza yaratmaktır.The best way to predict the future is to create it yourself.
Tom'un niyeti Mary'ye sorun yaratmak değildi.Tom didn't intend to cause Mary any trouble.
Kar yaratmak için sorunlar yaratmak zorundasın.You have to create problems to create profit.
Beş ya da on dakika fark yaratmazdı.Five or ten minutes would not have made any difference.
Yatırımcılar, gerçek değer yaratma ile hüsnükuruntuyu ayırt etmeliler.Investors must distinguish between genuine value creation and wishful thinking.
Yeni bir web sitesi yaratmak zorundayım.I have to create a new website.
Tom'a sorun yaratmak istemiyorum.I don't want to add trouble to Tom.
"Çocuklarımla geçirecek zamanım yok." "Zaman yaratmalısın.""I don't have time to spend with my kids." "You should make time."
Gelenekler evin atmosferini yeniden yaratmaya yardımcı olur.Traditions help to recreate the home's atmosphere.
Biz hiç yeni sorunlar yaratmak istemiyoruz.We don't want to create any new problems.
Onu biz yaratmadık.We didn't create it.
Ben bir fark yaratmak istiyorum.I want to make a difference.
Algılama olmadan yaratmak imkansızdır.It is not possible to conceive without perceiving.
Yaz ev ödevim için süt kartonlarıyla büyük bir şey yaratmaya çalışacağım.For my summer homework, I'll try to create something big with milk cartons.
O bir fark yaratmak zorunda.That's got to make a difference.
Tom açıkçası soruna yaratmaya çalışıyor.Tom is obviously trying to cause trouble.
Onu yapmak herhangi bir fark yaratmazdı.Doing that wouldn't have made any difference.
Tom bize daha fazla sorun yaratmak istemiyordu.Tom didn't want to cause us any more trouble.
Bir kadın iyi bir koca yaratmak için bir dahi olmalı.A woman must be a genius to create a good husband.
Tom bir fark yaratmaya çalıştı.Tom tried to make a difference.
O, sorun yaratmak için geldi.He came to cause trouble.
Ben kendi dünyamı yaratmak istiyorum.I want to create my own world.
Zaman yaratman gerekiyor.You need to make time.
Tom'un yarın sabah senin için biraz zaman yaratmasını isteyeceğim.I'll ask Tom to make some time for you tomorrow morning.
Onlar sentetik yaşam formu yaratmak istiyor.They want to create a synthetic life form.
Bu çok fark yaratmazdı.That wouldn't make much difference.
Herhangi bir farklılık yaratmadı.That wouldn't make any difference.
Muhtemelen herhangi bir fark yaratmayacak.It's likely not to make any difference.
Herhangi bir fark yaratmayacak.It's not going to make any difference.
Sıfırdan bir ülke yaratmada bir deney gerçekleştirin.Perform an experiment in creating a country from scratch.
Din hala kullanımda olan çeşitli takvimleri yaratmada çok önemli bir rol oynamıştır.Religion played a very important role in creating the various calendars still in use.
Bu çok fark yaratmadı.It didn't make much difference.
O bir suçun öyküsünü yaratmada iyidir.She's good at creating the narrative of a crime.
Senin geleceğini tahmin etmenin en iyi yolu onu yaratmaktır.The best way to predict your future is to create it.
Biz sorunları yaratmadık.We didn't create the problems.
Fark yaratmamız gerekiyor.We have to make a difference.
Ayrıca iş yaratmaya yardımcı olacak.It'll also help create jobs.
İstihdam yaratmaya da yardımcı olacak.It'll also help create jobs.
"Fark Yaratma" kitabını okumayı az önce bitirdim.I just finished reading the book "Making a Difference".
Sorun yaratmayı keser misin?Could you stop causing trouble?
Bizim daha fazla iş yaratmamız gerekiyor.We need to create more jobs.
Daha fazla iş yaratmak zorundayız.We have to create more jobs.
Boş zamanımda daha fazla boş zaman yaratma planları üretiyorum.In my free time, I come up with plans to create more free time.
Yeni bir site yaratmak zorundayım.I have to create a new site.
Tom bir yaban hayatı sığınma evi yaratmak için mülkünü bağışladı.Tom donated his estate to create a wildlife sanctuary.
Sami ve Leyla'nın ilişki sorunları ofiste bir miktar gerginlik yaratmaya başladı.Sami and Layla's relationship problems started to create some tension at the office.
Toz yaratmayın!Don't create dust!
Sami'nin avukatı jüri üyelerinin zihinlerinde mantıklı şüphe yaratmak istiyordu.Sami's lawyer wanted to create reasonable doubt in the minds of the jurors.
Sorun yaratmayacaktır.It shouldn't be an issue.
Tom problem yaratmak istemedi.Tom didn't want to cause trouble.
Temel görevi aktif bir barış işlevi yaratmaktı.His main task was creating an active peace function.
Nisan 2012'de Ni, "sorun yaratmak" ve "dolandırıcılık" nedeniyle iki buçuk yıl hapse mahkûm edildi.In April 2012, Ni was sentenced to two and a half years in prison for “making trouble” and "fraud."
Kocası Dong Jiqin, benzer şekilde "sorun yaratmak" suçlamasıyla iki yıl hapse çarptırıldı.Her husband, Dong Jiqin, was similarly sentenced to two years for "making trouble."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod