Ana içeriğe geç
Sözlük

yarat ile cümle

yarat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Boş zamanımda daha fazla boş zaman yaratma planları üretiyorum.In my free time, I come up with plans to create more free time.
Eğlence için yaşayan yaratıkları öldürmemelisin.You shouldn't kill living creatures for fun.
Tom benden daha yaratıcıdır.Tom is more creative than me.
Yeni bir site yaratmak zorundayım.I have to create a new site.
Tanrı insanı yarattı.God created man.
Ben yaratıcı bir adamım.I'm a creative guy.
Bilim kurgu son derece yaratıcı bir türe sahiptir.Science fiction is a highly imaginative genre.
İnsan bir alışkanlık yaratıcısıdır.The human being is a creature of habit.
Tom yaratıcı bir kişidir.Tom is a creative person.
Bu politikalar milyonlarca iş yaratacaktırThese policies will create millions of jobs.
Biz duygusal yaratıklarız.We are emotional creatures.
Eğer onu yapmazsam sorun yaratır mı?Is it OK if I don't do that?
İçeri girmezsem sorun yaratır mı?Is it OK if I don't come in?
SARS salgını Asya çapında panik yarattı.The SARS epidimic sent a panic through Asia.
Yaratılanlardan fazla yaratıcı vardır.There are more creators than creations.
Evren hakkında düşünmek bende her zaman varoluşsal bir kriz yaratır.Thinking about the universe always gives me an existential crisis.
Onun yaratıcılığı tükendi.His creativity ran out.
Bir fark yaratabilir miyiz?Can we make a difference?
Daha büyük bir fark yaratabilir miyiz?Can we make a bigger difference?
Seni kim yarattı?Who created you?
Leyla bir fantezi dünyası yarattı.Layla created a fantasy world.
Leyla bir hayal dünyası yarattı.Layla created a fantasy world.
Sanırım bir fark yaratabiliriz.I think we can make a difference.
Sanırım o bir fark yarattı.I think that's made a difference.
Sanırım bu büyük bir fark yarattı.I think it made a big difference.
Sanırım fark yarattık.I think we made a difference.
Ejderhalar tehlikeli yaratıklardır.Dragons are dangerous creatures.
Ejderhalar güçlü yaratıklardır.Dragons are powerful creatures.
Yaratılışçılık bir yalandır.Creationism is a lie.
Tom bir yaban hayatı sığınma evi yaratmak için mülkünü bağışladı.Tom donated his estate to create a wildlife sanctuary.
Sami ve Leyla'nın ilişki sorunları ofiste bir miktar gerginlik yaratmaya başladı.Sami and Layla's relationship problems started to create some tension at the office.
Koreograf çarpıcı bir dans rutini yarattı.The choreographer created a stunning dance routine.
Mary, Tom'un şimdiye kadar gördüğü en büyüleyici yaratıktı.Mary was the most enchanting creature that Tom had ever seen.
İnsan gerçekten yaratılışın zirvesi midir yoksa sadece bir hilkat garibesi midir?Is man really the pinnacle of Creation, or just a freak of nature?
O yaratığı sürükledi.He dragged the creature.
O, yaratıkları sürükledi.He dragged the creatures.
Lucario, Pokémon dizisindeki bir yaratıktır.Lucario is a creature in the Pokémon series.
Tanrı şeytanı yarattı.God created the devil.
Kovan mühimmat deposuna düştü ve bir dizi patlama yarattı.The shell fell into the ammunition depot, which provoked a series of explosions.
Kabuk mühimmat depolarına düştü ve bir dizi patlamalar yarattı.The shell fell into the ammunition depot, which provoked a series of explosions.
Tom'un yaratıcı olduğunu biliyorum.I know that Tom is creative.
Tom'un çok yaratıcı olmadığını biliyordum.I knew Tom wasn't very creative.
Tom bana Mary'nin yaratıcı olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom told me that he thought Mary was creative.
Bunu yememek sorun yaratır mı?Is it OK not eat this?
Eğer bunu yaparsan bana sorun yaratacak.It's going to cause me problems if you do that.
Tom eskiden olduğu kadar yaratıcı değildir.Tom isn't as creative as he used to be.
Tom, Mary'nin yaratıcı olduğunu söyledi.Tom said that Mary was creative.
Tom ve Mary ikisi de çok yaratıcı, değil mi?Tom and Mary are both very creative, aren't they?
Tom ve Mary ikisi de yaratıcı, değil mi?Tom and Mary are both creative, aren't they?
Sambo, Sovyet Kızıl Ordu tarafından yaratılmış bir Rus dövüş sanatıdır.Sambo is a Russian martial art created by the Soviet Red Army.
Tom, bunu yapmanın bir fark yaratacağını düşünmediğini söyledi.Tom said he didn't think that doing that would make any difference.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar yaratıcı görünmüyordu.Tom didn't seem to be as inspired as Mary seemed to be.
Tom'un çok yaratıcı olacağını düşünmemiştim.I didn't think Tom would be so creative.
Tom'un göründüğü kadar yaratıcı görünmüyorsun.You don't seem to be as creative as Tom seems to be.
Onu yapmak için yaratıldım.I'm being made to do that.
Tom'un Mary kadar yaratıcı olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is as creative as Mary.
Tom kadar yaratıcı görünmüyorsun.How about Monday?
Bu "arkadaşlar" senin üzerinde kötü bir etki yaratıyor.These "friends" are a bad influence on you.
Sami'nin ortadan kaybolması öğrenciler arasında korku yarattı.Sami's disappearance struck fear among the students.
Bu yağlı boyayı kim yarattı?Who created this oil painting?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod