O yaratıcı, akıllı ve düşünceli bir bireydir.He is a creative, intelligent and thoughtful individual.
Garip bir yaratık ormanda dolaşıyor.A strange beast is roaming through the woods.
Ben yaratılışçıların müzesine gittim.I went to the creationists' museum.
O bir suçun öyküsünü yaratmada iyidir.She's good at creating the narrative of a crime.
O, bilimsel alanda harikalar yarattı.She's done wonders in the scientific field.
Ejderhalar hayali yaratıklardır.Dragons are imaginary creatures.
Tom boş zamanında bu uygulamayı yarattı.Tom built this app in his spare time.
Biz hepimiz eşit yaratılırız.We're all created equal.
Tom bana yaratıcı olmamı söyledi.Tom told me to get creative.
İnsanlar ölürler ama onların yarattığı şeyler dururlar.People die, but the things they create endure.
Biz biribirimiz için yaratılmışız.We were made for each other.
Senin geleceğini tahmin etmenin en iyi yolu onu yaratmaktır.The best way to predict your future is to create it.
Bu, yaratılışın köşe taşıdır.This is the cornerstone of creation.
Kendi şansınızı kendiniz yaratın.You make your own luck.
Yaratıcılığım modern dilleri öğrenerek bir çıkış noktası buluyor.My creativity finds an outlet through learning modern languages.
Bir deha olağanüstü yaratıcılık yeteneklerine sahip bir kişidir.A genius is a person with extraordinary creative abilities.
Bu güvensiz bir ortam yarattı.It created an unsafe environment.
Bence bir fark yaratacak.I think it'll make a difference.
Bunda yaratıcılık nerede?Where's the creativity in that?
Binlerce iş yaratılmıştır.Thousands of jobs were created.
Binlerce iş yaratıldı.Thousands of jobs were created.
Onlar fark yaratabilirler.They could make the difference.
Biraz yaratıcı olmak hoşuma gidiyor.I like to be a little creative.
Biz sorunları yaratmadık.We didn't create the problems.
İnsanlar alışkanlık yaratıklarıdır.People are creatures of habit.
Fark yaratmamız gerekiyor.We have to make a difference.
Kendi sorunlarımızı yarattık.We created our own problems.
Ayrıca iş yaratmaya yardımcı olacak.It'll also help create jobs.
İstihdam yaratmaya da yardımcı olacak.It'll also help create jobs.
Tom büyük bir fark yarattı.Tom made a huge difference.
Dua, harikalar yaratabilir.Prayer can work wonders.
Dua, mucizeler yaratabilir.Prayer can work wonders.
Tom fark yarattı.Tom made the difference.
O fark yaratıyor.It makes a difference.
Tom'un varlığı fark yaratıyor.Tom makes a difference.
Burada şarkı söylemek sorun yaratır mı?Is it OK to sing here?
"Fark Yaratma" kitabını okumayı az önce bitirdim.I just finished reading the book "Making a Difference".
Tom'un yarattığı karışıklığa bak.Look at the mess Tom made.
Bunun herhangi bir fark yaratacağını düşünüyor musun?Do you suppose it will make any difference?
Bence bu hiçbir fark yaratmıyor.I think that it doesn't make any difference.
Sorun yaratmayı keser misin?Could you stop causing trouble?
Umarım yaptığımız şey bir fark yarattı.I hope what we did made a difference.
Bu nasıl bir fark yaratacak?How will this make a difference?
Bizim daha fazla iş yaratmamız gerekiyor.We need to create more jobs.
Daha fazla iş yaratmak zorundayız.We have to create more jobs.
Tom yaratıcı olduğumu düşündüğünü söyledi.Tom said he thought I was creative.
Bir insan ne kadar fark yaratabilir?How much difference can one man make?
Nasıl bir fark yaratacağız?How are we going to make a difference?
Bunu ben yarattım.I created this.
Küçük değişiklikler büyük bir fark yaratabilir.Small changes can make a big difference.
Gerçekten yaratıcısın, değil mi?You're really creative, aren't you?
Sanırım fark yaratabilirim.I think I can make a difference.
Tom, Mary'den çok daha yaratıcıdır.Tom is a lot more creative than Mary is.
Sanırım oldukça yaratıcıyım.I'm pretty creative, I think.
Tom benden daha yaratıcı.Tom is a lot more creative than I am.
Sanırım bir fark yarattım.I think I made a difference.
Tom benden çok daha yaratıcı.Tom is a lot more creative than me.
Tom, Mary'den daha yaratıcı.Tom is more creative than Mary is.
Sen gerçekten yaratıcısın.You're really creative.
Tom Mary'den daha yaratıcı.Tom is more creative than Mary.