Ana içeriğe geç
Sözlük

yarat ile cümle

yarat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bu ilaç tıkalı burun için harikalar yaratacaktır.This medicine will do wonders for a stuffed nose.
Çoğu insan yaratıcı olmayı sever.Most people love being creative.
Yaratıcılık anahtardır.Creativity is the key.
O büyük bir fark yaratıyor.That makes a big difference.
O bir fark yaratır.That makes a difference.
Tom bir fark yarattı.Tom made a difference.
Bu bir fark yarattı.It made a difference.
Sıcaklık artışları soğuk algınlığına yakalanmak için ideal koşulları yaratır.Rises in temperature create the ideal conditions for catching colds.
Yaratıcının gözünde herkes eşittir.In the eyes of the Creator, all are equal.
İnsanlar sosyal yaratıklardır.Human beings are social creatures.
İşsizliği onlar yarattı.They created the unemployment.
Eğer Tom burada olsaydı kesinlikle fark yaratırdı.If Tom had been here, it definitely would've made a difference.
Yaratıcı bir meydan okuma için hazır mısın?Are you ready for a creative challenge?
O bir fark yaratır mı?Would that make a difference?
Herkes dünyada bir fark yaratabilir.Everyone can make a difference in the world.
Dünyada nasıl fark yaratabiliriz?How do you think you can make a difference in the world?
Dünyada fark yaratabilirsin.You can make a difference in the world.
Tek bir kişi fark yaratabilir mi?Can one person make a difference?
Bir insan gerçekten fark yaratabilir mi?Can one person really make a difference?
Farkı yaratan kısım işte bu.And that is where the difference lies.
Tom Mary'nin ruh eşi olduğunu ve birbirleri için yaratıldıklarını söylüyor.Tom says Mary is his soul mate and that they were made for each other.
Allah tüm insanları eşit yarattı ama insanlar farklı olarak düşünüyor.God created all men equal but men think it differently.
John Dalton, atom teorisinin yaratıcısıydı.John Dalton was the creator of the atomic theory.
Tom'un yaptığı o kadar yaratıcı değildi.What Tom did wasn't all that creative.
Öğrencilerimizin daha yaratıcı olmalarına izin vermeliyiz.We need to let our students be more creative.
Daha yaratıcı olmaya çalış.Try to be more creative.
Tom son üç yıldır yaratıcı yazarlık eğitimi veriyor.Tom has been teaching creative writing for the past three years.
Tom bunu yarattı.Tom created this.
Bu, Tom tarafından yaratıldı.This was created by Tom.
Ben her zaman yaratıcıydım.I've always been creative.
Ben yaratıcı bir çocuktum.I was a creative kid.
Zor sorunlar yaratıcı çözümler gerektirir.Difficult problems require imaginative solutions.
Gölgelerin içinde saklanmış yaratıklar vardı.There were creatures lurking in the shadows.
Nasıl bir fark yaratıyor?What difference does this make?
Ne gibi bir fark yaratıyor?What difference does this make?
Sadece biraz beklemeniz bir sorun yaratır mı?Is it ok if you wait just a little while?
Ben Frankenstein'ı kendi ellerimle yarattım.I created Frankenstein by my own hands.
Yaratık yaratıcısını öldürdü.The creation killed its creator.
Din hala kullanımda olan çeşitli takvimleri yaratmada çok önemli bir rol oynamıştır.Religion played a very important role in creating the various calendars still in use.
Allah zaman yarattı ama insan acele etti.God made time, but man made haste.
Fonksiyon organ yaratır.The function creates the organ.
Dil bilinç yaratır.Language creates conscience.
Bir fark yaratabilirsin.You can make a difference.
Bunu yapmak bir fark yaratacak mı?Will doing this make a difference?
Kadınlar şaşırtıcı yaratıklardır.Women are amazing creatures.
Odadaki bir ayna duvar bir ferahlık yanılsaması yaratır.A mirror wall in the room creates an illusion of spaciousness.
Bu zorlukla bir fark yarattı.It hardly made a difference.
O büyük bir fark yarattı.That made a huge difference.
Kurbağalar böyle muhteşem yaratıklar.Frogs are such marvelous creatures.
Hıristiyanlar Tanrı'nın dünyanın yaratıcısı olduğuna inanıyor.Christians believe that God is the creator of the world.
Bu gerçekten bir fark yaratacak mı?Will that really make a difference?
Bu çok fark yaratmadı.It didn't make much difference.
Bu herhangi bir fark yaratacak mı?Will that make any difference?
Haber büyük bir heyecan yarattı.The news caused a huge stir.
Her duyarlı yaratık şefkati hak ediyor.Every sentient creature deserves compassion.
Dil farkındalık yaratır.Language creates awareness.
O gerçekten bir fark yarattı.That really made a difference.
Bunun bir fark yarattığını düşünüyorum.I think it makes a difference.
Yaratıcı insanların canlı hayal güçleri vardır.Creative people have vivid imaginations.
Tom yaratıcı yazım dersi aldı.Tom took a creative writing class.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod