Bu yolda, kırsalda en az bir milyon istihdam yaratacağım.In this way I'm going to provide not less than a million rural employment that I'm going to create.
Bu hafta, bizim yaratıcılığımız için bir kutlamadır.This week is a celebration of our creativity.
Yaratıcılığımız, türümüzü yıldızlara ulaştırmıştır.Our creativity has taken our species to the stars.
İnanıyorum o yaratcılığı bu okulda oldukça söylentiymiş.I believe he's been creating quite a scuttlebutt at school as well.
Başkan. Bu ünvanı onlar yaratmadılar."President." They didn't invent the title.
Bugün sizlere, daha iyi bir dünya yaratmak için niye silahı seçtiğimi anlatacağım.Today I want to tell you why I chose the gun to create a better world.
-- zannetmiyorum ki bile bile sorun yaratacak robotlar yapalım.-- I don't think we're going to deliberately build robots that we're uncomfortable with.
Fakat bu yaratıcı bir insan için ilginç bir deneyim.But that's an interesting thing for a creative person.
Bak, aslında demokrasilerde şehircilik ilginç bir konu çünkü kaos yaratıyor, öyle değil mi?No, but the issue of city building in democracy is interesting because it creates chaos, right?
Çin, Brezilya, İspanya'nın diğer bölgeleri Gelip Bilbao etkisini yaratmam için.China, Brazil, other parts of Spain -- to come in and do the Bilbao effect.
Bizi bu adamları ayartmak için getirtmişler -- projeyi yaratmak için.They just brought us there to hustle this group, you know, to create a project.
Şimdi konuşacağım konu: Hiçbir şeyden birşey çıkarma ve bizim yaratıcılığımız.What I'm going to talk about: nothing out of something, and how we create.
Ve çizimlerim kötü değildi, fakat yaratıcı da değildi.And it wasn't bad, but it wasn't really creative.
Ayrıca, yaratıcılığın prensiplerinden biri de küçük bir çocukken travme geçirmektir.Also, one of the principles of creativity is to have a little childhood trauma.
Siz böylece çok yaratıcı olursunuz, bir nevi hayatta kalma duyusu gibi.You become very creative, in a survival sense.
Fakat bu soruya geri dönecek olursak, hiçbirşeyden nasıl birşeyler yaratırım?But I go back to this question of, how do I create something out of nothing?
Ve kendi hayatımda nasıl yaratırım?And how do I create my own life?
Ben bunun ne olduğunu, nasıl yarattığımız olgusunu anlamaya başlarım.I will come to some notion of what that is, how we create.
Tabii bir de "Liop an da lapa" olarak; yani "çift yüzgeçli hantal yaratık".Another title would be "liop an dá lapa," "the unwieldy beast with two fins."
Bu devrim yaratan bir fikirdi.People start losing interest in Oklahoma
Sihirli ayakkabılarını Kötü Cadı'nın bilgisayarla yaratılmış ordularını yenmek için kullan."Use your magic slippers to defeat the computer-generated armies of the Wicked Witch."
Sanat, gerçek duygular yaratan bir yanıltmadır, gerçeklik yaratan bir yalandır.Art is a deception that creates real emotions -- a lie that creates a truth.
Bu, olduğumuz kişi, yaşam tarzımız ve elbette yaratım şeklimizdir.It's who we are, it's how we live, and of course, it's how we create.
Fakat hukuk sistemimiz yaratıcılığın türevsel doğasını tanımıyor.But our system of law doesn't acknowledge the derivative nature of creativity.
Hip-hop'ın altın çağının heavy müzik kolaj sample'larını yaratmak şimdi imkansız derecede pahalı.The sample-heavy musical collages of hip-hop's golden age are now impossibly expensive to create.
Adem'in yaratılışı gibi, bir anlamda Mathew da yeniden doğuyor.Just as Adam was created, in a sense Matthew is recreated.
İnsanların eşit yaratıldığını duyduğumda bundan rahatsız oluyorum.When they say all men are created equal, that bothers me.
Eski medyayı kullanarak yaratılmış yeni bir medya.It is new media created from old media.
Bence bunlar yaratıcılığın baş elementleri.I think these are the basic elements of all creativity.
Bence her şey bir remiks ve yaratıcılığı ortaya çıkarmanın daha iyi bir yolu.I think everything is a remix, and I think this is a better way to conceive of creativity.
Bizim yaratıcılığımız dışarıdan gelir, içeriden değil.Our creativity comes from without, not from within.
Kendi kendimize yaratılmış değiliz.We are not self-made.
"Sanırım kendimi,adaların yaratılış efsanesinin kıyısına kadar getirdim"I fancied myself brought near to the very act of creation
Yeni bitkiler,yeni hayvanlar yani yeni bir yaşam adaların kendisi tarafından yaratılıyorduNew plants, new animals, new life was being made by the islands themselves
Aslında bu yaratık Penfield'ın araştırmasının bir sonucudur.Actually this creature is the result of the Penfield research.
Pazarlama kullanıcı grupları yaratır.Marketing creates user groups.
Bundan dolayı ben bir çeşit ses filtresi yarattım, ki gürültü kirliliğinden kendimizi koruyabilelim.So I wanted to create a kind of sound filter, able to preserve ourselves from noise pollution.
Benim gibi sizin gibi bir cisim yaratmak istedim.I want to create an object like you and me.
Ve konsept şu bir çeşit soğan yaratalım, bir çeşit katman yapısında.And the concept is to create a kind of onion, a kind of structure in layers.
Bu niçin yarattığımın sebebi, David Edwardla birlikte,This is the reason why
Bu nesnenin çalışma prensibi ekosistem yaratmaktır ki adına aquponics denir.So the principle of this object is to create an ecosystem called aquaponics.
Ama mükemmel bir yer yaratmak önemliydi, ve ben denedim de, çalışmlarım ve tasarlamalarım sonucu.But it was important to create a perfect place, so I tried to, in order to work and create.
İkincisi, çok daha az enerji kullanmak için elimizden geleni yapmalıyız bu maddeleri yaratırken.Second of all, we should really strive to use far less energy in creating these materials.
Bizde dünyanın her yanında formülasyonlar yarattık bölgesel yan ürünleri kullanarak.So we've created formulations for all around the world using regional byproducts.
Bunlar daha fazla karakter yaratabilmeniz için temel taşları.They are the building blocks for you to create lots more characters.
Ses yaratabilmemiz için bu nefesi tutup kontrol etmemiz gerek.We need to be able to hold and manipulate that breath in order to form sounds.
Çenemi kaybettiğim için artık bu kapalı ortamı yaratamıyordum.Because I had lost my jaw,
Bu iki insan arasında bir ayrılık ya da uzaklık yaratıyor mu?Does that create a separation or a distance from one person to the next?
Böylece İskoçya'da kişiselleştirilmiş bilgisayar sesleri yaratan bir şirketle iletişime geçtik.So we contacted a company in Scotland that created personalized computer voices.
Önceden kaydedilmiş materyallerden ses yaratmamışlardı hiç.They'd never made one from previously-recorded materials.
Bu ses İskoçya'daki CereProc adlı bir şirket tarafından yaratıldı.The voice was created by a company in Scotland named CereProc.
Bu bir birey için yarattıkları ilk ses.This is the first voice they've created for an individual.
Şimdi ise bir tür küresel farkındalık yaratıyor gibi görünen İnternet çağında yaşıyoruz.Now we live in the age of the Internet, which seems to be creating a form of global consciousness.
Kelimenin tam manasıyla... bunlar karada yaşamak için yaratılmamışlar.And in every sense of making a pun here, these are true non-terrestrials.
Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır.There are tales of creation and loss, death and resurrection, and obstacles that must be overcome.
Belki de dopamin artışı yaratıcılıktaki artışla bağlantılıdır.So perhaps more dopamine is related to more creativity.
Tam dengede olması gerekir, yaratıcı olacak kadar, ama palavralara kanmayacak kadar.Just right, you're creative, and yet you don't fall for too much baloney.
İşte karşınızda müthiş Jerry Andrus, ve yarattığı 3 boyutlu "imkansız sandık" illüzyonu.Well here's the late, great Jerry Andrus'
Üstünlük ve kusursuz bir dünyayı uyandırma algısını nasıl yaratırsınız?How do you create the sense of transcendence, the sense of evoking a perfect world?
Aslında, onu yaratan temele indiğinizde cazibe için daha çok takdir görüyorsunuz.And, actually, you get more appreciation for glamour when you realize what went into creating it.