Ben sizlerin de başvurmanızdan memnuniyet duyarım. Bizim işimiz dünyamızı tekrar yaratmak.Our work is about regenerating the world around us
Liquid ve Makarov bir silah yaratıyorlar.Liquid and Makarov are creating a new weapon.
Bir hareket yaratarak yaptı.He did it by creating a movement.
Ürün veya hizmet yarattığınızda bu kararlarınızı da etkiler.It also informs the decisions you make when you make products or services.
Ne yazık ki yazarların hareket yaratmaları için planlanmamış.But what a shame that it's not organized to help authors create movements.
Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.It makes a difference.
Sizden yapmanızı istediğim şey sadece 24 saatinizi alıyor, Bir hareket yaratın.What I want you to do, it only takes 24 hours, is: create a movement.
Rastgele numara yaratıcılarını da öngörmekle ilgilenmiyorum, aslında insanlar beni arayıpI'm not engaged in predicting random number generators.
Bu iki vektör bir iki boyutlu uzay yaratabilir.They can define a two-dimensional space.
Bu metnin adı "Ben Duygusal Bir Yaratığım"This is called "I'm An Emotional Creature."
Ben duygusal bir yaratığım!" dediği için yazıldı.I'm an emotional creature!"
Ben duygusal bir yaratığım.I am an emotional creature.
Ben duygusal, ben duygusal koşulsuz, sadık bir yaratığım.I am an emotional, I am an emotional, incondotional, devotional creature.
Bir design ın illa ki zeki bir yaratıcıya ihtiyacı oldugunu düşünülebilirdi.You would have thought it stands to reason that design requires an intelligent designer.
Büyük yaratıcılık.Great creativity.
Yoksun zamanlarda büyük yaratıcılık gereksiniriz,In times of need, we need great creativity.
Büyük yaratıcılık, saçmaca, şaşırtıcı, anlamlı ve anlamsızca güçlüdür.Great creativity is astonishingly, absurdly, rationally, irrationally powerful.
Büyük yaratıcılık politikacıları seçtirir veya partileri düşürür.Great creativity can make politicians electable, or parties unelectable.
Yaratıcılık ezilmişin tişörtümüzde sloganı dudaklarımızdaki deyiştir.Creativity is the meme-maker that puts slogans on our t-shirts and phrases on our lips.
Bilim akıllıdır, ancak büyük yaratıcılık daha sihirlidir, az bilinir.Science is clever, but great creativity is something less knowable, more magical.
Yaratıcı hoş ayrıntılarla bizi değişik davranmaya zorlar.To tempt us to act differently with delightful creative scraps.
Büyük yaratıcılık kazanmalı, basit ve kesin.Great creativity is needed to take it all, make it simple and sharp.
İklim değişikliğine karşı yaratıcı olalım.Let's get creative against climate change.
"Hayallerinizin kızı"nı aramak yerine, onu yaratmaya çalışın.Instead of looking for 'the girl of your dreams' you try to make her.
Bunu yapmak çok kolay. Bebeğiniz için uyarıcı bir ortam yaratmanız çok önemli.There's also so many toys that help babies.
Bebeğiniz için uyarıcı bir ortam yaratmanız çok önemli. Bunu yapmak çok kolay.Anything with bright colors and bright patterns will be terrific.
Bebeğiniz için uyarıcı bir ortam yaratmanız çok önemli.Another way to stimulate your baby is to put a little mirror next to them.
Çoğu zaman acıyı yaratan bizleriz.Very often we create suffering.
Karma yarattığımız acılardır.Karma We create suffering.
Kendi cehennemimizi yaratabiliriz. ama cenneti yaratmaya da kadiriz.We can create our own hell, but we can just as well create heaven.
Şimdiki hayatımız, karmamız tarafından yaratılmıştır ondan kaçamayız.Our present life is created by our Karma We cannot escape it.
Karma acıdan acı yaratmadır peki bunu önlemenin bir yolu var mıdır? gelecekteki acıyı?Karma Suffering creates suffering. So, is there a way of actually prevent future suffering?
Biz yaratabileceğiz, daha az, kendimiz ve diğerleri için.less suffering for us and for others.
Karmamız bizi bağlayan bir zincirdir geçmiş acılarından yaratacağı gelecek acılarına.Our Karma is the bond that ties us to past suffering and that will create future suffering too.
Ancak en ufak bir anlam bile farklılık yarattı.But even the small meaning made a difference.
Bunun bize psikolojik olarak yaptığının, bir denklem yaratmak olduğunu sanıyorum.And I think what that does to us psychologically is it creates an equation.
Bizim merakımızı nasıl cezbetmiyor da, onu basit, insan uydurması hurafelerle ve yaratıklarlaHow does it so fail to hold our attention That we have to diminish it with the invention
Ah, yaratılanlar bu kadar güzelken, kaynağı ne kadar parlak olmalı!Ah, when creation shows so much beauty, how radiant must be its source!
Seninki yaşamak ve bir hayat yaratmak için duyulan lanet bir istek.Yours is a hellish desire to live and to create life.
"İnsanların hayatlarının niteliğindeki farkı yaratan ne?"What makes the difference in the quality of people's lives?
Performanslarındaki farkı yaratan ne?"What in their performance?"
Performansla ilgili telefonlar aldığımda böyle tabii. Nasıl bir fark yaratabiliriz, ona bakıyoruz.When I get those calls about performance, that's one thing.
Belirleyici etken asla kaynaklar değildir, kaynak yaratabilme yeteneğidir.The defining factor is never resources; it's resourcefulness.
Ve sonrasında duygu yapacağımız şeyi yaratır.An emotion creates what we're going to do, or the action.
Ya kendi kültürlerini yaratmak yerine o kararı verselerdi? Dünya nasıl olurdu?What if they made that decision versus to build their own culture?
Bu çelloyla sınırsız olanaklar yaratmak istiyorum.I want to create endless possibilities with this cello.
Görsel işlere karşı kendime has yaratıcı bir yaklaşımım var.So I have a particular imaginative approach to visual work.
Sonuç olarak benim amacım beklenmeyen bir şey yaratmak.So ultimately, my goal is to create something unexpected.
Sonunda bu tekniği bir çizim yaratmak için kullandım.And eventually I used this technique to create a piece of artwork.
"Thing in My Life I've Learned So Far" için altı çalışma yaratmakta kullandım."Things in My Life I've Learned So Far."
Şuna inanıyorum ki, toplumda gerçek yaratıcı görsel işler çok önemlidir.But I've come to believe that truly imaginative visual work is extremely important in society.
Vucudu ve yaratigi ben yaptim -- birazdan göreceksiniz.I did the body and creature -- well, you'll see.
Bunlar oldukça sevimli yaratıklar.So they're really sweet little guys.
Biz de umuyoruz ki, sevebileceğiniz ufak yaratıklar tasarlayarak buna yardımcı olabiliriz.And we think we can help that out by having little creatures that you can love.
Öğrendiğimiz kuralları, insanların yarattığı kurallar olarak görebiliriz. -And all of those rules we learned, you can kind of view them as human-created rules.
ABD ekonomisinin geleceğini yaratanlar buradaki gibi bir grup insan.It's groups like that in this room that generate the future of the U.S. economy.
Ve biz de bu nedenle Ushahidi'yi yarattık.And thatʼs why weʼve created Ushahidi.
Onun yanında olmanın bende nasıl bir etki yaratacağını bilmiyordum.I didn't know how I'd react to being next to her.
Daha önce kendimi yaratıcı bir insan olarak hiç düşünmemiştim.I had never before thought of myself as a creative person.
Bir sakatlanma durumunda kendilerini onarmak uzere yaratilmislar.They're designed to recover from an injury.